BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Washington’dan Çin Seddi’ne

Washington’dan Çin Seddi’ne

Bir zamanlar Türk devlet adamları, “Adriyatikten Çin Seddi”ne” diyorlardı. Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Büyük Türkiye!” Sloganları hepimizi heyecanlandırmıştı. “Büyük Türkiye” ibaresini ilk defa tarihçi Yılmaz Öztuna kullandı. Bunu siyasi literatüre taşıyan Süleyman Demirel oldu.



Bir zamanlar Türk devlet adamları, “Adriyatikten Çin Seddi”ne” diyorlardı. Turgut Özal ve Süleyman Demirel’in “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Büyük Türkiye!” Sloganları hepimizi heyecanlandırmıştı. “Büyük Türkiye” ibaresini ilk defa tarihçi Yılmaz Öztuna kullandı. Bunu siyasi literatüre taşıyan Süleyman Demirel oldu. Sene ‘70’lerdi. Demirel, Başbakandı. Sonra ‘80/90’larda Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde Turgut Özal, “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Büyük Türkiye” dedi. Bilahare bu sözü Başbakanlığı döneminde Süleyman Demirel de kullandı. Bir milletin şuuraltı özlemi yöneticilerinin dilinde hayat buluyordu. Bu sözlerle hayaller tutuştu.. Biz bir imparatorluğun çocuklarıydık. 23 milyon km2’ye hükmetmiş nesillerin evlatları için 777 bin km2 bir kasaba toprağı gibi geliyordu. Kasdedilen külterel bir nüfuz alanıydı. Toprak zaptı gibi bir niyet yoktu. Arnavutluk kıyılarından Doğu Türkistan’a kadarki kültürel kuşak üzerinde söz sahibi olmamız sorgulanıyordu. O kuşak Türkiye’nin tabiî interlantıdır. Tanımadığımız Afganistan’da bile 8 milyon Türk var. Dikkatli bir bakış, televizyonlara çıkan AfganlılarınTürkçe konuştuklarını atlamayacaktır. Bunların hepsi ne kadar güzel. Ama... Şimdi anlıyoruz ki biz o sözlerle heyecanlanırken dostumuz, müttefikimiz vs diye bildiğimiz devletler, rahatsız olmuşlar. Başımıza bir çok derdin sarılmasında bir ideale uyanmamızın payı yok mudur? Galiba var. Biz unutsak da batı muhteşem mazimizi unutmuyor. Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanlığından bu tarafa artık o söz zinhar telaffuz edilmemekte. Edilmeyebilir, Mühim olan söz değil icraat. Ne var ki icraatta sefalet noktasına geldik. Bugün “Amerika ne diyorsa doğrudur, ne yapıyorsa haklıdır” zavallılığıyla baş başayız.. Bizim rüyalarımız, ABD’nin hakikati oldu. Biz, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne derken... ABD, nasıl çıktığı, kim tarafından yapıldığı, neden önlenmediği garip bir şekilde belirsiz bir terörist katliamı gerekçe göstererek Washington’dan Çin Seddi’ne yerleşmek üzere. Beyazsaray, onun için Afganistan’ı döverek etrafa korku salıyor. Bunlar olurken birtakım makyajlar da yapılmakta. “Koalisyon güçleri”, “NATO kuvvetleri” gibi.. Ortada bir Anglo-Sakson yayılmacılık söz konusu. Asıl aktör de George Bush değil. Ondan ziyade Tony Blair. Kafa İngiltere Krallığı, gövde, Amerika. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Büyük Türkiye telaffuz edilse de edilmese de var. Lakin var olan yok sayılıp, yok olan dayatılıyor. XX. asır çetin başlamıştır. Sömürgeci zihniyet şaha kalkarken Ankara’da siyasi kudret boşluğu yaşanıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT