BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Powell’ın iktidar yürüyüşü

Powell’ın iktidar yürüyüşü

Türk Başbakanı, Irak’ın vurulmasının zararımıza olacağını söylemiş. Bu gibi durumlarda mes’eleyi vaktinde anlayamayanlara “ha şunu bileydin” diye serzenişte bulunsalar da öyle demiyeceğiz. Afganistan’ın vurulması da lehimize olmadı ki!.. New York ve Washington saldırılarının lehimize olmadığı gibi.



Türk Başbakanı, Irak’ın vurulmasının zararımıza olacağını söylemiş. Bu gibi durumlarda mes’eleyi vaktinde anlayamayanlara “ha şunu bileydin” diye serzenişte bulunsalar da öyle demiyeceğiz. Afganistan’ın vurulması da lehimize olmadı ki!.. New York ve Washington saldırılarının lehimize olmadığı gibi. Irak vurulursa kapı bir komşumuz, dindaşımız. Orada yaşayan milyonlarca soydaşımız var. Müşterek tarihe sahibiz. Din ulularımızın bir kısmı ve bir şehidliğimiz Bağdat’ta. Afganistan vuruldu. Bu milletle de din birliğimiz var. Orada Irak’tan fazla soydaşımız yaşıyor. Tarihi beraberliğimiz keza mevcut. Irak’ı da Afganistan’ı da değişik Türk idareleri asırlarca huzur içinde yönetmişler. Amerika’nın vurulması da Türkiye’ye bir şey kazandıramazdı. Orada şu veya bu sebeple bulunan binlerce vatandaşımız hak etmedikleri kötü bir muameleye her ân maruz kalabilirler. ABD bir NATO üyesi. Türkiye de aynı paktın içinde. NATO harekete geçirilince Türkiye’den de mükellefiyetler bekleniyor. Ahmed Hamdi Tanpınar bir şiirinde: ‘Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında’ Diyor. Bir şair sezgisi, yolumuza ışık tutmakta. Ankara, bu hareketin içinde yer alacak ama uydu, tabi, emir alan değil, yönlendirici, tayin edici olarak. Öyle olmazsa işimiz zor. Ortada bir samimiyet yok da ondan. 86 Yaşındaki Zahir Şah, İtalya’daki kâşânesinden alınarak yoksul Afganistan’a getirilmek isteniyor. Bunu isteyen Amerika. İstikbalde araştırmacılar sormayacaklar mı? Majesteleri, ülkesine hayatının en verimli çağında 43 yıl hükmetmiş. Peki o zaman zarfında ne yapmış ki şimdi ne yapacak? Üstelik yıllardır sürgünde. Bir şey daha sorulacaktır. Bütün dünyanın Afganistan Cumhurbaşkanı olarak tanıdığı Burhaneddin Rabbani, neden düşünülmüyor? Üstelik, hem resmen Cumhurbaşkanı ve hem de Kuzey İttifakının ismi üzerinde anlaştıkları aklıbaşında biri. Hayır!.. Bir ihtiyar direkt veya dolaylı olarak başa getirilecek ki. Sözde Afgan idaresi olsun. Esasta ise başta sadece emir alan biri bulunsun. Bunlar yanlış. Bir garip milletten ne istenir? Amberi için vurulan ceylanlar gibi Afganistan zenginliklerinden dolayı vurulmakta. Artık 11 Eylül Saldırısı anlam değiştirmiştir. Emperyalizm bütün niyetleriyle geri dönüyor. Bir taraftan sömürgeciler sırada. Diğer taraftan dinler savaşı tehlikesi. Nijerya’nın ilk ve son olmasını temenni ederiz. Ama Irak vurulursa Türkiye’de neler olur? Düşünmek dahi istemeyiz. Bu şartlarda Türkiye bütçe yapıyor. Keşke... Evet, keşke geçici bir bütçe hazırlansa da seçime gidilse. İktidar, boşlukta mekân işgal etmekte. Diğer tekliflerse milli koalisyon veya azınlık hükümeti de olabilir. Türkiye, susan, gülmeyen bu hükümetten yoruldu. Yeni bir ses, yeni bir nefes yeni bir yüz arzulamakta. Vatanını, milletini seven bunu çok görmez. Powell’ın yürüyüşüne gelince. Colin Powell, Körfez Harbinde genelkurmay reisi idi. Şimdi İkinci harekâtta Amerikan hariciye vekili. Bu son savaşın iki aktif kişisi var. Kendilerini ustalıkla bir adım öne çıkartmamaktalar. İngiltere’de başbakan Tony Blair. ABD’de Dışişleri Bakanı Colin Powell. Kehanet. Hâşâ ve asla. Bir zan, altıncı his. Bush’un bu operasyonu başarıyla götürmesi imkânsız. Dediğimiz gibi, problem, çıkış noktasından daha bugünden uzaklaşmıştır. Haydi dinler savaşı demiyelim. Medeniyetler savaşı da demiyelim. En azından kültürler çatışması kaçınılmazdır. Birtakım halklarından kopuk hükümetler Beyaz Boyalı Ev’den direktif almayı şeref saysalar da halkın telakkisi aksine olacaktır. Bu da kaosun adıdır. Bu savaş/ harekât/ operasyonda meydana gelecek kargaşada Amerikan tarihinde ilk defa olarak kanlı bir darbe yaşanmasa bile post modern darbeyle Powel, ABD’nin en silik başkanı Bush’u uzaklaştırarak yerine geçebilir. Amerika da artık 10 Eylül Amerikası değildir. Bundan böyle orada da entrikalar, üçüncü dünyalık yaşanacaktır. Her ân her şey olabilir. Türkiye’ye düşen ismi ve şahsiyeti kim olursa olsun kuvvetliyi idare edip haklının yanında yer almaktır, neticede söz sahibi olacak biçimde. Mesela, İslâm âleminin kazanılması için Filistin devleti tanınacaktır. Filistin Cumhuriyeti savaş rüşveti olarak kurulacak. Türkiye, bu tanımada üzerine düşeni yapmalı. Kısacası Osmanoğlu veya Timuroğlu... ismindeki Türk devletlerinin topraklarında bir şeyler cezalandırılıyor, paylaşılıyor veya coğrafya şekillendiriliyor. Biz, her yönüyle mirasçıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT