BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vietnam, Irak, Afganistan...

Vietnam, Irak, Afganistan...

Dünyanın süpergücü ABD, Afganistan’da ne yapabilir? Günümüzde cereyan eden bazı olayları daha iyi tahlil edebilmek için, yakın geçmişe bakmak gerekiyor.



Dünyanın süpergücü ABD, Afganistan’da ne yapabilir? Günümüzde cereyan eden bazı olayları daha iyi tahlil edebilmek için, yakın geçmişe bakmak gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri halihazırdaki rakipsiz silahlı gücüne rağmen, “Vietnam Sendromu”nu üzerinden atabilmiş değil. Peki ne olmuştu Vietnam’da? Döneminin en parlak ismi olan General Westmoreland’ın komutasında tam beşyüz bin asker ve yedi bin uçakla girdiği Vietnam bataklığında altı yıl (1968-74) debelendikten sonra ABD, resmi rakamlara göre 54 bin askeriyle birlikte prestijini de kaybederek çıkabilmişti. Dien Bien Fu’da Fransızları bozguna uğratmış olan Vietnamlılar, Napalm bombalarıyla neredeyse ormanlarının çoğunu yakan ve yüzbinlerce insanını öldüren ABD’ye tarihinin en ağır yenilgisini tattırmıştı! Amerikan ordusu bu hezimetten sonraki en ciddi sınavını 1991 yılı başında Irak’ta verdi. Otuza yakın ülkenin asker verdiği Birleşmiş Milletler Koalisyonunun başını çeken Amerika, Suudi Arabistan’a dörtyüzbin asker yığdı. Ama bu askerlerin bir taburunu bile kara muharebesine sokmadı! Çünkü o güne kadar misli görülmemiş bir hava harekatıyla Irak’ı dize getirebildi. Kuveyt’te bulunan askerlerine yiyecek ikmali bile yapamayan Saddam Hüseyin kendisine dayatılan bütün şartlara boyun eğdi ve böylece ABD de yok denecek kadar az zayiatla “zafer”e ulaşmış oldu... Bir koyundan birkaç post! Senaryosunu başından sonuna kadar hep kendisi yazdığı için adeta film çevirir gibi bir savaş icra eden Amerika, “Çöl Fırtınası Herakatı” ile gerçekten verimli sonuçlar elde etti. Bir kere her şeyden önce “Yeni Dünya Düzeni”nde tek süper güç olduğunu tescil ettirdi. Diğer taraftan Sovyetlerle yapılan anlaşmalar gereği para harcayıp imha edeceği mühimmatı Irak çöllerine attı ve parasını da kat kat fazlasıyla Kuveyt ve Suudi Arabistan’da çıkarttı. Ateşkesten sonra Kuveyt’e yaptığımız bir inceleme gezisinde, yetkililer savaşın kendilerine 65 milyar dolara mal olduğunu ve ve bunun 26 milyar dolarını ABD’ye ödediklerini açıklamışlardı. Bunun yanında Amerika, Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer Körfez ülkelerine hiçbir zaman kullanamayacakları kadar da yeni silah sattı. Bu bölgedeki petrole yüzde 70-90 oranında bağımlı olan Almanya ve Japonya’ya da “ağalığını” bir kere daha kabul ettirdi. Suudi Arabistan’ı ise tam manasıyla kontrol altına alma imkanını buldu. Öyle ki, bu ülkede bulunan ABD askerleri, kendilerine verilen gizli şifre ile ücretsiz olarak evlerine telefon açıp konuşabiliyorlardı. Doğrusu Amerika bir koyundan birkaç post birden çıkarabildi. (Burada yeri gelmişken belirtelim; Rahmetli Turgut Özal’a hep haksızlık yapılıyor, “Bir koyup üç alacağım” dediği halde Türkiye’nin hiçbir şey almamasından bahsedilerek tenkit ediliyor. İyi de Türkiye bir koymadı ki üç alsın! Özal’ın ısrarına rağmen, dönemin hükümeti ve parlamento ve tabii silahlı kuvvetler bu “Bir koyup üç alma” düşüncesine karşı çıktılar... Eğer biri koymamışsanız, kimse size bir veya birkaç şey vermez. Yani bu konuda rahmetli konuşamıyor diye haksızlık yapılmamalı! Köprülerin altından çok sular aktı! Tekrar bugüne gelirsek, şartlar 1990’lı yıllardan çok ama çok farklı. O dönemde dağılma sürecine girmiş olan Sovyetler Birliği ABD’ye tavır koyacak durumda değildi. Çin bugünkü kadar etkili değildi. Arap dünyası, Filistin ve Libya hariç tümüyle ABD cephesinde yer almıştı. Her ne kadar dünya ülkelerinin ekseriyeti şu anda “terörle mücadele” başlığı altında Amerikan safında yer alıyorsa da bunun çok sağlıklı ve kalıcı bir destek olmadığını belirtmek gerekiyor. İlk günlerin heyecanı geçtikten sonra ABD’nin yalnızlığı giderek artacaktır. Afganistan’a savaş açarak teröre destek veren ülkeleri korkutmayı hedef alan Amerika, eğer Irak ve/veya başka Arap ve İslam ülkelerine saldırırsa arkasındaki destek hızla kaybolur ve daha da kötüsü medeniyetler çatışmasına yol açılmış olur. Nitekim bu durum “yeni harekat için yeni kanıtlar gerekir” diyen NATO’nun açıklaması ile kesinleşmiştir. Daha harekatın başında en yakın müttefiki İngiltere’nin dahi desteğini Afganistan’la sınırlı tutması Amerika’nın işinin bu defa çok zor olacağını ortaya koyuyor. Ekmek elden su gölden olmayacak! Evet bu defa harekatın bütün ceremesini Amerika kendisi çekecek. Körfez savaşında Kuveytlilerin tabiri ile “müteahhit” olan ABD bu kere para almak yerine, destek karşılığında para veriyor. Mesela Pakistan’a, Özbekistan’a ve belki de Rusya’ya!.. Daha da kötüsü 11 Eylül’deki saldırılarla ABD ekonomisi ağır bir darbe aldı. Bu saldırının küresel ekonomiye maliyeti 350 milyar dolar olarak açıklandı. Ancak gidişat bu rakamın daha da artacağını gösteriyor. Tahminlere göre saldırının yalnızca New York eyaletine maliyeti 105 milyar dolar. Ve bu saldırı ABD ekonomisinde yüzde 0,8’lik bir küçülmeye yol açacak. Normalde 2001 yılı büyüme oranı yüzde 1.8 olarak hesaplanıyordu. Bundan daha da vahimi ABD’lilerin paranoya derecesinde korkuya kapılmaları. Hergün bomba ihbarı ile birçok resmi ve özel binaları boşaltan, uçağa binmek istemeyen, yer altı otoparklarına girmekten korkan, bir dedikodu ile binlercesi hastalanıveren Amerikalılar için bundan sonra hayat zor ve pahalı olacak. Artık herkes kazancının önemli bir kısmını güvenlik için harcayacak. Yeni saldırılar beklenirken... El Kaide örgütünün “Savaşı Amerika’nın kalbine taşıyacağız...” yolundaki tehdidi ve FBI’ın yeni saldırı ihtimalini yüzde yüz olarak açıklaması, ABD halkının uzun müddet korku ile yaşayacağına işaret ediyor. İşin özü şu ki, Amerika gerçekten zorda... On milyarlarca dolara mal olacak bir harekattan hangi sonucu elde edeceği belli değil. Terör saldırısını bahane ederek savaş açtığı Afganistan’a yerleşerek bölge ile ilgili emellerini gerçekleştirmek isteyeyen ABD, bakınız hangi ülkelerin menfaatlerine göz dikmiş oluyor; Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Pakistan... Dikkat edilirse Çin şimdilik istifini bozmuyor. Hatta bundan yararlanarak Doğu Türkistan bölgesine asker yığarak Uygur Türklerinin direnişini kırmaya çalışıyor. İkiz kuleler saldırısından etkilenmeyen tek ekonomi Çin ve yüzde 7.5 oranında büyümesi bekleniyor. Rusya teröre karşı tavır alarak Batı ile biraz daha yakınlaşmayı başardı. Rusya 1990’lardaki Rusya değil. Artık toparlanıyor ve bu arada Çeçenistan ve Kafkasya’daki diğer problemlerini halletme fırsatını yakalamak istiyor. Öyle ki, Afganistan meselesinden en fazla kârlı çıkacak gibi görünen ülke Rusya. Bu ülke şimdilik ABD’ye destek veriyor ama uzun süre onun Afganistan ve Orta Asya’da kalmasına asla rıza göstermez. Diğer taraftan son on yılda Rusya ve Çin ile iyi münasebetler kuran ve Orta Asya ile bağlarını geliştiren İran başından beri Amerika’ya karşı tavrını koymuş durumda. Dikkat edilirse ABD ilk günlerdeki gibi esip gürlemiyor! Çöküş başlangıcı ya da yeni bir Pirus zaferi mi? Özetleyecek olursak Afganistan herakatı ile Amerika arı kovanına çomak sokmuş bulunuyor. Her televizyon kanalında üçer beşer boy gösteren ve sayıları tahminlerin çok üstünde olan uzmanların(!) müthiş yorumlarına ve Amerika’ya yol gösteren öğütlerine rağmen, “Sam Amca” yıllar sürecek bir maceranın artık tam göbeğinde. Ve işin kötüsü dünyanın her tarafında Amerikan varlıkları terörün açık hedefi durumunda... Geçtiğimiz Cuma günü Malezya’daki bir gösteride açılan pankart çok manidardı. Yanyana üç mezar vardı. En diptekinin üzerinde İngiltere, yani “üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk”un haç bulunan bayrağı duruyordu! (20. yüzyılın başlarında, Britanya imparatorluğu Afganistan’ı işgal etmeye çalışmış ama, Ruslar gibi onlar da bozguna uğramıştı.) Ortadakinin üzerinde Sovyet İmparatorluğunun orak çekiçli bayrağı dalgalanıyordu! (Bilindiği gibi Sovyetler Birliği 1989’da Afganistan yenilgisi ile birlikte dağılmaya başlamış ve dört milyon kilometre kare toprak, yani Baltık ülkeleri, Orta Asya Türk cumhuriyetleri ve Kafkasları kaybetmişti. Bunlarla birlikte Varşova Paktı da yıkılmış; Doğu Almanya, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya, Romanya ve Bulgaristan üzerindeki siyasi ve askeri hegemonya sona ermişti.) Ve tahmin edebileceğiniz gibi, en başta ve henüz açık duran mezarın üstünde de, Amerikan bayrağı vardı. Afganistan’da savaşmış olan bir Rus generalinin bu ülkeye göre piknik yerine benzettiği Vietnam’dan ağır bir yenilgi ile çıkan ABD Afganistan’dan çıkabilecek mi? Uzmanlar gibi iddialı konuşamayız ama, öyle görünüyor ki, Amerika Afganistan’da kazansa bile bu bir “Pirus Zaferi” olmaya aday!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT