BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Küçük kızın yüzündeki ve önlüğündeki boyaları çıkarmak için çok uğraştı. Yüzündeki boya lekesi çıkmış ama önlüğünün arkasına yazılan “satılık eşek” yazısı çıkmamıştı. Bu önlükle çocuğun okula gitmesi mümkün değildi. Yeni bir önlük alacak paraları da yoktu...



Kara kara düşünüyordu Mihriban.. Hüseyin Yunus’un apar topar gidişine memnun olmadı. Bu Karadenizliler çok tiz insanlardı. İşlerini pratik ve çabuk görmeyi seviyor, haksızlığa tahammül gösteremiyorlardı. Fakat Yunus gidip çocuğu döverse gene kabak Hüseyin’in başına patlayabilirdi! Çok geçmeden Yunus kalfa geri dönmüştü. Hüseyin merak içinde sordu. - İnşaallah bir terslik olmadı galfam? - Ne tersliği olacak oğlum girdim sınıfa Turan çim diye sordim, yanıma çağırdım sınıfın içinde evire çevire patakladım.. - Yahu galfam bunu benden bilmesinler.. - Bilirlerse bilsinler... Be oğlum ne korkuyosin, bunlardan korktukça tepene binerler.. - Gorhmuyom be galfam gorhmuyom, bulaşmak istemiyom kimseye, “ite bulaşmaktansa çalıyı dolaşmak evladır” denmiş ya öyle yapıyom ben de. - Öyle yapınca noliyo çocuğunun altuna raptiye çakayiler...  Vakit öğleye yaklaşıyordu. Mihriban, Cemal’in yaralarını pansuman etmiş merhem sürmüştü. O gün Hatice’yi de okula göndermemişti. Küçük kızın yüzündeki ve önlüğündeki boyaları çıkarmak için çok uğraştı. Yüzündeki boya lekesi çıkmış ama önlüğünün arkasına yazılan “satılık eşek” yazısı çıkmamıştı. Bu önlükle çocuğun okula gitmesi mümkün değildi. Yeni bir önlük alacak paraları da yoktu. Kara kara düşünüyordu Mihriban. Hüseyin’in inşaattan aldığı yevmiyelerle ancak karınlarını doyuruyorlardı. Ev kirası vermeseler de çocukların okul masrafları ve diğer giderleri bayağı bir yekun tutuyordu. Gene de haline şükrediyordu Mihriban. Beterin beteri vardı. Allah beterinden korusun diye dua ediyordu. En azından Abuzer’in şerrinden uzaktaydılar. Canları sağdı hiç olmazsa. Ya Hüseyin’in başına bir şey gelse daha kötü olmaz mıydı?.. Ocağa tarhana çorbası koymuştu. Çocuğunun yaralarının bir an önce kapanabilmesi için boğazına iyi bakmak gerekiyordu. yarım kilo et alabilseydi ne iyi olurdu. Bir şişe süt alabilmişti cebindeki parayla. Hüseyin’e sıkıntısını belli etmek istemiyordu. Gariban durmadan çalışıyordu zaten ailesini geçindirmek için... Gecekondunun kapısı kaba bir biçimde çalmaya başlamıştı. Köyde birkaç kez evlerini basmıştı Abuzer kapıyı tekmeyle açmıştı. Acaba izlerini bulmuş muydu. Yüreği korkuyla çarpmaya başladı. Yatmakta olan Cemal acıyla doğruldu. Hatice korkudan annesinin eteğine yapışmıştı. Yıllarca çekilen korkular tüm ailede derin izler bırakmıştı. Mihriban perdeyi aralayarak baktı kapıyı çalan kişiye hiç tanımadığı 3 erkek duruyordu kapıda. Abuzer’in adamlarına benzemiyordu. Acaba kim olabilirdi. Duruşları pek güven vermiyordu. Gene de kapıyı açması gerekiyordu. Zira gittikçe daha hızlı vurmaya başlamışlardı kapıya... * DEVAMI YARIN Yazan: KEMAL ARKUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT