BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Barış Sokağının kadınları, Mihriban’ın dövülmesini balkondan seyretmişlerdi. Karşıki komşu Lara hanımın, Mihriban öldüresiye dövülürken neler hissettiği belli değildi. Ama Hüseyin’i çocuklara bıçak çekti diye polise şikayet ettiği gibi telefona sarılıp polis çağırmamıştı...



Mihriban, endişeyle açtı kapıyı. Açmasıyla da üç kişi saldırdı. Mihriban’a. tekme tokat neresi geliyorsa vuruyorlardı. Neye uğradığını şaşırmıştı. Uzun saçlı küpeli olan genç: - Okulda çocuk dövmek nasıl olur gör bakalım, demişti. - Gardeşim bir yağnışlık var biz kimseyi döğmedik, bizim çocuğumuzu döğdüler, dese de sille tokat vurmaya devam ediyorlardı. Mihriban’ın ağzından burnundan kan fışkırmaya başlamıştı. Bu adamlarda insaf yoktu. Abuzer bile bir kadına el kaldırmazdı köyde. Cemal ve Hatice annesinin çığlığına gelmişler, korkuyla bağırıyorlardı. Cemal erkeklik içgüdüsüyle mutfaktan oklavayı kapıp uzun saçlı küpeli gence vurmuştu. Ama çok geçmeden elinden oklavayı almış neresi gelirse zaten yaralı olan Cemal’e de vurmaya başlamıştı. Barış Sokağında bir linç olayı yaşanıyordu şimdi. Ama, çocukların feryadına kimseler aldırış etmiyordu. Mihriban yediği darbelerden bitap düşüp yere yığılınca bıraktılar vurmayı. Anlaşılan insan öldürmek bu semtte zor değildi. Küpeli genç giderken arkaya dönüp tehdit savurmaya devam etmişti: - Merak etmeyin o kocan olacak adam da elimizden kurtulamaz!.. Hatice annesinin baş ucunda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Her halde bir çocuğun en üzüntülü anı annesinin bu hale düştüğü andı... Barış Sokağının kadınları, Mihriban’ın dövülmesini balkondan seyretmişlerdi. Karşıki komşu Lara hanımın, Mihriban öldüresiye dövülürken neler hissettiği belli değildi. Ama Hüseyin’i çocuklara bıçak çekti diye polise şikayet ettiği gibi telefona sarılıp polis çağırmamıştı. Mihriban bir müddet doğrulabilmek için mücadele etmiş ama buna muvaffak olamamıştı. Belinde müthiş acılar hissediyordu. Çok geçmeden yaşlı bir kadın geldi yanına. İsmi Şükran olan yaşlı kadın Mihriban’ın dövülüşünü üzüntüyle izlediğini, elinden bir şey gelmediği için hayıflandığını söylüyordu. Yardım etti Mihriban’ın doğrulması için. İçeriye aldı genç kadını. Yüzündeki kanları temizledi. Kısa zaman sonra Şükran hanımın gelini Naciye de gelmişti gecekonduya. Gelin kaynana şehir zorbalarına beddualar ediyor ve iki de bir: - Kardeşim niye bulaştınız bu şehir eşkıyalarına, Allah bunların şerrinden emin eylesin, diyorlardı. - Ben tanımıyom bunları gardeş. Beni niye dövdüler onu da bilmiyom, diye inledi Mihriban.. Naciye hayretler içinde kalmıştı. - Sebepsiz yere niye dövsünler ki, deyip başını iki yana salladı. - Dün şu çocuğun oturağına 5 tane raptiye saplamışlar. Şu gücücük gızımın önlüğünü yağlı boya ile kirletip, yüzüne bıyık yapmışlardı... Gelin kaynananın hayreti daha da ziyadeleşmişti. Naciye merakla sordu: - Acaba kocan gidip o çocuğu dövmesin.. - Yok kardeş yapmaz gocam öyle şey. Çocuk dalaşına garışmaz... Naciye gidip polise telefon etmek istedi. Fakat Mihriban engel oldu. - Gerek yok gardeşim sağol, ben iyiyim, Allaha havale ettim onları... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT