BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf’un kafası son bir aydır yaşadıklarıyla karmakarışık olmuştu. Yaşadıklarını yorumlamakta zorlanıyordu. Zamanın çok dışında gibiydi. Demir Baba’nın Cücenin, İsmail Hoca’nın söyledikleri. Aziz Paşa’nın anlattıkları. Karaok’u kazanışı, en çok da, Demir Baba’nın, “Güle üç defa yenildiğinde gerçek pehlivanlığa kavuşacaksın” sözü, beynini tırmalıyordu. Bu sözün manasını bir türlü çözememişti.



Yusuf’un kafası son bir aydır yaşadıklarıyla karmakarışık olmuştu. Yaşadıklarını yorumlamakta zorlanıyordu. Zamanın çok dışında gibiydi. Demir Baba’nın Cücenin, İsmail Hoca’nın söyledikleri. Aziz Paşa’nın anlattıkları. Karaok’u kazanışı, en çok da, Demir Baba’nın, “Güle üç defa yenildiğinde gerçek pehlivanlığa kavuşacaksın” sözü, beynini tırmalıyordu. Bu sözün manasını bir türlü çözememişti. Rüyaları güllerle dolmuştu. Al ve kırmızı güller, kendisini kuşatıyor, güllerin arasında kayboluyordu. Yusuf, yürüyordu, Balkanı dinleye dinleye... “Acaba, diye düşünüyordu, şu Bal-kanlar, bizim için ne zaman “Bal” oldu ne zaman “kan”. Şimdi Bulgarlara bal, bize yine kan mı olacak.” Yürüyordu Yusuf, arkasından Karaok geliyordu. Yusuf, Balkanlar’a gelen baharı daha yakından hissetmek, dağ yolunda Karaok’u zora koşmamak için yürüyordu. Ama, yürüyen, Balkan dağlarını çıkan yalnızca Yusuf değildi. Bu mayıs ikindisi sonrası, daha niceleri Balkanlara tırmanıyordu, daha niceleri, Bulgarların çoğunluk olduğu Balkan köylerine doğru yolcuydu. Meriç’in kolu Paşaçık Çayı, Filibe’de Meriç’e kavuşmak üzere Balkanlar’dan aşağı inerken, Yusuf, Balkanlar’a tırmanıyordu. Otlukköyü’ne yaklaştıkça, Balkanlar’ın eteklerindeki gül bahçeleri de çoğalmıştı. Gül bahçelerini görünce, Yusuf’un yarası, yine depreşmişti. Demir Baba’nın söylediği, “Güle üç defa yenilince gerçek pehlivan olursun” sözü, hem gönlünü hem de beynini meşgul ediyordu. Hocası İsmail Pehlivan da cevap vermemişti. “Sen kendin çözeceksin bu meseleyi, gülü kendin bulacak ve karar vereceksin, güle yenilip yenilmediğine.” demişti. Deliorman’da gül, nice bin manaya gelirdi, Anneler, çocuklarını “gülüm” diye sever, aşıklar, sevdiklerine “gülyüzlüm” diye iltifat ederlerdi. Anne-babalar, kız çocuklarına, Fatmagül, Ayşegül, Gülçehre, Gülendam, Gülümser, Gülşen, Gülsen, Gülfidan, Zerregül, Zehragül, Gülistan, Güldeste ... gibi nice güllü isimler verirlerdi. Misafirler, güle güle diye uğurlanırdı. Yusuf’un beyninde, gönlünde nice bin gül vardı, yürüdüğü yolun iki tarafında binlerce gül açmıştı. Hıdrellez, Filibe, Kızanlık, Haskova gibi yörelerde bambaşka manalarla yüklüydü. Güller, Hıdrellez sabahı, güneş doğarken, ufuklar al renge büründüğünde, gülyüzlü, al yanaklı kızlar tarafından derilirdi. Yusuf gönlünde ve beyninde güllerle, gül bahçelerinin arasında, Hıdrellez öncesinin ikindi sonrasında, Balkanlar’ı tırmanırken, bütün Rumeliyle birlikte Otlukköy kızlarını da Hıdrellez heyecanı sarmıştı. Otlukköy kızları, niyet çömleğine atacakları çiçekleri toplamak için köy çevresindeki kırlara orman içine dağılmışlardı. Paşacık çayı, iniyor, Yusuf çıkıyordu. Bir feryatla irkildi. Birileri acı acı bağırıyordu. -Can kurtaran yok mi? -Yetişin, boğuliyor. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT