BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Benim yerimde olsanız ne yapardınız?

Benim yerimde olsanız ne yapardınız?

Ben şimdi nasıl edeceğim, ne yapacağım hep onu düşünüyorum. Tek başıma kimsesiz zavallı biriyim hayatla nasıl mücadele edeceğim? Ben de, bir insan olarak mutlu huzurlu bir yuvada evimin hanımı olmak istedim. Ama gönlümün arzu ettiği gibi çıkmadı hayat karşıma...



Bugün, İstanbul’dan “Kimsesiz kedi” rumuzuyla yazan okuyucunun hatırasına yer veriyoruz. “Başıma gelenleri size nasıl yazıp, nasıl anlatacağım bilemiyorum. Herşey, canım kardeşimi kaybettikten sonra başladı. Başlayan ne mi? Benim çilem. Daha neler çekeceğim kimbilir. İnsanlara olan güvenimi yitirdim. Artık inanamıyorum kimseye... Çevremde tanıdığım herkes iyi gün dostuymuş. Hepsinin tebessümleri sahteymiş. Arkanı döndün mü sırtından vuruyorlarmış. Hem de en yakın bildiğin, canın kanın bildiğin insanlar... Eşimle geçinemediğimiz için ayrılmaya karar verdik. Bu olaya elbette herkes üzüldü. Ben de üzüldüm. Ama benim için hayatın sonu olmamalıydı ayrılık. Evlenmek ne kadar doğal bir şey ise, geçinemeyip ayrılmak da o kadar doğaldı bana göre. Ama insan ayrıldıktan sonra da hâlâ o insanla sıkıntıya düşerse buna ne denir? Eşim bana etmediğini bırakmadı. Her gün bir sürü tehditler aldım. Ben onu hayatımdan çıkartmama rağmen o halen hayatımda olmaya devam etmek istiyordu. Bir de duyduk ki beyefendi evlenmiş. Beni ne alakadar eder artık. Evlenirse evlensin. Ama peşimi bırakmıyor ki? Altı ay sonra boşanacakmış, tekrar benimle evlenecekmiş. Neyse bu müşkülpesent adamdan kurtuldum ama borçlarından kurtulamadım. Onunla evli iken bir dükkanımız vardı. Ben kendim emekli olduğum için dükkan da benim üzerime açılmıştı. Hay açılmaz olaydı. Meğer bu adam hiçbir vergi borcunu ödememiş. Bize de haber vermemiş. Bilsek belki zamanında üç beş öderdik. Bir sürü vergi borcunun ihbarı geldiğinde olayı öğrendik. Başımızdan aşağı kaynar sular döküldü ama kime ne dersin. Ad senin adın, imza senin... Zavallı anneciğimle birlikte iki gözümüz iki çeşme ağlaya ağlaya bunun ne olduğunu sormaya gittik. Aldığımız cevap, bu bizim borcumuzdu ve ödememiz gerekiyordu. Çünkü bizim ismimizeydi herşey. Başladık üç kuruşluk emekli maaşlarımızla bu vergi borçlarını ödemeye. Gençlerin bile iş bulamadığı bir dönemde benim gibi emekli biri nasıl iş bulacaktı. Hayat pahalıydı. Geçinmek için ne yapabilirdim ki? Annemin babadan kalma emeklisi zar zor geçindiriyor bizi. Eğer geçinmek bu ise. Hani eskilerin deyimiyle bir lokma bir hırka dedikleri cinsten. Ayrıldıktan sonra, annemin evine yakın bir ev tuttum. Kiralar maalesef ateş pahası. İyi kötü yine kiramı veriyordum. Başıma vergi borcu çıktı. Ah şu dünyada kiracı olmak ne zormuş. Başını sokacak bir evin yoksa yandın. Ama ne yapalım evimi boşaltmak istiyorum. Eşyalara da kıyamıyorum. Benim eşyalarımda ölen kardeşimin çok anıları var. Hep onlarla avunuyorum... 165 milyon emekli maaşı alıyorum. Bunun 125 milyonunu kiraya veriyorum. Ne yiyip ne içerim düşünebiliyor musunuz? Yıl başında daha da artacakmış kiralar. Bir aygaz tüpü, geçen sene dörtbuçuk milyon liraydı. Bugün için onbeş milyon beşyüzbin lira. Bu nasıl fiat artışı böyle? Düşünün ki sadece yemek pişiren bir ailenin bile ayda iki tüp harcaması gerekiyor. Otuz milyondan fazla para. Nasıl alacağız neyle? Soruyorum devlet büyüklerine? Bizim maaşlarımız ne zaman artacak. Biz gittikçe açlığa mı terk edileceğiz? Duygu sömürüsü yapmıyorum. Komşularla birbirimize sabır dilemekten başka elimizden birşey gelmiyor. Bu şartlar altında yaşamaktan artık bıktım. Hergün isyan etmekten bıktım. Bizleri bu hale getiren, bizlere isyan ve beddua gözyaşlarını ekmeğe katık ettirenlerin kulakları çınlasın. Fakir fukaranın hergün bedduasını alıyorsunuz. Bizleri sinir hastası yaptınız. Sizlerin beceriksizliğinin cezasını bizler mi çekeceğiz hep. Söyleyin bu halde elimde kalan parayla nasıl geçinirim ben. Kaldı ki, bir de çoluk çocuklu insanlar var. Allah onlara da yardım etsin. Ben şimdi nasıl edeceğim, ne yapacağım hep onu düşünüyorum. Tek başıma kimsesiz zavallı biriyim hayatla nasıl mücadele edeceğim? Ben de, bir insan olarak mutlu huzurlu bir yuvada evimin hanımı olmak istedim. Ama gönlümün arzu ettiği gibi çıkmadı hayat karşıma... Hayat çirkinliklerle dolu. Herşey para olmuş artık. Şu anda canım kadar çok sevdiğim kardeşimin eşyalarını da birer birer satmak durumundayım. İçim kan ağlayarak, üzülerek ama hergün ölüyorum bu çaresizlikten. Sizler benim yerimde olsanız ne yapardınız?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT