BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ANKARA NOTLARI / Halkımızdan Gerçekleri Saklayamayız

ANKARA NOTLARI / Halkımızdan Gerçekleri Saklayamayız

Vatandaşa devlet güven vermeli. Bırakınız yabancı sermayeyi artık yurt dışındaki yerli sermaye de gelmiyor. İnsanlar devletine güvendiği zaman zarar etmeyeceğini görmeli, bilmeli, devlet kendi insanına bu güveni vermeli... İnsanları ticaret hayatına atılabilmeleri için motive etmeli devlet...
Kemal Ogansoy



Prof. Dr. Robert B. Solow Nobel Ekonomi ödülü sahibi bir iktisatçı. Türkiye’ye geldi ve IMF ile yürütülen ekonomik programın mutlaka tekrar gözden geçirilmesini söyledi. 11 Eylül’den sonra Türkiye’de birçok şey değişti. Bunları IMF’ye anlatmamız ve programı değiştirmemiz gerektiği konusunda yorumlarda bulundu. Ayrıca dünyaca ünlü Yatırım Bankaları ve ekonomistler Türkiye için uyarılarda bulunuyorlar... Merrill Lynch, Türkiye’nin şu anki konjonktürde risklerinin çok arttığını raporlarında belirtiyor... UBS Warburg, Deutchce Bank aynı uyarılarda bulunuyorlar. Arupa Birliği’ne dahil olan ülkelerin de ekonomik durgunluk içinde bulunmalarının Türkiye için büyük tehlike olduğunun altını çiziyorlar. İkinci büyük bir krizin yaklaşmakta olduğunun sinyallerini veriyorlar... Bu arada siyasi partiler de içten içe kaynıyor, her an bir baskın seçim ihtimali de var. Türkiye’nin rakamlar ile ekonomik durumu Günde 16.2 trilyon, borç faizlerine gidiyor. Toplanan vergilerin % 51’i sabit gelirlilerden karşılanıyor. Toplam verginin % 66’sı iç borç faizine gidiyor... Türkiye’de çalışan her 1 kişi 2.4 emeklinin ücretini karşılıyor. Çocuk işçi çalıştıran ülkeler arasında % 24 ile dünyanın dördüncü ülkesi konumundayız. Kişi başına alkol tüketiminde dünya üçüncüsüyüz. Son üç yılda uyuşturucu kullanımı ülkemizde % 350 arttı. Günlük üretilen 60 milyon ekmeğin % 10’u israf ediliyor... Türkiye’de 400 bin kahvehaneye karşılık 350 kütüphane olduğunu biliyor musunuz?.. Türkiye’nin “Dünyada para birimi en düşük ülke” olarak rekorlar kitabına girdiğini duymuş muydunuz? Enflasyon verileri Yıllık bazda Şubat ayında % 26 iken Ağustos ayında % 70’e çıktı... Hazine iç borçları son aylarda 6 katrilyon civarında artmaya başladı... Milli gelirimiz yılın üç ayında % 11 .8 azaldı... Reel ücretler % 20 civarında düştü... Milli paramızın biz de tedavülde olmasını istiyoruz ve buna destek veriyoruz... Yalnız bu işin bir de ‘ama’sı var. O da şu. Doları bırakın TL’ye geçin demek için de yürek ister. Doların tüm bu verilerden sonra düşme ihtimalinin olmadığını düşünüyoruz. Dolar geri gelmez... Biz bu sütunlarda halka dolarınızı satın dersek ve bir savaş ihtimalinde dolar tahminlerin çok ötesinde bir artış yaparsa, örnekleyecek olursak dolar bir anda 10 milyon lira olursa bize niye dolarımızı sattırdınız diye okuyucu hesap sormaz mı? Bunun anlamı okuyucuyu yanıltmak olmaz mı? Bizim amacımız okuyucuyu bilgilendirmek ve tasarrufları konusunda kararı kendilerine bırakmak. Onları yanıltmamak olmalı. Müteşebbis ruh yok olma yolunda Buna bir anlamda girişimci ruh da diyebilirsiniz... Ocak ve Şubat ayında kriz tepe noktalarına geldi. Yatırımcılar mal satamadılar. Halen de mal satamıyorlar. Çünkü talep yok. Bulunduğunuz il ve ilçelerde sanayi çarşılarına bir gidin. Esnaf öğleden sonra saat dörtte dükkanını kapayıp gidiyor. Ne arayan var ne soran. Çarşıya çıktığınızda mağazaların vitrinlerine asılı kağıtları bir inceleyiniz, “Battık kapatıyoruz”... “Bittik kapanıyoruz” gibi çok hüzünlü kelimeler. Bunlar piyasanın durumunu tek kelime ile anlatan sözler. Dahasına ne hacet... Vatandaşa devlet güven vermeli. Bırakınız yabancı sermayeyi artık yurt dışındaki yerli sermaye de gelmiyor. İnsanlar devletine güvendiği zaman zarar etmeyeceğini görmeli, bilmeli, devlet kendi insanına bu güveni vermeli. İnsanları ticaret hayatına atılabilmeleri için motive etmeli devlet. Vergileri yükselteceğine indirecek, asgari ücreti vergilendirmeyi bırakacak, sokaktaki insana güven verecek, verecek ki parasını getirsin reel ekonomiye bir şekilde enjekte etsin. İnsanları korkutmayalım. Para ürkektir. Hemen kaçar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT