BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

‘Hizmette sınır yoktur’ felsefesi / Geçtiğimiz aylarda X bir Türk firması ile X bir ülkeye gitmiştik. Türk firmasının, Türkiye’deki işlerini yürüten ajans, yurtdışı organizasyonunun altından kalkamayacağına inanmış olmalı ki, o ülkedeki hizmet kısmını yabancı bir hizmet sektörüne devretmişti. Gittiğimizde gördük ki, kusursuz bir hizmet akışı vardı. O zaman şunu düşünmüştük: “Bu kadar basit bir organizasyonun altından niçin bir Türk şirketi kalkamasın ki!”Bu sorumuza daha bir kaç ay geçmeden, en iyi cevabı aldık. ABH Turizm Temsilcilik ve Ticaret A.Ş. adı altında faaliyet gösteren ve ünvanını Ayşe Yağcı, Bozkurt Cendey ve Hakan Hızar adlı ortakların baş harflerinden alan organizasyon şirketi, Ukrayna’ya yapılan gezide, bu işi “Türkler’in de en iyi şekilde yapabileceğini” ortaya koydu. Bu isimlere bir de rehber Emre Mangaloğlu’nu eklersek, Jules Verne ile, “hizmette sınır yoktur” felsefesinin hayata geçirilişinin bir örneğini yaşadık. Türkiye adına, böyle profesyonel ve işini iyi bilen kuruluşların artması en büyük dileğimiz.



Zorlu Tekstil: Bizi, Laleli yaktı Yazılı ve görsel basında geçen hafta içerisinde, Zorlu Tekstil Grubu’nun lokomotifi olan Taç bölümünün markası Linens Mağazaları’nın, Ukrayna’nın başkenti Kiev’de hizmete girmesi haberlerini okumuşsunuzdur. Linens Mağazaları’nın Kiev’deki işletmeciliğini yapacak olan işadamı, ilginç ve acı bir gerçeği itiraf etti: “Ne yazık ki, Ukrayna’da Taç markası ürünleri Fransız markası olan Belair’in adı altında satıyoruz.” Bu konuyu hemen Zorlu Tekstil Grubu Koordinatörü Vedat Aydın’a sorduk... Vedat bey, “Haklı” dedikten sonra anlatmaya başladı: “Ukraynalılar’ın yıllardır Laleli piyasasından aldıkları ürünler bu olayda başrol oynamış. Buralardan alınan malları Ukrayna’ya getirenler zamanla bunların gelişigüzel üretilen tekstil ürünleri olduğunu görmüşler. Yıllar içerisinde ‘Türk malı kalitesiz’ imajı burada iyice yerleşmiş. Bu imajı bir anda yıkmak kolay değil. Evet, Kiev’deki mağazamızda yine Türk malı olan Taç ürünlerini sunacağız ama Fransız markası altında satacağız. Zamanla bu imajı yıkabilirsek, ‘Türk Malı’ diye Taç’ları pazarlayabiliriz. Ancak şimdilik bu imaja karşı koyamadık ve Fransız Belair markası adı altında Türk ürünlerini satan bir mağaza açmak zorunda kaldık.” Vedat Aydın, ayrıca, Ukrayna’da yeni mağazalar açmaya hazırlansalar bile, ilk etapta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir mağaza açma girişimleri olduğunu söylüyor. “Oraya da mı Fransız Belair adı ile gideceksiniz?” diye sorulduğunda Aydın, yine aynı şeyleri anlattı.Alın size, Laleli piyasası neden çöktüğüne dair, acı bir anekdot.Kiev’de Vedat Aydın’dan bunları dinlerken gözümüzün önüne bir anda Laleli piyasası geldi.Bir zamanlar Doğu bloku insanlarının alışveriş için cıvıl cıvıl doldurduğu bu piyasanın şimdi neden “sinek” avladığını daha iyi anladık. Laleli’de, yıllardır Doğu Bloku ülkelerinin vatandaşlarını “yolunmaya hazır tavuk” gibi görenler, şimdi çektikleri sıkıntının kendilerinden kaynaklandığını sanırız çok iyi anlamışlardır. Görünen o ki, “Türk malı kalitesizdir” imajını yıkmak bayağı zaman alacak. Zorlu Holding gibi bir grup bile bu imaja direnemiyorsa, gerisini siz düşünün. Vedat bey ilginç bir not daha aktarıyor. Dış sermayeye şimdilik kapalı bir görüntü çizen ve “ürken” Ukrayna, Zorlu Grubu’nu kendisi davet etmiş.Vedat Aydın, “Ukrayna nezdinde Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu’nun ayrı bir yeri var. Kendisine çok güveniyorlar, farklı olduğuna inanıyorlar ve her şeyden öte Zorlu’ya güveniyorlar. Türk malı esprisinden öteye Zorlu’nun ismini bir güvence olarak görüyorlar” diyor.Bu bilgiye sevinsek mi üzülsek mi, bilemiyoruz.Türk işadamının başarısı penceresinden baktığımızda, gururlanıyoruz, seviniyoruz. Dışarıda “Türkiye Devleti” olarak değil de işadamları düzeyinde kabul gördüğümüzü aklımıza getirince de, gururumuz zedeleniyor, üzülüyoruz. Çikolata demek Golden demekti Muhabir arkadaşımızın getirdiği bir bilgi beni çocukluk günlerime götürdü. Arkadaşımız, “Golden Çikolata, konkordato istemiş” diye anlatmaya başlayınca, içim şöyle bir ‘cız’ etti.Türkiye’nin en eski gıda şirketlerinden biri olan ve 1940 yılından beri Türk halkına çikolata yediren Golden Çikolata, ekonomik kriz mağduru olmuştu. Borçlarını ödeyemiyordu. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Başkan, geçtiğimiz günlerde Şişli Birinci İcra Tetkik Merci Hakimliği’ne “konkordato” dilekçesini vermişti. Yazık, çok yazık...İçim ‘cız’ etti demiştim ya...Çocukken harçlığımızla ilk yaptığımız işlerden biri hemen bir Golden Çikolata almak ve bir köşede keyifle yemekti.Bizim için çikolata demek Golden demekti. Hangimiz Golden Çikolata tatmadan büyümedi ki? Bize ait bazı değerlerin daha fazla yitirilmemesi için, şu ekonomik krizin bir an önce sona erdirilmesini dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor. İETT artık lüks mü sayın Başkan? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, 1998’in Kasım ayında koltuğa oturdu. İşbaşına geldiğinde İETT otobüs bilet fiyatları 130 bin liraydı. Daha görevde üç yılını doldurmadan yaptığı peş peşe zamlarla bilet fiyatları geçen hafta itibariyle 750 bin liraya yükseldi. Yapılan uygulamalar gösteriyordu ki, “Vatandaş, otobüse binme de nereye binersen bin!” Son zamlardan sonra bir okuyucumuz aradı ve şunları söyledi: “Sayın Başkan, bu zamlarla ne yapmak istiyor? Otobüslerimize binmeyin de minibüslere mecbur mu kalalım, deniliyor? İETT bizim için artık lüks araç haline geldi. Toplu ulaşım amacından saptı. Otobüslere binmeye korktuğumuz için gidip minibüslere biniyoruz. Üstelik bir kümes hayvanı gibi 14 kişilik minibüse tıka basa 25-30 kişi dolduruluyoruz. Ne belediyeden ne de trafikten minibüslere yönelik en ufak bir uyarı ve ikaz yok. Bile bile bu kümese tıkılıyoruz. Çünkü başka çaremiz kalmadı. Minibüslerde indi-bindi 350 bin lira, İETT’de 750 bin lira... Yani bir bilet yarım ABD Doları’na eşit. Bu ne anlama geliyor, diye Başkan Gürtuna’ya sormak istiyoruz.” Burada biz de bir parantez açmak istiyoruz: Gördüğümüz o ki, minibüslerin çalıştığı güzergahlarda İETT otobüsleri çok seyrek sefer yapıyor. Otobüs geldiğinde de zaten dolu oluyor ve insanlar sanki “tavuk” taşınır gibi tıka basa yolculuk etmek zorunda kalıyor. Acil işi olan vatandaş ise, otobüs beklemektense minibüsü tercih ediyor. Soracağımız o ki sayın Başkan, otobüs seferlerini artırmak bu kadar zor bir şey mi? Evet sayın Başkan, İstanbul’da durum bu halde... Belediyenin, asli görevinin, “kâr” gütmekten öte, “hizmet sunmak” olduğuna inanıyoruz. Damat-Tween Abu Dabi’de Orka Group uluslararası markaları Damat -Tween, yurtdışındaki 20. mağazasını Abu-Dabi’de açtı. Yaklaşık 2 sene süren fizibilite çalışmalarının ardından Abu-Dabi’nin en güçlü firmalarının sahibi Matar Al Muhairy tarafından Al Muhairy Center’da açılan Damat-Tween mağazası 200 metrekare alana sahip. Şehrin en şık alışveriş merkezinde yer alan Damat-Tween, Hugo Boss, DKNY, Thierry Mugler gibi dünyaca ünlü moda evlerine de komşu oldu. Gülpembe Çocukevi miniklerin üniversitesi İhlas Marmara Evleri’nde kurulu olan Gülpembe Çocukevi, 2001-2002 eğitim yılına birbirinen çarpıcı yeniliklerle giriyor. Yabancı öğretmenler eşliğinde lisan dersleri, internet ortamında velilerin evden çocuğunu izleme imkanı ve ata binme gibi etkinliklerin yer aldığı yeni dönem hakkında bilgi veren Abdülkadir Karakaya, hedeflerinin çocukların bilimsel ortamda sevgi ve şefkatle eğitimlerine yardımcı olmak olduğunu söyledi. Atlas ve Galaxy ile internet daha kolay Atlas Online ve Galaxy Card işbirliği 9. ayını doldurdu. İnternet erişim fiyatlarının artış gösterdiği kriz döneminde Atlas Online tarafından Galaxy Card kullanıcılarına sağlanan ömürboyu bedava internet hizmeti talep görmeye devam ediyor. Galaxy Card sahipleri, kartlarıyla 100 milyon TL’nin üzerinde yapacakları harcamalar sayesinde Atlas Online’dan internete bağlanıyorlar. TNT’den Kişisel Dijital Asistan Global ekspres kurye şirketi TNT, bir ilke daha imza atarak mobil bilgi aktarımı sağlayacak olan kişisel dijital asistan PDA’yı (avuç içi bilgisayarı) müşterilerine sundu. İnternet ve e-mail servisleriyle bir çok bilgiyi anında müşterilerine aktaran TNT, PDA servisi ile de müşterilerinin gönderileri ile her tür sorularını anında cevaplamayı hedefliyor. TNT müşterileri kişisel dijital asistanları PDA sayesinde, gönderilerin nerede olduğunu, ücretlerini, teslimat detaylarını ve TNT Express ile ilgili haberleri her an, her yerde öğrenebilecekler. Sürat Bilgisayar kendini yeniledi Sürat Bilgisayar, tüm bilişim sektörü açısından bir değişim ve gelişim yılı olarak yaşanmakta olan 2001 yılında, kendi kurumsal oluşumunu da yeniden yapılandırdı. Quasar marka bilgisayarların üreticisi olarak müşterinin sektörel ihtiyaçlarına cevap veren bir firma kimliğiyle yola çıkan Sürat Bilgisayar, yeni dönemde yeni bir stratejiyle ürün ve müşteri odakli bir anlayışı benimsedi. Sürat Bilgisayar, yeni açılımları çerçevesinde vizyonunu; bilgi teknolojilerini, kolay, güvenli, ekonomik ve kaliteli bir şekilde herkes için ulaşılabilir hale getirmek olarak tanımlıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT