BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk askeri Afganistan’a gitmeli...

Türk askeri Afganistan’a gitmeli...

Askerimizin Afganistan’a gitmesine karşı olmak makul bir düşünce kabul edilemez. Oraya gidişin maksadı önemli.



Askerimizin Afganistan’a gitmesine karşı olmak makul bir düşünce kabul edilemez. Oraya gidişin maksadı önemli. İki tip gitme var. Birincisi, türlü makyajlar altında gizlenerek Amerikan-İngiliz kuvvetleriyle birlikte taarruza gitmek. İkincisi, barışa, desteğe, yaraları sarmaya, yardıma. Birincisinin Türkiye açısından hayata geçmesi intihara eş bir hatadır. Türk askeri, Afganistan veya bir başka İslam ülkesine giderek orayı bombalayamaz. Bunun adı terörle mücadele olsa bile yapılması imkânsız. Ama Türkiye’nin dünyanın gidişatına seyirci kalması da tepeden tırnağa yanlış.Tarafların arasına katılmadan kavga aralanamaz. Türkiye, üstelik öyle sembolik bir birlik de yollamamalı. En çok ne kadar asker gidebilirse o kadarı gitsin. Bakınız dünya medyasında Türklerin liderliğinde barış gücü sözleri edilmeye başlanınca Washington ve BM’de rahatsızlık duyulmaya başlandı. Onlar, Afganistan’a gitmemizi hazmedemiyorlar. Korku, kıskançlık ve endişe hemen ortaya çıkmakta. Türk askeri liderliğinde veya onun ağırlığının hissedildiği bir barış gücü, barışı temin edebilir. Din birliği var. Yer yer dil birliği var. Bölge insanı Türkleri sevmekte. Kuzey İttifakı ile kurulacak yeni idareler arasında olduğu gibi batılı kuvvetlerle de köprü görevini Türkler yapar. Hadisenin Türkiye açısındansa büyük değeri görülmeli. Türk askeri son senelerde Bosna, Kosova, Somali, Kuzey Kıbrıs, Kuzey Irak ve Azerbaycan’da yer almıştır. Belki bunların hepsi aynı pakete dahil edilemese de vakıa Mehmetçiğin oralarda olması, bayrağımızın oralarda dalgalanmasıdır. Üstelik görev yapılan memleketlerde yerli yönetim ve halkla da gayet mükemmel diyaloglar tesis ediliyor. Azerbaycan’ın kuruluş yıldönümü münasebetiyle Azeri ordusunun resmi geçidini Az TV’de büyük bir iftiharla takip ettik. Önceki o dağınık, yaka-bağır açık, disiplinle fazla barışık olmayan silahlı gücün yerini çakı gibi delikanlılar almıştı. Türk ordusunun üslûbu hemen okunmaktaydı. En yakınından en uzağına bölgemizde ve dünyada söz sahibi olacaksak askerlikten ticarete kadar gereğini ifa borcundayız. Onunu için askerin gidişine “hayır” demek akıl kârı değil. Üstelik sadece askerimiz değil, işçi, tüccar, mühendis ve mimarımız da gitmeli. Biz sömürmek için değil, yakmak yıkmak için de değil. Biz uzlaştırmak, imar ve barış için, bayındırlık için gideriz. Yeter ki gidişimiz engellenmesin. Daha terörü kimin yaptığı bile belli olmadan “haydi, Hartum’dan Cakarta’ya, Bağdat’tan Kâbill’e kadar İslâm terörünü bombalayalım, taş taş üstünde bırakmayalım” çığlıklarının atıldığı şuursuz günlerde bütün direkt ve dolaylı vaadlere rağmen vakarımızı bozmadan teyakkuz halinde kalmamız nasıl basiretse şimdi çerçevesi belli, hatta giderek şekli ve süresi de belli olmakta olan bir harekâtta her iki tarafa da dost, sözü dinlenir, tecrübesi engin bir millet olarak yer almamız da öylesine basiret eseridir. Asker gitsin. Hayırlara vesile olsun. Yolları açık olsun. Unutulmasın ki Filistin’de yer alsaydık bu kadar kan dökülmezdi. Afganistan’da kan ve göz yaşını dindirecek de en nihayet biziz. Az şeref değil.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT