BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Nenko’nun bildirdiğine göre Hıdrellez günü Avretalan köyüne ulaşacak elebaşıları, Todor Kapliçko, Küçük Todor, Tosunoğlu Yorgi, gül tarlaları korucusu Petko, kahveci Yanko ve Brankoy’du. Elebaşıların, Hıdrellez günü, yerlerine ulaşmaları sebebiyle Aziz Paşa, zaptiyelerin de Hıdrellez günü isyan çıkacak köylerde bulunmasını istemişti.



Nenko’nun bildirdiğine göre Hıdrellez günü Avretalan köyüne ulaşacak elebaşıları, Todor Kapliçko, Küçük Todor, Tosunoğlu Yorgi, gül tarlaları korucusu Petko, kahveci Yanko ve Brankoy’du. Elebaşıların, Hıdrellez günü, yerlerine ulaşmaları sebebiyle Aziz Paşa, zaptiyelerin de Hıdrellez günü isyan çıkacak köylerde bulunmasını istemişti. Paşa, Yusuf’un da Avretalan köyüne gidecek müfrezeyle birlikte gitmesini söyledi. Yusuf, şaşırdı. Bir tarafta Osmanlı Paşası, diğer tarafta, Hocasının verdiği görev. Bocaladı, tereddüt etti. Ama verilen bir vazife vardı. -Paşa bubam, dedi. Müsaade ideeseniz ben, Otlukköyü’ne gideyin. Hocam İsmail Pelvan, Otlukköyü’nde Hazım Ağa’yı gürmemi, uradan da Karlova’da Tusun Beye geçmemi söyledi. Tusun Beye ulaştırılacak bi mektup veedi... Aziz Paşa gülümsedi, Deliormanlı delikanlının ezile büzüle kendisinden izin isteyişi karşısında: -Tabii gidebilirsin oğlum. Bizim için de uygundur. Hem Hazım Ağaya selamımı söyler, durumdan haberdar edersin. Yusuf, Paşa’nın izin vermesi üzerine rahatlamıştı: -Paşa bubam. Uygun görürseniz emen yola çıkmak isterim. Paşa, Yusuf’un sırtını okşadı, o kadar yolu at sırtında durmaksızın gelen delikanlının hemen yola çıkmak istemesi onu duygulandırmıştı. Şu Deliormanlılar, ne gayretli insanlardı. -Oğlum, yorgunsun. Sabah da olmak üzere. Hiç olmazsa öğleye kadar istirahat et. Sonra yola çıkarsın. Kaymakam Bey! Yusuf’u zaptiye koğuşunda misafir etsinler... Yusuf, Paşa’nın ve Kaymakam’ın elini öptü. Bir zaptiye askeriyle koğuşa gitti. Belli etmek istemiyordu, ancak hakikaten yorgundu. Yatar yatmaz uyudu. İşte Deliorman’ın insanı böyleydi. Çok hassas, çok gayretli, ama o nispette de soğukkanlıydılar. Ne de olsa akıncıların torunlarıydı, Serhat boyunun gaflet kabul etmez şartlarında yetişmişlerdi. Paşa, Avretalan’a gidecek müfrezenin başına Pazarcık Zaptiye Bölük Ağası Yardımcısı Necip Ağayı vermişti. Otlukköyüne gidecek müfrezeyse bizzat bölükağası emrine verilmişti. Bu zat, karlı, buzlu Balkanlar’da eşkıya takibiyle ömür geçirmiş, erlikle başladığı zaptiyelikte, her rütbeyi bin kahır çekerek kazanmış çok tecrübeli bir subaydı, Ahmet Ağa... Yusuf, yürüyordu, Balkanlar’ın zirvesine doğru... Uyanıyordu, Mayısla birlikte Balkanlar’daki hayat. Çiçekler, çimenler, ağaçlar, bütün canlılar. Karlar, bahara kavuşmanın sevinciyle gözyaşı olup akıyorlardı. Balkanlar’da herşey uyanıyordu, hem çiçekler hem de yılanlar. Yılanlara göz kulak olması gerekenler mi? İşte onların uyanık olup olmadığını, zamanı yakalayıp yakalayamadıklarını yine zaman gösterecekti. Acaba, zamanın babaları (ebülvakit) mı, yoksa zamanın elinde oyuncak olmuş zamanın evlatları (ibnülvakit) mıydılar? Mayıs günleri, mayısı takip eden aylar ve yıllar gösterecekti, Osmalı da zamanı yakalayanları ve zamanın gerisinde kalanları... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT