BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Terör trajedisi ve develerin kaderi!.

Terör trajedisi ve develerin kaderi!.

Amerika Birleşik Devletleri (Sayın Ecevit’in deyimi ile Amerika Büyük Devletleri) Başkanı George W. Bush’un, New York ve Washington’a yapılan terör eyleminin şokundan hâlâ kurtulamamış gibi bir hali var.. 11 Eylül’den bu yana bu kadar zaman geçti. Hâlâ olayın ele başıları veya azmettiricilerin kimlikleri hakkında tam bir bilgi veya delil yok!.



Amerika Birleşik Devletleri (Sayın Ecevit’in deyimi ile Amerika Büyük Devletleri) Başkanı George W. Bush’un, New York ve Washington’a yapılan terör eyleminin şokundan hâlâ kurtulamamış gibi bir hali var.. 11 Eylül’den bu yana bu kadar zaman geçti. Hâlâ olayın ele başıları veya azmettiricilerin kimlikleri hakkında tam bir bilgi veya delil yok!. Anlaşılan orada da inisiyatifi medya ele almış, araştırmaları, soruşturmaları o yapıyormuş gibi bir hava var ortalarda!.. Vakit geçiyor. Böylesi vahşice bir eyleme karşı vakit geçirmeden anında bir mukabele yapılamaz mı idi? diye düşünüyoruz. Zira her mukabelenin etkinliği büyük ölçüde bu unsurda yatar. Bütün kuşkular, şimdiki halde mel’aneti ve ABD’ye kin ve düşmanlığı bilinen ve yakın geçmişte Amerika’nın bazı büyükelçiliklerine yaptırdığı benzeri eylemlerle denenmiş Suudi kökenli Usame bin Ladin üzerinde toplanıyor. Adam akla gelmeyecek ölçüde zengin, adam mel’un, adam hain ama yalnız olmadığı da ayan beyan belli.. İran-Pakistan-Afganistan üçgeni içinde. Sünni-Şii ayrılığını ölümcül bir düşmanlığa çeviren bu adam şimdilerde Afganistan’a hakim bulunan Taliban korumasında yaşıyor ve eylemlerini oradan sürdürdüğü söyleniyor. Terörü, kimileri besliyor, kimileri koruyor, başka birileri de akıl ve şuurdan yoksun nasıl olursa olsun, kim olursa olsun vuruyor öldürüyor!.. Buna karşı da kimse bir şey yapamıyor!.. ABD Hükümeti şimdiki halde Bush dahil, beş kişi tarafından yönlendirilip yönetiliyor. Amerika’da, kuruluşundan beri yönetim, “Wasp” diye bilinen “Beyaz-Anglosakson-Protestan”ların tekelinde sayılır. Şimdilerde ise beş kişiden ikisi, Dışişleri Bakanı W. Powel ile dış politika üretici ve yöneticisi bayan Condoloezza Rice koyu renkleri bakımından bunlardan ayrılıyor. Amerikan mukabelesinin gecikmesi belki de gerekli tedbirlerin tam olarak alınması, en ufak bir hata veya başarısızlık olanağının bertaraf edilmesi kaygısından kaynaklanıyor olmalıdır diye düşünüyoruz.. Şimdiki halde terörün, yuvasında sadece hava ve füze harekatı ile yok edilmesi planlanıyor olmalı. Pakistan-Afganistan ve İran üçgeni arasında geniş bir coğrafyada bir terörist avı nasıl gerçekleşecek göreceğiz.. Bunun için hata payını sıfır yakınlarına indirecek ince hesaplar yapılması gerekiyor.. Ancak öte yandan da acele edilmesi lazım. Daha da çok beklemek, mevcut reaksiyonun aşınmasına, azalmasına, ve dolayısı ile kimi çevrelerde acımaya, hatta bazı hallerde olumsuz tutumlara bile sebep olabilir. Develerin kaderi Başkan Bush, başta kendisi olmak üzere bütün Amerika ve Türkiye dahil tüm Batı dünyasının nefret ettiği Usame bin Ladin’in fotoğraflarına bakarak onu vaktiyle çocukluğunda Florida hayvanat bahçesinde gördüğü bir deveye benzetmiş olmalı ki, Ladin şahsında simgelenen tüm terör hareketlerinin kökünü kazımak için gerekli bütün tertiplerin alınmasını istemiş. -Ben develeri severim. Dilimizde ve dinimizde sevilen ve saygın bir yeri olan bu mazlum yaratıkların nostalji yüklü serencamını bir gün ayrıca yazmak isterim- Sanırım Ladin gibi bir adamı Başkan Bush’un masum develer ile bir tutması, bir dil sürçmesi veya olayın ilk şoku ve şaşkınlığı içinde söylenmiş bir sözdü. Ne ise ki hata çabuk anlaşıldı, yanlış düzeltildi. Zaten dünyada sayıları giderek azalan bu sevimli, saygın yaratıklar terörün ünlü Amerika saldırısı yüzünden genocide dramından böylece kurtulmuş oldular. Terör sonrası dünyanın hali.. Develer kurtuldu. NATO birden eski saygınlığına kavuşur gibi oldu. Yer yer, bölge bölge uluslararası teröre karşı koalisyonlar kuruluyor. TV’lerde haber yayınları dinlenirken nefesler tutuluyor.. Batı dünyası dediğimiz bölgedekiler arasında engeller, anlaşmazlıklar yavaş yavaş kaldırılır veya ertelenir gibi oldu. En azından eski önceliklerini yitirdiler. Bu hava içinde teröre karşı bir koalisyon oluşturulur iken, farkında olmadan şu “küreselleşme” diye bilinen “yeni düzen”in de yavaş yavaş içine doğru adım atmış oluyoruz. Gerçekten de bir şeylerin değiştiğini hissediyoruz. Dünyada siyasi kutuplar, koordinatlar değişiyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak..Kimilerine göre İkinci Dünya Savaşı’nın duraklamalarını, artıklarını yaşıyoruz: Kimi, başkalarına göre üçüncü bir dünya savaşını simgeleyecek senfoninin ilk enstrüman akortları yapılıyor!.. Her iki halde de Türkiye’nin halini düşünüyorum ve irkiliyorum... Şu arada yapılacak o kadar çok işimiz var ki.. Yapılacak işlerin en önemsiz görüleni bile bütün siyasi partilerin, asker ve sivil toplum kuruluşları dahil, tüm kamuoyunun sorumluluk taşımasını gerektirecek niteliktedir. Bu her şeyden önce toplumsal uzlaşma ve barış ister. Hükümet içinde koordinasyon ve bunu sağlayacak bir otorite ister!.. Politika dediğimiz, fırsatları iyi ve zamanında değerlendirebilmek sanatıdır. Dünyanın yuvarlak olduğu, Neron ile Epicted’in ünlü tartışmasından bu yana kimse tarafından tartışılmıyor. Ama yuvarlak dünyanın sivri çıkıntıları, derin çukurları olduğu da tartışılamaz. İşte bu olaylar arasında, fırsatını bulup “Momentum”u yakalayabilmek, değerlendirmek askıdaki problemlerimizi (Kıbrıs’tan, AB’ye kadar, ekonomik, mali ve siyasi) çözüme kavuşturabilmek “Devlet” yönetmenin birinci koşuludur. İsmet Paşa, Atatürk’ün vefatından sonra bunu kavrayabildiği ve gerçekleştirebildiği için İsmet Paşa olabilmiştir!.. Şimdi Paşa’nın yerinde ve makamında yetiştirdiği ve “umut” bağladığı biri oturuyor. Yaşı da ustasınınkine yaklaşmış durumda.. Umarız ki ondan öğrendiklerini gerçekleştirivermek cesaretini de gösterir.. Bu dünya umut dünyası.. Umut da şu fakirin ekmeği sayılır!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT