BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Müslüm Dede bir müddetten beri rahatsızdı... Camiye cemaate gidemez olmuştu. Harman tarafındaki odasında başının altına kalınca bir yastık konmuş, Hatip’le dertleşiyordu. Hatip Karacabelen’in en bilge ferdiydi...



Küçümseyen bakışlarla süzdü adamlarını!.. Abuzer, emirlerini sıralıyordu: - Hurşit de bizimle gelsin, bakıyom Hüseyin’in köye gelmediğine memnun gibi bir hali var Hurşit’in. Söyle ona Hüseyin bu dünyada nefes alırken ırahat yüzü yok kimseye. İsdanbul’da ister kim vurduya getirip gebertsin, isterse göstere göstere vursun ama tez elden bu işi bitirecek, tetiği o çekecek yaşı ufak nasıl olsa. Fazla ceza yemez. - Münasiptir ağam... Abuzer İstanbul yoluna çıkmadan önce Müslüm Dede’yi bir kez daha yoklamanın faydalı olacağına inanıyordu. Belki oğlundan bir haber almış olabilirdi. Körüklü çizmelerini giyip bahçeye indi. Bahçede onun iki dudağı arasından çıkacak emirleri bekleyen adamları bir anda toplanarak önünde el pençe divan durmuşlardı. Her zaman olduğu gibi küçümseyen bakışlarla süzdü adamlarını. Mihriban ve çocukları kaçtıktan sonra adamlarına hiç itimadı kalmamıştı. - Ülen Hurşit sen beniminen gel.. diye talimat verdi. Hurşit üç kişinin içinden kendini seçmesine sevinerek Abuzer’in ardına düşmüş, ağasına Jipin kapısını açmıştı. Abuzer’in jipi Karacabelen’in tozlarını kaldırarak kısa zamanda Müslüm Dede’nin hanesinin önüne varmıştı. Abuzer’i orda görenler gene tedirgin olmuş, zavallı Müslüm Dede’ye acımaya başlamışlardı. Her zaman yaptığı gibi yaşlı adamın kapısını tekmeyle açtı. Müslüm Dede bir müddetten beri rahatsızdı. Camiye cemaate gidemez olmuştu. Harman tarafındaki odasında başının altına kalınca bir yastık konmuş, Hatip’le dertleşiyordu. Hatip Karacabelen’in en bilge ferdiydi. Yıllarca bu köyün fahri imamlığını yapmış, camiye kadrolu imam tayin edildikten sonra da köy halkına her konuda yardım etmeye devam edegelmekteydi. Köyde birisi hasta mı oldu, Hatip çağırılır Kur’an-ı kerim okutulur, onun duası istenirdi. Müslüm Dede’nin akranıydı. Karacabelen’de Hatip’in uygunsuz bir iş yaptığı görülmemişti... Abuzer tekmeyle girdiği bu evde Müslüm Dede’nin yanıbaşında Hatip’i görünce sıkılmıştı. Müslüm Dede Abuzer’in yıllarca verdiği sıkıntıya alıştığı için hiç aldırış etmiyordu. Abuzer önce Hatip’i süzmüş, yan gözle hasta yatağında yatmakta olan Müslüm Dede’ye bakmış içi burkulmuştu. Şimdi Hatip gibi bir adamın yanında Koca Müslüm’ü sorgulamak yakışıkalır mıydı? Onun bu tereddüt halini farketmişti Hatip: - Ne o Abuzer selam vermek yok mu? .. diye iğneledi onu. Abuzer ne söyleyeceğini bilmez vaziyetteydi. Buraya Koca Müslüm’ün kafasını gene suya sokup Hüseyin hakkında bilgi almak maksadıyla gelmişti. - Selamün aleyküm Hatip Emmi, gusura galma, diye kekeledi. - Ve aleyküm selam Abuzer gel otur bakalım! Abuzer o kadar zor durumdaydı ki. Kanlısının evinde nasıl oturabilirdi, bu mümkün değildi. Hatip Emmiye çok büyük saygısı ve hürmeti vardı. Babasının cenazesini o yıkamış, telkinini o vermişti. Gene Hüseyin’in vurduğu kardeşi İbrahim’in kanlı cesedini o yıkamış tüm sülaleyi teselli etmişti. Bu insana saygısızlık yapmayı katiyetle düşünemiyordu. * DEVAMI YARIN Yazan: KEMAL ARKUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT