BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Hüseyin kızarmış gözlerini Eşref beye dikmişti. Bu bakışlarda çaresizlik ve ıstırap okunuyordu. Bakışları onun tamamen mazlum ve suçsuz olduğunu gösterdiği gibi “ben hem mazlum ve mağdurum, hem de şikayet edilen kişiyim, niye hep böyle oluyor?” der gibiydi.



Sokak eşkıyaları, herkesin gözünü korkutmuşlardı... Komiser, İsmail beyden daha fazla bilgi almaya gerek duymadı. Hüseyin’e döndü. - Evet Hüseyin gene bir şikayetle karşıma getirildin.. Hüseyin kızarmış gözlerini Eşref beye dikmişti. Bu bakışlarda çaresizlik ve ıstırap okunuyordu. Bakışları onun tamamen mazlum ve suçsuz olduğunu gösterdiği gibi “ben hem mazlum ve mağdurum, hem de şikayet edilen kişiyim, niye hep böyle oluyor?” der gibiydi. - Söyle bakalım Hüseyin bugün neler oldu? - Amirim dün benim oğlanın oturağına raptiye batırmış arkadaşları. - Hoppala ne raptiyesi oğlum? .. - Çocuğu perişan halde hastaneye galdırmış muallimi. Güccük gızımın önlüğünün ardına yağlı boya ile “satılık eşşek” yazmışlar. Minik yavrumun dudaklarına siyah yağlı boya ile bıyık yapmışlar.. - Allah Allah! bütün bunlar okulda mı olmuş? - Evet amirim okulda olmuş. - Eee! sonra? - 15 gün rapor vermiş doktor oğluma. Güccük gızım mektebe gidemedi bugün öğnük olmadığı içün. Ardında “satılık eşşek” yazan öğnükle gedecek hali yok ya... Hüseyin kahrediyordu. Urfalı Niyazi’nin yanık sesle söylediği “bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır” namelerini yaşıyordu adeta. Bir of çekiyor, bin gözyaşı döküyordu. - Sabah inşaata geddim. Galfaya ağnaddım durumu. Galfa Yunus çok sinirlendi. Bunu yapan çocuğun isimini söyle diye zorladı. - Ee! - Oradan mekdebe geddi. Turan isimli çocuğu çağırıp dövmüş. - Hoppala! Ona ne yahu? .. - Bak oğlum bütün bunlar bu gibi şikayetleri emniyete yapmadığınızdan kendi işinizi kendiniz görmeye kalktığınızdan dolayı başınıza geliyor. Tabii o dövülen Turan’ın büyükleri de evinizi basıp karını ve çocuklarını dövdüler... Başkomiser zile basarak bir polis memuru çağırdı. Kalfa Yunus ve Turan’ın baba ve akrabalarıyla karakola getirilmesini emretti. Hüseyin hiç düşünemeden Yunus’un adını vermişti. Sonradan çok pişman oldu ama bir kere ok aydan çıkmıştı. Ekmek yediği adamı suçlu olarak karakola getirmeyi ahlaki anlayışına yediremiyordu. Hem Yunus vicdanına sığdıramadığı için yapmıştı o işi. Hüseyin’in karakola şikayet edeceğini bilse hiç yapar mıydı? Çok geçmeden polisler kalfa Yunus’u, Mihriban’ı döven sokak zorbalarını ve küçük Turan’ı getirdiler. Daha sonra Mihriban’ın tanıklığına ihtiyaç duyuldu. Onu da getirdiler. Yunus hiç beklemediği şekilde karakola getirilince Hüseyin’e çok kızmıştı. Bir fırsatını bulup yazıklar olsun sana be biz insanlık yapalım dedik sen bizi ele verdin, demişti... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT