BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Özürlüler dilensin mi?

Özürlüler dilensin mi?

22 Mayıs 2001’de “bana 3 ay zaman verin bu durumu düzelteyim” demiştiniz. Ama yine aynı şey oldu... Maliye Bakanlığı, kadrosunda bulunan 1783 özürlü açığını kapatmak için ilk sınavı 22 Mayıs 2001 tarihinde açtı. Bu sınavla alınacak özürlü sayısı 1783 üniversite ve yüksek okul mezunuydu. Sınav Ankara’da yapıldı. Sınava girenlerin sayısını tam bilmiyorum ancak 300 kişi falan olduğunu söyledi görevliler.



Sayın Maliye Bakanı Sümer Oral, 22 Mayıs 2001’de “bana 3 ay zaman verin bu durumu düzelteyim” demiştiniz. Ama yine aynı şey oldu... Maliye Bakanlığı, kadrosunda bulunan 1783 özürlü açığını kapatmak için ilk sınavı 22 Mayıs 2001 tarihinde açtı. Bu sınavla alınacak özürlü sayısı 1783 üniversite ve yüksek okul mezunuydu. Sınav Ankara’da yapıldı. Sınava girenlerin sayısını tam bilmiyorum ancak 300 kişi falan olduğunu söyledi görevliler. Sınav sonucu 3-4 saat sonra açıklandı. Kazanan sayıs 42 idi ve ne kazananların ne de kaybedenlerin puanı belliydi. Yapılan bu haksızlıktan dolayı o gün Maliye Bakanlığı önünde saatlerce bekledik ve bu işin düzeltilmesi için çalıştık. Sonunda Sayın Bakanımız Bakanlığa geldi, sınava giren 5 kişiyle görüştü. Onlara “böyle sınavlarda 70 puan barajı var, 70 puandan düşük alanlar kazandı denemez” diye bir açıklamada bulundu. Şimdi soruyorum, bu kanun sadece Maliye Bakanlığı için mi geçerli? Her sene görüyoruz, Milli Eğitim Bakanlığı boş öğretmen kontenjanını doldurmak için sınav açıyor ve o sınav sonucunda alınacak öğretmen sayısına ve o branşta giren öğretmen sayısına göre her branşın taban puanı değiştiriliyor. Bazı branşlarda 50 puan, bazılarında 60, 70, bazılarında baraj da olmuyor. Bu durumda ya Maliye Bakanlığı kurallara uymuyor, veya Milli Eğitim Bakanlığı. Sonra Sayın Bakan 22 Mayıs’ta yapılan sınavda kazanan 42 kişiyi mülakatta kazandıracağına ve göreve başlatacağına söz veriyor. Yine düşünelim, eğer mülakatta böyle bir yetkisi varsa yazılıda da vardır. Ya da mülakat sınavları iş olsun diye yapılıyorsa, buna ne gerek var. Orada sınava giren bir arkadaş 2 sene önceki sınavı kazanmış, ancak hâlâ tayini yapılmamış. Öyle bir sınav oldu ki puanlarımızı bilmiyoruz ve çok kısa bir sürede açıklanmış olmasından dolayı, “acaba sınav formaliteydi, kazanacak 42 kişi belliydi ve sınavdan kısa bir süre sonra da bunların isim listesi ilan mı edildi?” diye geliyor insanın aklına. Son olarak bakanımız “3 ay süre verin bu kanunu düzeltmeye çalışacağım” dedi. 19 Eylül’de yeniden sınav açıldı, sevinerek sınava girdim, verilen sözler tutuldu diye... Sınav bu defa bazı illere dağıtıldı ve sonuçlar da aynı gün açıklanmadı. Telefon edip sınav sonucunu sordum, kazanamamışım. Kaç puan aldığımı sordum, “o belli değil” dendi. Bu sınavla da yüksek okul ve fakülte mezunu 1000 kişi, lise mezunu 741 kişi alınacaktı. Bu sınava giren kişi sayısını bilmiyorum, ancak 2000 yılında yapılan işçilik sınavına giren yüksek okul ve fakülte mezunu özürlü sayısı 900 civarındaydı. Bu açık olan kadroların boş kalmasında, kimin kârı var? Halkın işleri aksamayacak mı, bizler işsiz ne kadar işsiz dolaşacağız? Biz ne yapalım, özürlüyüz; ama elimizden geldiği kadar okumuş, kendimizi yetiştirmişiz, ancak iş bulamıyoruz. İlla her özürlü dilenci mi olmak zorunda, illa herkese el mi açmamız lâzım? Ben bilgisayar programcısıyım, ama işsizim. Almanya bilgisayar bilen gençleri ülkesine çalıştırmak için kabul etmeyi düşünüyor, ama Türkiyemiz’in, elindeki bu tür kalifiye elemanları koruma gibi bir durumu söz konusu bile değil. Lütfen bizlere bir iş verin. Kendi adıma söylüyorum; vereceğiniz işi yapamazsam, memnun kalmazsanız, görevime son verebilirsiniz... ¥ Harun Temizel - Kadirli - OSMANİYE Ekmekte karne dönemi mi geliyor? Bildiğiniz gibi, vatandaşın bu ekonomik krizde rahatça yiyebildiği tek madde olarak ekmek vardı. Şimdilerde onu da rahat rahat yiyemez oldu. Halk Ekmek’teki fiyatlar, fırınlarda satılan ekmeğin yarısı kadar, şimdilik tabii. Bu ortamda o da fazla tutunamaz. Millet sırada perişan oluyor, kimse istediği kadar alamıyor. 4 tane bazen 3 tane, karneyle ekmek dönemi başladı artık. “Annemden kalma bir karne evde halen duruyor, yine geçerli olur mu acaba” diye soruyor vatandaş. Vatandaşın karnı aç, parası yok, insanları gördükçe bir öğrenci olarak yarınlara umutla bakamıyorum doğrusu. Babalarımızın zamanında olduğu gibi, şimdi de biz aynısını yaşayacağız galiba... Ekmeğe gelen zamdan çok, ülkemizin dışarıdan buğday alması beni üzüyor. Kimse kimseyi kandırmasın, Türkiye üzerinde çok kirli oyunlar oynanıyor. Çiftçiye buğday, tütün, şeker pancarı ektirilmiyor... ¥ İsmi mahfuz Bu kadarı da fazla değil mi? Polatlı Bağ-Kur Şubesi’nde ekstra çektirdim. 1 milyon ekstra pulu, 1.700.000 lira yardım pulu, 5 milyon da “Sosyal Güvenlik Tam Otomasyon Kitapçığı” bedeli olarak 7.700.000 lira ödedim. Pul paralarını anladık da, 15 sayfalık bir kitapçık için alınan 5 milyon fazla değil mi? Bu kitabı almak istemediğimi belirttim, ama almak zorunda olduğumu söylediler. Zorla satıyorlar. Bağ-Kur’luya bu 15 sayfalık kitapçığı 5 milyona zorla satmak doğru mu? ¥ Ahmet Aktaş - POLATLI
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT