BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu fırsat ne ola ki!

Bu fırsat ne ola ki!

Stephen Kinzer, 996-2000 yılları arasında New York Times’in İstanbul Bürosu şefliğini yaptı. Bu yılın Haziran ayında bir sempozyuma katılmak için Türkiye’ye gelmişti. Bu gelişinde, Ayten Serin’e verdiği mülakatta, Türkiye’nin tam bir refah ülkesi olması için “altın fırsat”ı yakaladığını, bu fırsatı iyi kullanırsak dünya politikalarında önemli bir aktör olabileceğimizi söylemişti.



Stephen Kinzer, 996-2000 yılları arasında New York Times’in İstanbul Bürosu şefliğini yaptı. Bu yılın Haziran ayında bir sempozyuma katılmak için Türkiye’ye gelmişti. Bu gelişinde, Ayten Serin’e verdiği mülakatta, Türkiye’nin tam bir refah ülkesi olması için “altın fırsat”ı yakaladığını, bu fırsatı iyi kullanırsak dünya politikalarında önemli bir aktör olabileceğimizi söylemişti. Bu fırsatın önündeki engeli ise şöyle izah etmişti: “Türkiye’nin yönetim mantalitesi korku üzerine kurulu. ‘Herkes bizim düşmanımız’ , ‘herkes bize karşı’ düşünceleri üzerine... Bu 1920’lerde doğru olabilirdi ama zaman değişti. Türkiye yöneticileri takvime bakmalı, 1920’lerde olmadığımızı görmeliler. Yeni bir nesil var ve yeni bir dünyadayız. Türkiye’nin bu dünyaya dahil olmaya ihtiyacı var.” Peki Türkiye bunu başarabilir mi? Kinzer, “Ne olacağını bilemem, ama ne olması gerektiğini söyleyebilirim” diyor. Cumhuriyetin 75. yılında ülkenin dört bir yanına astığımız “Cumhuriyeti ve demokrasiyi seviyorum” pankartlarına takılmış. “Acaba, ülkenin liderleri bu sloganın gerçekten ne anlattığını kavrayamadılar mı diye düşündüm. Bütün devletlerin varoluş sebebi olan vatandaşlarını mutlu etme isteğinden çok, soyut terimler üzerine kurulu bir ideoloji. “ diyor. Ertuğrul Özkök, Türkiye’yi anlattığı Hilal ve Yıldız kitabından bazı pasajlar aktardı. Bir komutan Kinzer’e, “Parlamentodaki insanlar Türkiye’de ve dünyada ne olup bittiğini bilmiyor...” demiş. Türkçe’de en sevdiği kelime “istiklal”, en sevmediği kelime ise “Devlet”miş. Devlet, bu ülkenin gelişmesini engelleyen, onun ayağına takılan her türlü olguyu; istiklal ise gelecek vadeden, ülkenin dinamizmini gösteren herşeyi ifade ediyormuş. SAVAŞ IRAK’A SIÇRARSA Ankara ile Amerika’yı karşı karşıya getiren konu buymuş. Ankara Irak’ın vurulmasının yanlış olacağını söylüyormuş. Amerika Irak’ın da vurulmasından yanaymış. Ankara, Irak vurulursa toprak bütünlüğü korunamaz, yeni oluşumlar gündeme gelir, biz buna karşıyız, diyor. Peki bu ne anlama geliyor? Irak’a yapılacak bir operasyona izin vermeyiz mi demiş oluyoruz.. Yoksa biz karşıyız bunu bilin ama ne isterseniz yapın mı? Bakarsınız Amerika Irak’ın toprak bütünlüğünün korunacağına dair bize teminat verir, biz de ikna olursak, “Hadi buyur, operasyonunu yap” deriz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT