BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurtlar sofrası; oyun içinde oyun

Kurtlar sofrası; oyun içinde oyun

Amerika, son 10 yılda tek süper güç olma avantajını yakaladı. Bu belki de kendisinin hiç tahmin etmediği bir neticeydi. Böyle bir neticeye kavuştuktan sonra da onu elden kaçırmamak için her yolu mubah sayabilir.



Amerika, son 10 yılda tek süper güç olma avantajını yakaladı. Bu belki de kendisinin hiç tahmin etmediği bir neticeydi. Böyle bir neticeye kavuştuktan sonra da onu elden kaçırmamak için her yolu mubah sayabilir. Bazı memleketlerdeki post modern darbeler ve buna bağlı olarak sürdürülen operasyonlar, Pakistan’da önce Ziya’ül Hak’ın suikastle ortadan kaldırılması, bu yakınlarda askeri müdahale ile iktidarın değişmesi hep aynı merkezin aynı niyete dayalı çalışmaları olarak akla yatkın geliyor. Üsame bin Ladin ve Taliban adı verilen kimseler önce araç olmuşlar şimdi de bahaneler. Araç olarak Rusya’nın Afganistan’ı işgaline karşı kullanıldılar. Amerika, onları neden bahane saysın? ABD’nin dünya liderliğini devam ettirebilmesi birtakım mali ve stratejik imkânları daha ele geçirmesine bağlı. New York’taki iki ticaret kulesi vurulmuştur, doğru, Pentagon da vurulmuştur bu da doğru. Fakat bir doğru daha var. Süper imkânlara sahip süper gücün ülkesine girip aylarca, belki yıllarca çalışmalar yapan teröristleri fark etmemesinin mümkün olmadığı da doğru. Hiç mi şüphelenen olmadı? Terörist eyleme sanki göz yumulmuştur. Kuvvetle muhtemel ki Beyazsaray veya Amerikan derin devleti eylemi tesbit etti, ama kontrollü kaos fikri gereğince onlara müdahale etmedi. Yanıldıkları nokta sonucun tahminlerini aşması. Onları serbest bırakması bugünler içindi. Böylece ABD’nin meşru müdafaa hakkı doğacaktı. Ortada bir şey yokken Afganistan’ı ele geçirmeye kalkışmak tecavüz olacakken maşa adamlarla bir mağdurun öfkesine dönüştürülmüştür. Yoksa hangi mantıkla şu saldırılar izah edilebilir. Terörün bütün dünyadan kazınması gibi kimsenin itiraz etmeyeceği bir gerekçe ileri sürülmekte. Pekâlâ, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa gibi yerlerde de teröristler, Kolombiyalarda vs. de de uyuşturucu kaçakçıları var. Oralar da bombalanacak mı? Bush’un harekâtın başladığı günkü beyanatında bir cümle son derecede düşündürücüydü. Dünya devletlerine seslenip kimsenin tarafsız kalamayacağı tehdidini savuruyordu. İçlerindeki terörist örgütler sebebiyle Batılı ülkeler bombalanmayacaktır. Buna mukabil, Çeçenistan’ın, Keşmir’in, Moro Müslümanlarının, Filistin’in, Kuzey Irak’ın, Libya’nın, Sudan’ın başına tonlarca ateş yağabilir. ABD kendi liderliğini pekiştirirken dolaylı olarak İslam toplumları da sindirilmekte. Daha şimdiden on binlerce Müslüman mülteci meydana geldi. Bu sayı yarın milyonları bulabilir. Sivillerin evleri başına yıkılırken bir taraftan da sözde gıda paketleri atılmakta. Süt tozunu unutmamışlardır. İyi de nerede pişirecek, nerede oturup yiyecekler? Medeniyetler arası savaş bu değilse nedir? Türk hükümeti parlamentodan asker yollamak için izin istiyor. Türkiye’nin menfaati tarafsız kalmakta. Ağırlığını hakem rolü oynayarak devam ettirmekte. Türk milleti, Müslümanın Müslümana silah çekmesini hazmedemez. NATO veya başka bir adla oluşacak birlik kuvvetlerinin ismini zikrettiğimiz yerleri bombaladığını ve Mehmetçiğin de onların arasında yer aldığını bir düşününüz. Tam bir felaket olur. Batı emperyalizminin oyuncağı durumuna düşmekten sakınmak lazım. Amerika 50-100 yıl gibi bir geleceği için miadını doldurmuş iki-üç kule ile 5-10 bin kişisini feda etmiş olabilir. Türkiye, 50 sene evvel, Kore’ye asker yollama pahasına NATO’ya kabul edilmişti. Eğer şimdi de küresel güç, yeni dünya düzeni, gibi parlak etiketler taşıyan harekât yahut savaşlara Avrupa Birliğine katılmak uğruna evlatlarını gönderecekse yanlış yapar. Belki de yarın Almanya Amerika, Almanya Fransa, Fransa İngiltere gibi devletler arasında Asya’nın, Güney Asya’nın, Ortadoğunun paylaşılması için çıkacak sürtüşmelerle AB diye bir varlık kalmayacaktır. Aktörlere şöyle bir bakınız, Amerika, İngiltere, Rusya, Almanya, Fransa, İtalya. Osmanlı’nın “düveli muazzama” dediği kadro. Aynen I. Dünya Harbi manzarası. Yalnızca Osmanlı noksan O gün, bizdeki iktidarda Enver, Talat, Cemal Paşa üçlüsü vardı. Bugün Ecevit, Bahçeli, Yılmaz... Tarih tekrar etmekte. Ne benzerlik değil mi? O gün bir gemi bombalaması ile kavgaya sürüklenip imparatorluğu elden çıkarttığımız unutulamaz. Bugün de bizim adımıza bir-iki komşumuza atılacak füzelerle başımız derde sokulabilir. Kurtlar sofrası açıldı. Tertiplenen oyunlarla mazlumlar yenilecek. Oyuna gelmemeliyiz. Bombayı atan Amerikal, süngü tutan Türk olmasın. Gurkalar peşindeler. Son söz: Enver Paşa, değil Sultan Abdülhamid siyaseti takip edilmeli... İyi ama; Ecevit, O’nu değil Mithat Paşa’yı sever.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT