BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İdeoloji yapısı

İdeoloji yapısı

Yemen asıllı bir Suudi zengini olan Üsâme bin Lâdin’in gizli örgüt kurması, ülkeler dolaşıp eylemler düzenledikten sonra Afganistan’a gelip yerleşmesi ve bu tarihî ülkeye el koyması, her halde ilim adamlarının incelemesi gereken bir fenomendir. Şii azınlığı da olan Sünnî Hanefî-Mâtürîdî Afganistan’a, geçmiş zamanların Vehhâbî eylemciliğini taşıyabilmesi, tarihçilerin üzerinde duracakları bir konudur.



Eylemin ideolojik yapısının çeşitli faktörleri mevcuttur. En önemlisi, İslâm’ın çok radikal bir tefsirinin arkasında yatan koyu Arap milliyetçiliğidir. Bu sosyalist bir Arap milliyetçiliğidir ki Baas’ı doğurmuştur. Nâsır gibi İsrail sınırlarını ikiye katlayıp Kudüs’ü kaptıran unutulmaz liderler yetiştirmiştir. Muammerü’l-Kaddâfî, Hafîzü’l-Esed, Saddâm Hüseyn, ayni ekolün mensuplarıdır. Hedefleri, Arap milliyetçi sosyalizmini Moritanya ile Basra Körfezi arasında hâkim kılıp Arap birliğine gitmektir. Şeriatle yönetildikleri halde Amerika ile karmaşık ilişkileri bulunan petrol zengini 6 Körfez monarşisinin hasımlarıdır. Üstelik bu monarşiler, petrollerinin dağıtım tekelini Birleşik Amerika’ya bırakmışlardır. Kuveyt’in işgaline göz yumulsaydı Saddam, bu monarşilerin hepsini ele geçirmişti. Amerika olmasaydı Saddam’ın Kuveyt’ten çıkarılması imkânsızdı. Binaenaleyh Pax Americana, Arap birliğini engelliyen Şeytan’dır. Bu Arap ideolojisi, ayni zamanda emperyalisttir. İslâm Birliği yaftası altına, Arap nüfuzunu, hattâ egemenliğini, Endonezya’dan Okyanusya’ya, Afganistan’dan Orta Asya’ya taşımak hevesindedir. İslâm’ın çok liberal ve ümanist Osmanlı modelini, üstelik bir de laikliği ve demokrasiyi katarak temsil eden Türkler, bu ideolojinin nefret duyduğu bir rejimin insanlarıdır. Bütün Arap ülkelerini asırlarca yönetmiş bulunmakla suçludurlar. Türkler meselâ 1056 yılından 1918’e kadar Irak’ta kalmışlardır. Koyu Fars (İran) milliyetçiliğinin eylemci Şîa’sı gibi Arap milliyetçiliğinin de sosyalist İslâm’ı da, Osmanlı Türk Müslümanlığı’nı silmek, dejenere etmek istedi. Bu Türk’e yabancı anlayış ve uygulamaları, eylemleri dahil, Türkiye’ye sıçrattı, epey taraftar da buldu. Atatürk’ün laik demokrasi modeli, üstelik derinlemesine Türk milliyetçiliğine de dayandığı için, hiç beğenilmedi, tasvip görmedi. Zaten Türkiye dışında hiçbir Müslüman ülke, demokrasiye giremedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT