BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk Telekom’dan “Sabit ücret” açıklaması

Türk Telekom’dan “Sabit ücret” açıklaması

“Haziran 1998 tahakkuk dönemi sonunda telefonda aylık sabit ücret uygulamasına son verilmiş, Ağustos 1998 tahakkuk döneminde yılda 1200 kontör karşılığı abonman ücreti uygulamasına geçilmiştir. Söz konusu abonman ücreti aylık 100 kontör karşılığı (bugün için 4,130,000 TL) alınmaktadır. 100 kontörün kullanılmaması halinde ise, kullanılmamış kontör hakkı, izleyen aylara mahsubu yapılmak üzere yıl sonuna kadar aktarılmaktadır.



08. 10.2001 tarihli gazetemizin bu köşesinde “Telekom bizim sesimizi duysun” başlıklı okuyucu mektubuna karşılık, Türk Telekom’dan gelen açıklama şöyle: “Haziran 1998 tahakkuk dönemi sonunda telefonda aylık sabit ücret uygulamasına son verilmiş, Ağustos 1998 tahakkuk döneminde yılda 1200 kontör karşılığı abonman ücreti uygulamasına geçilmiştir. Söz konusu abonman ücreti aylık 100 kontör karşılığı (bugün için 4,130,000 TL) alınmaktadır. 100 kontörün kullanılmaması halinde ise, kullanılmamış kontör hakkı, izleyen aylara mahsubu yapılmak üzere yıl sonuna kadar aktarılmaktadır. Yatırım tutarının yüksek olduğu telefon hizmetinde, yatırım harcamalarının ve Türkiye genelinde toplam telefon abonesinin bir bölümünün aylık abonman limiti kadar dahi görüşme yapmadıkları, dolayısıyla abonesi tarafından atıl tutulan bu hatların Türk Telekom’a getirdiği yükün hafifletilmesi gerektiği göz önüne alındığında abonman ücretinin alınmaması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde telefon abonelerinden 7.04-20.29$ (bugün için 11.481.071-33.089.621 TL) arasında değişen miktarlarda aylık sabit ücret alınmasına rağmen, bu ücret karşılığında abonelere kontör hakkı tanınmamaktadır.” Bıktırdınız artık! Ben emekli bir “devlet memuru”yum 3 ayda bir maaş alıyorum. İnanın, elim görüyor, cebim görmüyor. 3 ay boyunca borç ile geçinirsem, cebim maaşı görür mü? Ne olacak bu milletin hali, nasıl huzura kavuşacak? Bilen birisi varsa, çıksın, kurtarsın artık! Dertler ve çileler insana yazdırırmış; oğlum askerden geldi, 7 ay olmuş, yavrum çalmadık kapı bırakmadı. Her yerde iş arıyor. Artık her şeyden ümidini kesmiş bir vaziyette, insan içine çıkmak bile istemiyor. Harçlık vermek istiyorum, ama yok ki, nereden vereyim... Elektrik, su, telefon zaten asgari ücret kadar tutuyor. Hangi kapıyı çalacağımızı şaşırdık. Öbür oğlum asker, harçlığını nasıl göndereceğim diye uykuya hasret kaldım... Yetkililer daha ne yapıyorlar? Ne işleri var, Türkiye’yi batırdıkları yetmez mi? Vatanlarını, milletlerini seviyorlarsa bıraksınlar artık. Bizler kendimiz için değil, evlatlarımız için çırpındık durduk. İçine düşürüldüğümüz hale bakın! Bıktırdınız artık, millet olarak bıktık!... ¥ İsmi mahfuz - GAZİANTEP Bizi komşularımıza karşı utandırmayın İGDAŞ Genel Müdürlüğü’ne; Binaların bir kısmında olduğu gibi bizimkinde de ortak kalorifer sistemi var. Bunu değiştirmek çok zor, Kat Mülkiyeti Kanunu engel olarak karşımıza çıkarılıyor... Halbuki bu ekonomik kriz ortamında, ailelerin çoğu gaz parasını düzenli olarak ödeyecek durumda değil. Bir kısmı ödemeyince de herkesin gazı kesiliyor. Ben sadece bir odayı ısıtmak istiyorum, param kadar gaz harcamak istiyorum. Başkaları da evinin her tarafını ısıtmak ister, parası var. Bunun ortasını nasıl bulacağız? Ödeyecek durumumuz kalmadığına göre, bu gidişle icralık olacağız. Bunca yıldır buralarda otoruyoruz. İtibarımıza, onurumuza çok düşkün insanlarız. Bizi 15-20 aileye, çevremize karşı mahcup duruma düşürmek reva mı? Bizi ve bizim durumumuzda olan aileleri utandırmak doğru mu? Bir kolaylık gösterilse de, herkesin kombisi ayrılsa, herkes dilediği kadar gaz harcasa daha doğru olmaz mı? Yetkililer buna mutlaka bir çare bulmalı... ¥ Seher Dayıoğlu - İSTANBUL Ahlâktan yoksun esere alkış tutulmuş Haftalardır ilk defa bir filmi baştan sona kadar izledim, izlemez olaydım. Üstelik “Altın Portakal Ödülü”ne layık görülmüş bir filmi. “Salkım Hanım’ın Taneleri” filminden bahsediyorum... Zannettim ki; maddi ve manevi çöküşü yaşadığımız şu günlerde, gerçekleri konu alan bir film; ama nerde... Ahlaki değerlere, aile bağlarına önem veren bir ülkede işlenen konu; “konu ne zaman düzelecek” diye beklerken, gittikçe battı, gittikçe battı... Baba diye bildiğimiz kayınpeder, ortak diye bildiğimiz iş arkadaşı, dost olarak bildiğimiz aile dostları ve bunların birbirleri ile olan ilişkileri bu kadar iğrenç olabilir mi? Böyle bir filmi yapanları ve ödül verenleri kınıyorum!.. Mihriban Menekşe - GEBZE
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT