BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko life

Eko life

Kabuğundan çıkan dev: OYAK Türkiye Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı faaliyet gösteren Ordu Yardımlaşma Kurumu’nu (OYAK) uzun bir süredir takip ediyoruz.



Kabuğundan çıkan dev: OYAK Türkiye Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı faaliyet gösteren Ordu Yardımlaşma Kurumu’nu (OYAK) uzun bir süredir takip ediyoruz. Son bir senedir daha yakından takip ettiğimizi özellikle belirtelim. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü döneminden tanıdığımız Coşkun Ulusoy’un bir yıl önce atanması ile birlikte OYAK, inanılmaz bir şekilde kabuk değiştirmeye başladığını görüyoruz. Halen görevli 155 bin subay ve 30 bin emeklinin maaşlarından alınan yüzde 10’luk pay ile ciddi bir kaynak birikimine sahip olan OYAK, Renault ile otomobil işbirliğinden tutun hemen her sektörde 26 yan kuruluşuyla faaliyet gösteriyor. Edindiğimiz bilgiye göre, 2000 yılında OYAK’ın 4.8 milyar dolarlık satıştan elde ettiği kâr 350 milyon doları bulmuş... Ki, böyle bir kriz ortamında bu kâr yabana atılacak bir rakam değil... OYAK, özelleştirilmesi planlanan Türk Telekom ile yakından ilgilendiği de biliniyor. Bu konuda yorum yapan ve OYAK’ı mercek altına alan ünlü ekonomi gazetesi Financial Times, “Coşkun Ulusoy, ABD’li bir ortak bulursa, Telekom işine girecek” diye yazıyor. Bunun yanı sıra TMSF bünyesindeki bankalarla ilgilenmesi ve teklifler vermesi, OYAK’ın hedeflerinin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne koyuyor. Yıllardır merak edilen bir diğer konu ise, OYAK’ın kamuya açılması... Bu konuda hep suskun olan OYAK’ın Coşkun Ulusoy ile birlikte kamu açılma faaliyetleri yürüttüğünü biliyoruz. Eğitim kökeni ABD olan ve ekonomimizin bir zamanlar “prens”lerinden sayılan Coşkun Ulusoy, başarılarına eğer bu kamulaştırma işini de ekleyebilirse, doğrusu Türk özel sektörünü önümüzdeki günlerde sıkı bir rekabet ortamı bekliyor. Bazı büyük işadamlarımızın, yıllardır belli sektörlerde “tek” kalması görüntüsünün, OYAK’ın bu piyasalara el atması ile değişeceğine inanıyoruz. Tabi bu arada, Türkiye’ye mal olmuş bir kuruluşun yapacağı halka açılmanın, “güdük” tutulması yerine “geniş kapsamlı” olması gerektiğini düşünüyoruz. Coşkun Ulusoy’un da bu düşüncede olduğuna inandığımız için, kamulaştırma işinin ağır ama kararlı bir şekilde yürütülmesine hak verebiliyoruz. OYAK’la ilgili diğer gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz. Financial Times’ın, bizim de katıldığımız şu cümlesi ile OYAK yazımıza şimdilik noktayı koyalım: “Türk Silahlı Kuvvetleri; yalnızca NATO’nun en büyük ikinci ordusuna değil, aynı zamanda, Türkiye’nin en başarılı iş imparatorluklarından birine de sahip.” Marmara İletişim, deprem ve Koç Geçen hafta bu köşeden Eczacılık Fakültesi’nin onarılmakta olan binası ile ilgili yazı yazmış ve deprem mağduru olan Eczacılık öğrencilerinin 3 yıldır okullarının kapısından içeri giremediğini belirtmiştik. Bu yazının ardından bir çok olumlu tepkiler aldık. Meğer sorunlu olan sadece Eczacılık Fakültesi değilmiş. Marmara Üniversitesi’nin Nişantaşı’nda bulunan İletişim Fakültesi de “deprem mağduru” olan okullarımızdan birisi... Ufak tefek hasar gören okulda, eğitime 2 Ocak 2002’ye kadar ara verilmiş. Ancak İstanbul Teknik Üniversitesi uzmanları inceleme yapmışlar ve “Eğitim yapılabilir” kararı almışlar. Buna rağmen okul açılmamış. Yetkililer, “Bina hasarlı” demelerine rağmen, okulda bir iyileştirme çalışmaları da yapmamışlar. Ta ki, bu yılın başlarına kadar... Yetkililerin akılları daha yeni başlarına gelmiş olacak ki, okulda temel sağlamlaştırma çalışmaları başlatmışlar. Burada da bir gariplik var: Koskoca yaz boyu oturan yetkililer, tam okulların açılmaya başlayacağı, okullarını göremeyen öğrencilerin okullarına kavuşacağı ve eğitim için izin alındığı bir dönemde inşaat işine start vermişler. Böylece İletişim Fakültesi’nin öğrencileri yine okullarına kavuşamamışlar. Geçen hafta içerisinde İletişim Fakültesi’nin öğrencileri dertlerini bize açtılar: “17 Ağustos’tan bu yana iki yıl oldu. O zamanlar İTÜ okulun hasarlı olmadığına dair rapor vermişti. Bizim yöneticilerimiz de kabul etmişlerdi. Tam eğitime başlayacak ve okulumuza kavuşacaktık ki, bu sefer de binanın hasarlı olduğu söylendi. Üç yıldır hasarlı olmayan bina şimdi nasıl hasarlı hale geldi, anlamıyoruz. Okul yöneticilerimize, ‘Daha önce nerelerdeydiniz?’ diye soruyoruz, cevap alamıyoruz. Ne olacak bizim halimiz?” Bu arada, biz de, İletişim Fakültesi hakkında son bir yıldır ortalıkta dolaşan, “Rahmi Koç binayı almak istiyor?” söylentileri hakkında bir-iki laf söyleyelim. Sıkıntılı günlerde İletişim Fakültesi’ne Dekan olan Prof. Dr. Alaaddin Asna, bir internet sitesine yaptığı açıklamada, bu iddiaları şöyle cevaplıyor: “Ben fakülte taşınmayacak şartıyla dekan oldum. Öğrencilerimiz rahat olsunlar. Ayrıca söylentiler üzerine Rahmi Koç ile de görüştüm. Bana, ‘Hayır, o binaya talip değiliz. Böyle bir şey yok’ dedi. Öğrencilerimiz merak etmesin, binamız kesinlikle devredilmeyecek. Çalışma biter bitmez okulumuza taşınacağız.” Çöken metrodaki sorular 6 kişinin hayatını kaybettiği İstanbul Metrosu’nun Aksaray-Yenikapı arasında oluşan göçük hakkında kimse bir açıklama yapmıyor. Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden bu yönde bir faks aldık. Şube yetkilileri, “Ön projede buranın sağlıksız olduğu, tedbir alınması gerektiği ve bir kazanın olabileceği vurgulandığı halde, yeterli tedbir alınmadığı görülüyor. Yüklenici’nin son bir ay içerisinde işi tasfiye etmeye hazırlandığı doğru mudur? Böyle bir hazırlık, bazı isteklerin kabul ettirilmesi için mi, yoksa sorumluluktan kaçınmak için midir?” Yazan: Kâzım Çeliker
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT