BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf, yerinden kalkıp, Bulgara şöyle sağlam bir Osmanlı tokadı akşetmek için davrandı. Paşa, mani oldu: -Oğlum Yusuf, otur. Devir değişti. Bizim çorbacıların arkasında en başta Rusya, sonra da Avrupa var. Artık onlara Osmanlı Paşası falan vız geliyor.



Yusuf, yerinden kalkıp, Bulgara şöyle sağlam bir Osmanlı tokadı akşetmek için davrandı. Paşa, mani oldu: -Oğlum Yusuf, otur. Devir değişti. Bizim çorbacıların arkasında en başta Rusya, sonra da Avrupa var. Artık onlara Osmanlı Paşası falan vız geliyor. Ama sözümüz Nenko’ya değil. Keşke, diğer Bulgarlar, Nenko’nun onda biri kadar Osmanlıya, onları bugünlere getirene devletimize bağlı olsalar. Gelinen nokta, Nenko’yu da rahatsız etmişti. Türkçe’yi tatlı bir Bulgar şivesiyle konuşuyordu: -Mutasarrif Paşam. Maksadim size saygisizlik diil bre. Bekledimse, süzlerimi tartmak için. Divir dişti dirken, çok haklisiniz. Ne yazik ki, Osmanlı, dişen divrin farkında diil. Balkanlar’daki Türkler hariç, bütün kavimler baimsizlik ve toprak peşinde. O çok güvendiniz Müslüman Arnavutlar dail. Türk olmayanlardan size akikaten sadik yalnızca Boşnaklar var. Artık şu gerçeği gürün. Balkanlar’da çok şey diişecek, şu isyanı bastirsaniz bile hiçbir şey eskisi gibi olmacak. Başta şu delikanlı olduğu halde, Müslüman halk, hiçbir şeyin farkında diil. Bulgarlar, artık höst bre deyince yerine çorbacı değil. Paşa, Nenko’nun sözleriyle vurulmuştu: -Bre Nenko, neler söylersin? Avrupalı diplomatlar gibi konuştun. Paşa ve yanındakiler şaşırdı Nenko, Paşa’nın sözlerine gülümsedi: -Yalnız ben mi? Osmanlı topraklarında yaşayan bütün Hıristiyanlar diplomat oldi, ama siz farkında diilsiniz. -Anlaşıldı Nenko, anlaşıldı. Benden ne istiyorsun onu söyle. -Mutasarrıf Paşa. Hani ya nasıl dirler, haydi, okşamak diyelim. Ha olur mu büüle disem. Üyle ise Paşa, mademki beni, okşamak, memnun itmek istersin, ben sana bir şey diyivermek isterim. Kızma! Sade dinle. Allaha şükür padişah sayesinde ve senin gibi paşaların sayesinde Nenko Çorbacı kimseye muhtaç diildir. Dünyaliim vardır. Şimdi gelelim asıl süzümüze. He, divereyim mi? Aziz Paşa’nın yüzünde derin bir hayret belirmişti. Soluk, kahverengi şayaktan cepkeni, poturu, kara ipek gaytanlarla süslü kırmızı kuşağıyla bu adam çok tuhaftı. Yanakları al aldı, Paşa merakla sordu: -Neymiş söyliyeceğin? Nenko, açık bir vaad almadan konuşmayacağını hissettiren bir tavırla tekrar sordu: -Ama kızmak yok. -Yok. -Kesin mi? Paşa da sabırsızlanmıştı: -Yok dedikya be çorbacı. -Paşam kızmak yok dedik. Siz niçin, bu kadar, erkese karşı iyi niyetlisiniz, niçin erkesi kendiniz gibi bilirsiniz. Affınıza sığınarak sizin ağzınızla süleyeyim. Niçin çok safsiniz? ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT