BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Kaymakam büyük bir merak içindeydi. Ne olmuştu da, Paşa, gecenin bu vaktinde buraya gelmişti. Aziz Paşa, Kaymakam kendisine saygılarını arz edince, durumu açıklamak ihtiyacını hissetti: -Kaymakam efendi oğlum.



Kaymakam büyük bir merak içindeydi. Ne olmuştu da, Paşa, gecenin bu vaktinde buraya gelmişti. Aziz Paşa, Kaymakam kendisine saygılarını arz edince, durumu açıklamak ihtiyacını hissetti: -Kaymakam efendi oğlum. Nenko Çorbacı ve Necip Ağa ile yolda karşılaştık. Buraya geliyordum. Nenko, bana herşeyi anlattı. Zaten, Maçka’da bir toplantı yapılacağını öğrendiğim için buraya gelmek üzere yola çıkmıştım. Yusuf’un, Demir Baba Dergahı şeyhi Pehlivan İsmail Hoca’dan getirdiği mektupta isyan hazırlıkları geniş olarak anlatılmıştı. Ayrıca Sofya Mutasarrıfı da, durumu bildirmişti. Bu son cümle, kaymakamın yüreğine bir hançer gibi saplandı. Çünkü av, ilk kurşunu atanındı. Kaymakamın duygularını anlayan Paşa, teselli etmek ihtiyacını hissetti. -Senden çok memnunum Kaymakam Bey. Bu Çorbacıyı hemen bana yollamışsınız. Başkası olsa, böyle hareket etmez, işi kendi başına hallederek İstanbul’un gözüne girmek isterdi. Tabii yüzüne gözüne de bulaştırırdı. Halbuki siz, meselenin fevkalâde ehemmiyetini derhal anlamış ve bizi haberdar etmek istemişsiniz. Bu sebeple sizin taltif edilmeniz için çalışacağım. Bu sözler, Kaymakamı son derece sevindirmişti: -Allah, ömür ve devletinizi arttırsın Paşa hazretleri. -Amin! Amin! Aziz Paşa, kahve tiryakisiydi. Gelir gelmez kahvesini hazırlatmıştı. Kahveden sonra sigaraya sarıldı. Kehribar ağızlığına kocaman bir sarma sigara yerleştirdi. Keyifle tüttürdü: -Ama bu işte Yusuf’un payını unutmamak lazım. Şumnu’dan Filibe’ye 150 mili, aralıksız 12 saat, at sürerek geldi. Mühim haberi bir an önce bize ulaştırmak için. Mutasarrıflık konağı önüne geldiğinde, atından indi ve düşüp kaldı. Bu sözler, üzerine Yusuf, kızardı. Hem utanmış, hem de üzülmüştü. Utanmıştı, yaptığı işin övülmesinden, üzülmüştü; düşüp kalmasının bahsedilmesinden. Paşa, övmek isterken Yusuf’u kırdığını farketmişti. “Ah şu bizim insanımız, ne kadar çabuk gönülleri olur, ne kadar da çabuk kırılırlar. Övülmeyi de hiç sevmezler” diye düşündü: -Yusuf oğlum, düştüm diye üzülme. Senin yaptığını ancak akıncılar yapabilirdi. Sen de akıncı torunu olduğunu gösterdin. İnşallah seninle daha çok günlerimiz olacak... Yusuf, iyice sıkılmıştı, ayıp olmasa hemen odadan çıkardı. Paşa, Yusuf’un halini sezdi, ona sataşmayı bıraktı. Çubuğundan derin bir nefes çektikten sonra, başını Nenko’ya çevirdi: -Sana gelince çorbacı, artık dile benden ne dilersen. Paşa, bekledi, Nenko’nun cevap vermesi için. Nenko’nun da kaymakam gibi ömrüne dua edeceğini, yerinden fırlayıp ellerini öpeceğini tahmin ediyordu. Ama umduğu olmadı. Nenko, kurulduğu köşeden kımıldamadı bile. Ağzını da açmadı. Kaymakam, kaş ve gözü ile “Haydi ne duruyorsun! Memnuniyetini göster” gibilerden bir iki işaret çaktı. Nenko yine oralı olmadı. Yusuf da kızmağa başlamıştı. Bu Bulgar çorbacısına da ne oluyordu. Koca Paşa, ona iltifat ediyor, o ise aldırmıyordu!.. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104390
    % -0.45
  • 5.4778
    % -0.03
  • 6.2168
    % -0.01
  • 7.2503
    % -0.22
  • 229.653
    % -0.17
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT