BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Savaşın kökenleri

Savaşın kökenleri

Dünyanın en zengin ülkesi, dünyanın en yoksul ülkesine cehennem bombaları yağdırıyor. Bu bombaların, çoğu Gazneli, Timurlu gibi Türk devletlerinin dünya sanatının incileri olan anıtlarına düşüp düşmediğini bilmiyoruz.



Dünyanın en zengin ülkesi, dünyanın en yoksul ülkesine cehennem bombaları yağdırıyor. Bu bombaların, çoğu Gazneli, Timurlu gibi Türk devletlerinin dünya sanatının incileri olan anıtlarına düşüp düşmediğini bilmiyoruz. Herat, Belh, Gazne, Kâbil, Kandehar... Orta Çağ’ın en gelişmiş beldeleriydi. Böylesine bir medeniyetten nasıl bugünki bedeviyete, hattâ vahşete gerilendi? Taliban’ı Birleşik Amerika, Pakistan’la ortaklaşa palazlandırdı ve iktidar yaptı. Ayni devletler, ülkeye yabancı bir kültürün insanları bulunan Suudiler’i de davet ettiler. Bin Ladin bu suretle Afganistan’a yerleşti. Az zamanda şahsını, Amerika’yı gördüğü yerde vurmaya memur sanmaya başladı. Amerika başına bu belâları nasıl sardı? New York ve Washington’ın tahribine müncer olan gelişmeleri niçin göremedi? Hayrete değer. Zira komünizme karşı köktendinciliği kullanmak gibi bir hataya düştü. Taliban, dünyanın en önde gelen terör örgütüne yataklık yapmakla kalmadı, Afganistan’ın geleceğini, yabancı uyruklu el-Kaaide örgütüne ve başındaki adama ipotek etti. Afganistan’da kadını, hiçbir tarihte hiçbir Müslüman devlette rastlanmayan aşağılamalara müstehak saydı. Atalarının dokunmayı akıllarından geçirmedikleri Buda heykellerini, bütün dünyanın uyarılarına aldırmaksızın ve dünyaya meydan okuyarak top ateşiyle yerle bir etti. Taliban’ın işi bitmek üzeredir. Ancak Kuzey İttifakı denen ve Taliban’dan önce Afganistan’ı yöneten örgütlerin çoğu da radikal dincidir. Kâbil’e yerleştikten sonra onların da kendilerini Amerika’ya cihada memur kılınmış sanmamalarının hiçbir teminatı yoktur. Bu hususta İngiltere Başbakanı, müttefiki Amerika’yı kapalı üslûpla şimdiden uyardı. Bütün bu olaylar, 15 yıl önce Rusçu komünizm mikrobunun Afgan subayları ve aydınlarına sirayetiyle başladı. Bu aklını yitirmiş adamlar, etnik yapısı narin ve nazik bir ülkede birliğin sembolü bulunan monarşiyi ortadan kaldırdılar. Akabinde Ruslar’ı çağırdılar. Afganistan’da hakimiyet kurarak Türkistan’ı daha sağlam elinde tutabileceğini sanan Ruslar ülkeye geldiler. Ve boğazlarına kadar batağa girdiler. Koca ülkeyi mayın ve kalaşnikof tarlası hâline getirdiler. Milyonlarca Afgan öldü. 6 milyonu, bin yıllık yurtlarını bırakıp gitti. Marksizmden köktendinciliğe sürüklenen bir milletin dertlerine nasıl deva bulacağını kimse söyliyemiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT