BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstişarenin önemi

İstişarenin önemi

Danışılarak yapılan işin neticesi hayırlı olur. Elbette sonunun hayırla mı, yoksa şerle mi biteceğini bilemeyiz. Ancak olmasını şiddetle arzu ettiğimiz bir iş, bizim için çok tehlikeli olabileceği gibi; aksine olmamasını istediğimiz bir iş, bizim için çok hayırlı olabilir...



Maalesef toplumumuzun hangi kesimine bakarsanız bakın -iş adamlarımız, idarecilerimiz, din görevlilerimiz, sade Müslümanlarımız- “En iyisini ben bilirim, benden başka bu işi bilen yoktur. En güzelini ben yaparım” zihniyetini görürsünüz. Herkeste, kendisinden başkasını aşağılama, küçük görme fikri hakim. Batıda ise, tam tersine; başkasına saygı, insan haklarına riayet, aşağılamama gibi insani değerler zirvede. Son yıllarda çok yaygınlaşan, “Başarılı olma” üzerine yazılmış, Batı menşeyli kitapların ortak ifadesi şu: “İşinizde ne kadar tecrübeli olursanız olun, başkasından fikir almayı unutmayın! Fikir aldığınız kimseler ne kadar çok olursa o kadar başarıyı yakalama şansınız olur.” Ne garip ki, bizim yapmamız gereken şeyleri onlar yapıyor ve bize de tavsiye ediyorlar. Danışmayı prensip edindikleri gibi, bir yanlışından dolayı birisi kendisini ikaz etmişse, ona kızmak yerine, teşekkür ediyorlar. Bir toplum bu kadar nasıl değişir, değerlerinden nasıl uzak kalır anlaşılır gibi değil. Halbuki, İslamiyette danışmanın, yanlışları ikaz etmenin ayrı bir yeri vardır. Dinimizde danışmak sünnettir. Danışmak insanı pişman olmaktan koruyan bir kale gibidir. Bir iş yaparken ehline sormaya “meşveret” veya “istişare” denir. Kur’an-ı kerimde “Yapacağın işi önce meşveret et!” buyuruluyor. (Al-i İmran 159) Yine Kur’an-ı kerimde, iyi kimseler, büyük zatlar övülürken de “İstişare ederek iş yaparlar” buyuruluyor. (Şura 38) İstişarenin önemi hadis-i şeriflerde de şöyle bildirildi: “İstişare etmek, pişmanlığa karşı kaledir.” “İstihare eden kimse, mahrum kalmaz, istişare eden pişman olmaz. İktisad eden darlık çekmez.” “Danışan pişman olmaz. İnsanı pişman eden, kendi görüşündeki ısrardır.” “Bir iş yapmak istiyen, o işi müslüman biriyle istişare ederse, Allahü teâlâ, o işin en güzelini ona nasib eder.” Kimlerle istişare yapılır? Herkesle istişare edilmez. İstişare edilecek kimsede şu vasıflar bulunmalıdır: İstişare edilen kimse akıllı olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Akıllıya danışıp onu dinliyen, doğruyu bulur, dinlemiyen pişman olur.” Dost olsa da cahille istişare etmekten sakınmalı, kendini beğenenden de uzak durmalıdır! Tecrübeli, işinin ehli olmalıdır! Çünkü, herşey akla, akıl da tecrübeye muhtaçtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Tedbirli kimse, işinin ehli olana danışıp, ona göre hareket eder.” Hazret-i Lokman Hakim de, oğluna buyurdu ki:” Yapacağın işi, daha önce bunu denemiş, tecrübeli kimselere danış! Çünkü onlar, kendilerine pahalıya mal olmuş doğru görüşleri sana bedava verirler.” İstişare edilen, ilim sahibi ve salih olmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Âlim ve abidlerinizle istişare edin! Kendi düşüncenize göre hareket etmeyin!” Hz. Ömer, “Allahtan korkanlarla istişare edin” buyurmuştur. “Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde bulamadığımız bir şey olursa ne yapacağız?” diye Peygamber efendimize sorulunca cevaben buyurdu ki: “O işi, salih olan âlimlerle istişare edin!” İstişare edilen, dost olmalıdır! Dost olmıyan kimseler, yanlış bilgi verebilir. Fikri kuvvetli, sıhhatli olmalıdır! Fikri dağınık, kaygılı kimselerin görüşü isabetli olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “İstişare edilen, güvenilen kimsedir, kendisine layık gördüğünü ancak başkasına tavsiye eder.” “Danışana bilerek yalan söyliyen ona hıyanet etmiş olur.” “Danışılan, güvenilir kimsedir. Biliyorsa söyler, bilmiyorsa sükut eder.” “Danışan yardıma kavuşur. İstişare edilen emindir.” Yani onun doğru söyliyeceğine ve sorulanı başkalarından gizliyeceğine emin olduğu kimseye danışır. Danışılan kimse, insanların halini, zamanın ve ülkenin şartlarını bilmelidir! Bu vasıfları bulunmıyan kimseye danışılması ve onun da cevap vermesi günah olur. Bilmiyenin “Bilmiyorum” demesi ilimden olup büyük fazilettir. İstişare ile yapılan iş, hatalı görünse de, sormadan yapılandan üstündür. Hikmet Ehli buyuruyor ki: Salihlerden sormaktan utanma ve yardım istemekten çekinme! Hep kendi düşüncesi ile hareket eden, doğruyu göremez. Akıllı ile istişare galibiyettir, ahmakla istişare mağlubiyettir. Her sanatı ehlinden öğren, her işi de ehline danış! Peygamber aleyhisselam eshabı ile istişare ederdi. Bazan bir iş için, akıl, takva, hikmet ve tecrübe sahibi on kişiye danışırdı. Bilinen şeyde istişareye lüzum yoktur. Fakat bildiğimizi zannettiğimiz nice şeyleri bilmediğimiz meydana çıkıyor. Danışarak yapılırsa hayırlı olur Bir iş, neticesine göre ölçülür. Sonu hayırla mı, yoksa şerle mi biteceğini bilemeyiz. Olmasını şiddetle arzu ettiğimiz bir iş, bizim için çok tehlikeli olabilir. Aksine olmamasını istediğimiz bir iş, bizim için çok hayırlı olabilir. Danışılarak yapılan işin neticesi hayırlı olur. Onun için “Danışan dağı aşmış, danışmayan düz ovada yolu şaşırmış” dedikleri gibi, “Meşveretsiz yapılan şeyden hayır gelmez” de demişlerdir. Kendi görüşünde direnen kişi bir başka fikre muhtaç olmaktan kendisini hiçbir vakit kurtaramaz. Danışma yolunu benimseyen kişi ise helakten korunmuş olur. Hikmet ehli buyuruyor ki: “ İşlerinde güçlükle karşılaşırsan akıllı kişilerin görüşlerine müracaat et. İstişareden kaçınma! Kendi görüşünle başbaşa kalıp pişmanlık duymaktan elbette daha çok iyidir. İstişare, doğru yolu bulmanın ta kendisidir! Her kim ki, kendi görüşünü beğenip başkası ile istişareye muhtaç olmadığını düşünse ve müşavereye lüzum görmese elbette yapacağı işte hata meydana gelir..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT