BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nereye gidiyor kırmızı ışıkta?

Nereye gidiyor kırmızı ışıkta?

Demokrasi uzlaşma rejimi.. Parlamentoda grubu olan partilerin yöneticileri bir araya gelerek ülkeye “yeni bir cumhurbaşkanı” konusunda anlaştılar. Bu isim parlamento’dan olmayacaktı kesinlikle! Bu konuda da karara vardılar.



Demokrasi uzlaşma rejimi.. Parlamentoda grubu olan partilerin yöneticileri bir araya gelerek ülkeye “yeni bir cumhurbaşkanı” konusunda anlaştılar. Bu isim parlamento’dan olmayacaktı kesinlikle! Bu konuda da karara vardılar. Yaptığı üç konuşmayla dikkatleri üzerine çeken, hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi’yi öne çıkaran Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer’e gidildi. Sayın Sezer’in beş parti liderinin yazılı teklifiyle ancak aday olabileceğini, ilk turlarda da 276’nın üzerinde oy almasını, aksi halde geri çekilebileceğini ileri sürdüğü kulislerde duyuldu. Ecevit, Bahçeli, Yılmaz, Kutan ve Çiller makul işlemler olarak gördü talebi. Ve Sezer seçildi. Ayyy ne güzel kırmızı ışıkta duruyordu aracı. Gazeteler manşete taşıyordu. Bir kere de Semra Hanım sokaktaki vatandaş gibi süpermarketten alış-veriş yaptı. Ohhh ne alâ. Çankaya ile konut arasındaki balayı beklenen gibi olmadı. Bütün liderler yavaş yavaş eleştiri haklarını kullanmaya başladı. YÖK’t#ki atamalara kadar tepki gördü. Çiller ülkenin kötü yönetildiğini ve ekonomik kriz boyutu karşısında çağrıda bulunarak Sezer’in Anayasal hakkını kullanmasını istedi. Hükümet ise, ta ki Başbakan’ın Milli Güvenlik Kurulu sonrasındaki ve tarihimizde ilk defa gerçekleşen olaya kadar tavır sergilemedi. Ecevit, Cumhurbaşkanı’nın toplantı sırasında Anayasa kitapçığını üzerine fırlattığını anlattı. Olayı ise büyütmemeye gayret etti Bülent Bey? Öyle de oldu. Güniz’den sonra Kuloğlu Sokak’ta ise bir başka lider “baba”ca sorular yöneltiyordu “bir bilen” olarak. “Bir buçuk yılı aştı, hâlâ basının önüne çıkıp da bir basın toplantısı yapmadı. Danışmanları aracılığıyla açıklamalarla yetiniyor.” Halkın içinde bir lider Ispartalılar’ın Demirel’le, Rizeliler’in Yılmaz’la Çankırılılar’ın İsmail Hakkı Karadayı ile, Kilislilerin Doğan Güreş ile olan cakaları Afyonlular’ın Ahmet Necdet ile, Ercişlilerin de Semra Sezer Hanım ile olan fiyakalarını bozmadı. Bozmamasına bozmadı ama bir zamanlar kızdıkları “neredeyse elini-yüzünü yıkadığı saati bile ekrana taşıyacak” biçiminde eleştirdiklerini arar hâle geldiler. Halkın arasında bir lider. Sergilerde onlarla, çarşı-pazar’da öyle, tatilde, kitapçıda, sokakta, düğünde-nişanda birlikte oldukları bir başkan özlemi arttı. Marmaris’te turistlerle sohbet edecek, Galeriya’da çocuklarla langırt oynayacak, asker ve diplomatlarla şakalaşacak, yüzüne yapılan eleştirilere gülecek ve “eyi olacak eyi” diyebilecek bir rahatlıkla, sorulara cevap veren, batıdaki yayınları takip ve sipariş edecek, gelişmeleri tartışmaya açacak, gelip pinpon oynayacak, Çorum leblebileri ikram ederek yabancı liderlerle maç izleyecek biri aranır halde. Aranıyor çünkü kamuoyu araştırmalarında zirvede olan oranlar, bugün için Çankaya’da dünün ve beklenenin altında seyrediyor. Anayasa Uzlaşma Komisyonu tatil öncesi değişecek 37 maddede anlaştı. TBMM’den de bir çırpıda çıkacaktı. Ancak 34’ü çıktı. Eski adıyla FP, yeni oluşumuyla SP ve AKP rahatsız edildi. Üstelik milletvekillerinin özlük haklarını düzenleyen madde, uzlaşmaya varılandan uzak, yersiz ve zamansız biçimde değiştirildi, kamuoyunda “kıyak” olarak algılandı. Nihayet Sezer’den de döndü. Siviller yıpratılmasın, parlamentonun itibarı artsın isteniyor ama netice öyle çıkmıyor. Bu yetkililer neden titizlik göstermez ki, kılı kırk yarmaz ki bazı konularda? Çankaya’nın kamuoyu araştırmaları lehine çıkar bu tavırlar. Ötekiler ise yeniden daha gerilere düşer. Siyasi deprem diyen var, TBMM için güvenoylaması biçiminde değerlendiren var. Hele hele MHP’li TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu’na göre parlamento bununla feshedilmek isteniyor?!. Uzlaşmaya neden uyulmadı? Ankara’da neleri tartışıyoruz bakın! Her şey halloldu, bir bu kalmıştı. Anayasanın 86. maddesi’ndeki değişiklikler yeni vekil ödenekleri halk oyuna gidiyor. Üç gün içinde resmi gazetede karar yayınlanırsa ne olur, geciktirilirse nasıl bir hukuki sorun ortaya çıkar? Çünkü referandum demek trilyonlarca lira gerektiriyor kaynak için. Peki ne zaman? İddia o ki, 120 gün sonra yani Şubat içinde. İkinci bir savunma ise Referandum yasası ek bir maddeyle 40 güne indirildi. Yani 25 Kasım’da sandık başına gidiyoruz. Bir başka görüş de değişen 34 Anayasa maddesinin tümü halk oyuna sunulmalı. Uzlaşma Komisyonu kararına neden uyulmadı? Dün Bakanlar Kurulu vardı. Liderler Zirvesi gerçekleştirildi. Devlet neden küçültülmüyor sorusuna cevap arandı. Hani kamu araç sayısı azaltılacaktı? Bugüne kadar 600 araç devreden çıkmış. Saltanat sürüyor. Memur sayısı sürekli artıyor. Ziraat mühendisi güvenlik görevlisi olmuş. Çevre Mühendisliğini bitirmiş, teleksçi olarak görev yapıyor. Üç dil bilen “ne olursa yaparım” diye iş arıyor. Şehit polis cenazelerinde gerilim oluyor artık. Öyle “kanı yerde kalmayacak”a inanmakta zorlanıyor halk. Daha önceki gün İçişleri Bakanı Yücelen konuşmasına tepki almadı mı? Başbakan Ecevit ekrana çıkıp “Irak’a bir operasyon başlatılırsa Türkiye bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir” diye neden söyledi acaba? Yedi düvele kendisi muhatap. Menfaatlerimizi korusun. Bu ne lahana turşusu bu ne perhiz. Kabil’i Türk askerinin koruması demek kafi değil. Hele bir de daha önceleri neredeydiler, yaramaz milletvekillerinin istifası yok mu, “Türkiye nereye gidiyor” diye ülkeyi yönetenler kendilerine sormalı önce.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT