BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İhtiyacınızdan fazlasını almayınız!”

“İhtiyacınızdan fazlasını almayınız!”

Hz. Ebû Bekir ölüm döşeğinde iken, kızı Hz. Âişe yanına gelerek, “Ölüm gelip çattığı ve göğüs sıkıştığı vakit, artık servet bir fayda vermez” meâlindeki beytini okuyunca, Hz. Ebû Bekir gözünü açarak: “(Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiş.



Hz. Ebû Bekir ölüm döşeğinde iken, kızı Hz. Âişe yanına gelerek, “Ölüm gelip çattığı ve göğüs sıkıştığı vakit, artık servet bir fayda vermez” meâlindeki beytini okuyunca, Hz. Ebû Bekir gözünü açarak: “(Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiş. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir” (50-Kaaf: 19) ayetini okudu. Ve sonra da: “Şu iki elbisemi yıkayın, bunları kefen olarak kullanın. Zîra hayattakilerin yenilere ihtiyacı daha çoktur” dedi. Yine Hz. Âişe: “Yüzü suyu hürmetine yağmur yağan, yetimlerin baharı ve dulların koruyucusu” meâlindeki beytini söyleyince, Hz. Ebû Bekir: “O dediğin, Resûl-i Ekrem’dir” buyurdu. Ebû Bekir’in hastalığı ağırlaşınca yanındakiler: “Bir doktor çağıralım da sana baksın” dediler. Hz. Ebû Bekir: “Benim tabibim bana baktı ve ben dilediğimi yaparım diye söyledi” dedi. Selman-ı Farisî ziyâretine gelerek: “Bize öğüt ver” dedi. Hz. Ebû Bekir: “Allahu teâlâ size dünyayı fethettirecek, kapılarını açacaktır. Siz, ihtiyacınızdan fazlasını almayınız. Bilmiş ol ki, sabah namazını kılan kimse, Allah’ın himâyesindedir. Allah’ın hakkını küçümseme, zîra yüzüstü seni Cehennem’e atar” dedi. Hastalığı ağırlaşıp artık iyileşmek ümidi kesildiği vakit, Hz. Ömer’i çağırtarak ona şöyle öğüt verdi: “Bilmiş ol ki; Allahu teâlânın, insanlar üzerinde gündüzde hakkı var, onu gece kabûl etmez; gece hakkı var, onu da gündüz kabûl etmez. Farzlar ödenmedikçe nâfileleri kabûl etmez. Kıyâmet günü mîzânın ağır gelmesi, dünyada hakka uymak ve hakkı ağır getirmekle mümkündür. Ağır gelmesi için mîzânın hakkı, ona ancak hakkı koymaktır. Kıyâmet gününde terâzisi hafif gelenler, bâtıl olan şeye uyanlardır. Hafif gelmemek için mîzânın hakkı, ona bâtılı koymamaktır. Allahü teâlâ Cennet ehlini güzel amellerle, Cehennem halkını da çirkin işleri ile anmıştır. Onların iyi amellerini onlara iade etti de onlar birbiri arasında, “Ben falancadan iyiyim” dedi. Allahü teâlânın rahmet ve azab âyetlerini bir arada anmasındaki hikmet, kulun korku ve ümid arasında yaşaması ve kendisini tehlikeye atmayıp boşu boşuna Allaha ümid beslememeleri içindir. Şâyet bu vasıyyetime riâyet edersen, ölümden daha sevimli olarak ulaşacağın bir yitiğin olmaz ki, ölüm muhakkak seni de bulacaktır. Şâyet dediklerime riâyet etmezsen, ölümden daha arzulamadığın bir kaybın olmayacak. Hâlbuki o yine seni yakalayacaktır. Ondan kendini kurtaramazsın” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT