BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Abuzer önemli meseleleri öyle güvenmediği kişilerin yanında uluorta dile getirmezdi. Tabiri caizse karda yürür izini belli etmezdi. Bu şehirde Hüseyin’in kimvurduya gitmesi çok kolaydı. Yeter ki izini bulsundu. Ona göre planlar yapacaktı...



Mihriban, sokak zorbalarını teşhis etmişti. Ama birkaç saat önce yaşadığı sıkıntıları ve acıları yeniden yaşamıştı adeta. Uzun saçlı küpeli genç aba altından sopa gösteriyordu Mihriban’a. Adeta “beni ele verirsen seni fena yaparım haa!” demek istiyordu. Bu zorbaların rahat hali Hüseyin’i çileden çıkarmıştı. Bu gangster ruhlu adamlara göre bir insanın hiç değeri yoktu. Onlar için adam öldürmek sinek öldürmekten farksızdı... Gece yarısına doğru gerekli ifade tutanakları imzalandı ve sorgulama bitti. Kalfa Yunus okul basıp bir çocuğu darp etmek, Sokak zorbaları da haneye tecavüz edip, insan dövmekten dolayı nezarete atıldılar. Daha sonra mahkemeye sevkedilip tutuklama tezkereleri çıkacaktı. Hüseyin, Yunus Kalfa’nın tutuklanıp nezarete atılmasına çok üzüldü. Ekmeğini yediği bu insana ihanet etmiş gibi hissediyordu kendini. Ama istemeden ele vermişti onu. Kurt başkomiser ağzından yağdan kıl çeker gibi laf almış, kısa zamanda sonuca gitmişti.  Abuzer İstanbul’daki hemşehrileri tarafından Karacabelen köyünden daha fazla itibar görmekteydi. Bu büyük şehirdeki tanıdıkları muhtelif şirketlerde, belediyede veya inşaatlarda işçi, memur olarak çalışmakta olup kıt kanaat geçinmekteydiler. Bu insanlar büyük şehrin sıkıntılarını iyi bildikleri için Abuzer’in Karacabelen köyündeki yaşantısına gıpta ederlerdi. Temiz hava, gıda ve kendi yurdunda bol kazanç sağlıyordu Abuzer. Hatta onun çiftliğinde çalışmak İstanbul’un çilesini çekmekten daha iyiydi. Çoğuna göre. İstanbul’un banliyösü kırsal kesimde oturuyordu Karacabelen’den bu şehre göçenler. Esenler’de bir apartman yaptırmıştı Abuzer. Bu apartmandan bir daireyi kendine ayırmış arada sırada İstanbul’a gelince orda kalıyordu. Hüseyin’in yakın akrabası konumundaki birkaç ailenin dışında tüm Karacabelen’liler Abuzer’e hoşgeldin demeye gelmişlerdi. Çoğunun Hüseyin’in hapisten çıktığından haberi yoktu. Bazıları Abuzer’e yaranmak için olayı kaşıyor “Yahu Abuzer ağa şu Hüseyin’i vurup gebertmek lazım” gibi laflar ediyorlardı. Abuzer önemli meseleleri öyle güvenmediği kişilerin yanında uluorta dile getirmezdi. Tabiri caizse karda yürür izini belli etmezdi. Bu şehirde Hüseyin’in kimvurduya gitmesi çok kolaydı. Yeter ki izini bulsundu. Ona göre planlar yapacaktı. Esenler’deki Karacabelen’liler kıraathanesinde karanlık işler kovalayan Hakkı’yı yanına çağırdı ve Hüseyin’i bulma işini ona havale etmeyi düşündü: Oğlum Hakkı sen İsdanbul’un en ücra yerlerini bilüsün. Şu Goca Müslüm’ün oğlu Hüseyin’in izini bul, seni abad edeyim, servete boğayım... - Sen merak etme Abuzer ağa bu işler bizim işimiz. Sen o işi olmuş belle. Nerede olursa olsun, bulup çıkarırız onu biz. Hiç kimse şu ana kadar görmemişti onu. Demek ki işin ciddiyetini anlamış, hemşehrilerinin yanına bilinçli olarak uğramıyordu. Ama bir gün mutlaka görülücekti buralarda. Abuzer İstanbul hayatını pek benimseyemiyor, bu şehirde fazla kaldığı zaman sıkılıyordu. On gün geceli gündüzlü Hüseyin’i aradılar. Sanki yer yarılmış yerin dibine girmişti kanlısı. Bütün güvendiği tanıdıklarına haber bıraktı. Hüseyin’in izini bulana mükafatlar vaad etti ve Karacabelen’in yolunu tuttu... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT