BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bio-Terör

Bio-Terör

Teröristler, Hollywood’un yıllardır yaptıkları dehşet ve komplo teorisi filmlerinin senaryolarını uyguluyorlar. Daha doğrusu o filmlerden ilham ve tüyö alıyorlar. Bizim bazı yazarlarımız da, özellikle 11 Eylül 2001 günü Amerika’daki saldırılar üzerine kendi senaryolarını çiziyorlar...



Teröristler, Hollywood’un yıllardır yaptıkları dehşet ve komplo teorisi filmlerinin senaryolarını uyguluyorlar. Daha doğrusu o filmlerden ilham ve tüyö alıyorlar. Bizim bazı yazarlarımız da, özellikle 11 Eylül 2001 günü Amerika’daki saldırılar üzerine kendi senaryolarını çiziyorlar... Dilin kemiği, bilgisayar tuşlarının sınırı yok. Bütün akla gelen ve gelmeyen ihtimalleri-saldırıları gizli örgütlerin mesela İsrail Mossad’ının veya Amerika’nın kendisinin karanlık maksatlarla düzenlediğine kadar geniş bir hayal kuvvetiyle ve Hollywood filmlerinin yardımı ile ve hatta onlara taş çıkarırcasına, “ya tutarsa” diye sıralarsın, yan yatarsın! Mikrop savaşı Mikrop savaşı yani Bio-Terör konusu da filmlerde defalarca işlenmişti. Şimdi şarbon (Antraks) korksu ile galiba gerçek olmakta. Amerika’da bazı yayın kuruluşlarına, son olarak da Kongre üyelerine gönderilen antraks-şarbon mikroplu zarflar geniş kapsamlı bir mikrop savaşının başladığının işaretleri mi? Bu zarfları, hem de büyük ihtimalle Amerika’nın içinden gönderenlerin 11 Eylül saldırısını düzenleyenlerle, Usame Bin Ladin ve El-Kaide örgütü ile ilgili olup olmadıkları henüz kesinleşmedi. Bir ihtimal başka örgütlerin, mesela kürtaj karşıtlığı uğruna, daha önce teröre tevessül eden bazı gizli örgütlerin, Oklahoma’da bir binayı federal devlete düşmanlık sebebiyle havaya uçaracak kadar kafadan hasta olanların bu korku ortamından yararlanarak, mikrop terörünü başlatmış olmaları... Onlara, daha henüz olay yokken mikrop ve kimyevi terör ihtimalinden söz eden ve bunların muhtelif şekillerini boy boy ortaya seren medyanın yayınları da çanak tuttu. Maksat hasıl oluyor Her ne hal ise şimdi son şarbonlu zarfların kim veya kimler gönderiyorsa ve hâlâ varit olan bir ihtimalle El-Kaide örgütünün açtığı yeni bir cephe ise asıl maksatlarına, yani Amerika’da ve Avrupa’da bir dehşet havası ve panik oluşturmak amaçlarına varıyorlar. Belli düşmanlara ve silahlara karşı mücadele kolay da böyle bir korkuya ve paniğe karşı mücadele hiç de kolay değil. Ben bu paniğin Türkiye’ye de sirayet etmesinden korkarım. Nitekim bu satırları yazarken İstanbul’da da, hem de Emirgan’da bir İngilizin evine içinde Antraks tozu olduğundan şüphe edilen bir zarfın gönderildiği haberi vardı. İnşaallah bu haber doğru çıkmaz. Ama dünyada olaylar arttıkça, Türkiye’de de bir dehşet havası oluşabilir. Teröre karşı kararlılık! Bio-Terör gerçekten başlatılmışsa ve kaynağının da El-Kaide örgütü olduğu tespit edilirse -ki bu örgütün ve Usame Bin Ladin’in elinde başka terör ve mukabele kozları olduğu muhakkak- bu, ABD’nin teröre karşı açtığı savaştaki kararlılığını arttırır mı, yoksa kamuoyundan başlayarak gevşemeye ve teslimiyetçiliğe mi yol açar? Yazının bir yerinde de dediğim gibi klasik teröre karşı savaşın hatları, korkunun boyutları belliyken, korku ve panikle mücadele kolay olmaz. Korkarım ki dünya zincirleme ve ucu nükleer silahların da kullanılabileceği bir terör tırmanması sürecine giriyor! Terör cehenneminin kapıları açıldı bir kere. Yapılacak şey Winston Churchill’in İkincı Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde söylediklerini hatırlamak ve hatırlatmak: “Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT