BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu bizim hikâyemiz

Bu bizim hikâyemiz

Mustafa Kutlu’nun beklenen “uzun hikâye”si “Beyhûde Ömrüm” yayımlandı. Kitap, küçük, yeşil bir bahçe özlemi çeken herkesi sayfalarına bağlarken, modern toplumun değiştirdiği değerlerleri de sorguluyor.



‘Açık ve anlaşılır, sağlıklı ve gürbüz olandan yanayım. İçten pazarlıklı olmayan bir tutum isterim...’ Mustafa Kutlu, son “uzun hikâye”si “Beyhûde Ömrüm”ü anlatırken böyle özetliyor kendisini. Belki bir başkasının, Kutlu hakkında söylemesi gereken bir şeyi, o, rahatlıkla ifade ediyor: Açık, anlaşılır, sağlıklı ve gürbüz... Dünyayı algılama ve tasavvufî duruşu itibariyle zaten özellikli bir yerde duran Kutlu, yazı serüvenine bakıldığında bilmecelerin, kurmacaların, girift dehlizlerin içinde gezdirmedi okuyucusunu. Bildiği, özlemini çektiği ve en önemlisi kaybettiği değerleri yeniden hatırlatırken bir anlatıcı rolü üstlendi. Kendisi kenarda durarak ve okuyucuyu hikayenin içine katarak... Kendi iç duruşunu, dışarıdaki dünyaya yansıtmayı başaran ender kalemlerden biri olarak, Mustafa Kutlu, bundan önceki kitapları “Sır” ve “Uzun Hikâye”deki tarzıyla okuyucularını yeni bir duruşmaya çağırıyor. Gelenek ve modernizm arasına sıkışmış toplumun değişen dinamiklerine ne kadar müdahele edilebileceğini; kısacası geleneğin modern hayatta nasıl yeniden canlandırılabileceğini sorguluyor. Yeşil bahçe özlemi “Beyhûde Ömrüm”deki insanlar bizim insanlarımız, mekanlar bizim mekanlarımız, duygular bizim duygularımız... Yani, okuyucuya tepeden bakan, zaman zaman onu sindirmek adına bunaltıcı ve zor bir söyleyişi tercih etmeyen bir üslup. Kutlu, “tıpkı şairler gibi çok fazla hesaplamadan ve kurgulamadan yazıp bitirdim” dediği kitabına, teknik ve kronolojik olarak roman gibi dursa da, ısrarla “uzun hikâye” demeyi tercih ediyor; çünkü, hikaye yazdığını, yazmaya da devam edeceğinin altını çizerek. Okuyucu, kitabın kahramanı Yadigar’la birlikte çıktığı yolculukta, yemyeşil bahçeler, kuş sesleri, sevdalar, hayal kırıklıkları ile tam da bize özgü bir fotoğrafın içine giriyor. Kanaatin, sabrın ve tevekkülün burçlarında bir derviş edasıyla dolaşan şiirli cümleleri ile toprağa bağlılığı, en azından yeşil bir bahçe özlemini vurgulayan Kutlu, metnin kurgusu kadar, kullandığı dilin zenginliği ile de etkiliyor. O, hikaye söylüyor Artık unutulmaya başlanmış gelenekli kavramları, köy hayatının olmazsa olmazı olan eşyaların isimleri, kullanıldıkları yerler onun anlatımıyla bugünkü hayata yeniden sokuluyor. Türkiye’nin geçirdiği toplumsal değişim karşısında neden bu kadar bocaladığımızı anlamak, daha da ötesi, edebî metinlerin kaynağında yer alması gereken mütemmim cüzlerin neler olduğunu yeniden kavramak, gerçek bir hikaye kurgusunun nasıl olması gerektiğini görmek, duygusu zedelenmiş insanlarımıza yeniden eski coşkunluğunu kazandırmak, ön yargısız ve hasbî sevgileri keşfetmek isteyenler için bir başucu kitabıdır “Beyhûde Ömrüm”... Çünkü, aynı zamanda bir ressam ve “şair” de olan Mustafa Kutlu’nun çektiği fotoğrafın herhangi bir karesinde kendimizi de görüyoruz. O, hikaye söylüyor; iyi de söylüyor... Bundan sonra da iyi hikayeler söylemesini diliyoruz... (Dergâh Yayınları, 0 212 516 00 47) Alıntı “... Böyle kendi kendime konuşa-didişe yol kenarındaki tarlamıza varıyorum. Tarlaya varınca karşı geçedeki bahçe de görünüyor. Yapraklara kızartı düşmüş, yine de bu dağ-taş bozyazının ortasında bir top yeşil zümrüt gibi gülümsüyor. Bahçeye bakınca tüm düğümler çözülüyor, gam-kasavet gidiyor üzerimden. Durdum da seyrettim şöyle bir kere daha uzaktan. Zaman nasıl da geçip-gitmiş. Daha dün sanki, şu ahlatın altına otururken, birden Islak Kaya’yı farkediverince. Yani içime suyun-bahçenin ilk tohumu düşünce. Nasıl da sevincik olmuştum...”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT