BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Can yoldaşı...

Can yoldaşı...

Handan İpekçi’nin yönetmenliğini yaptığı “Büyük Adam, Küçük Aşk”, emekli bir yargıçla küçük Hejar arasında geçen sevgiyi gözler önüne seriyor.



Kadın yönetmenlerimizden Handan İpekçi, kısa film çalışmalarından sonra 1994 yılında çektiği “Babam Askerde” ile ilgi toplamış, yerli ve yabancı film festivallerinde dikkat çekmiş ve ödüller almıştı. İpekçi, yedi yıl aradansonra “Büyük Adam, Küçük Aşk”la 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Senaryo Ödülü ile döndü. Bugün gösterime giren film İstanbul’da yaşanan bir Güneydoğu öyküsü... Urfa’da terör sonucu köyüne yapılan bir operasyonda yakınlarını kaybeden 5 yaşındaki Hejar (Dilan Erçetin), dedesiyle birlikte İstanbul’a gelir. Felaketler orada da peşlerini bırakmaz. Emanet olarak bırakıldığı aile dostları Avukat Serpil’in de evi polisler tarafından basılması ile hayalleri bir kez daha yakılır. Ortak dili konuşmak Hayatını devletin yasalarına ve bunları harfiyen uygulanmasına adamış yargıç emeklisi Rıfat Bey (Şükran Güngör) huzurevine yatma hazırlığı içindedir. Küçük Hejar ile aynı evi paylaşmasıyla gelişen olaylar, ortak dili keşfetmeleriyle birlikte duygusal bir yakınlaşma başlar. Aynı zamanda kalp rahatsızlığı çeken emekli yargıcın evine bir günlük misafir olan küçük kız artık onun vazgeçilmez bir parçasıdır. Türkçe’den taviz vermek istemeyen Rıfat Bey ile Kürtçe’den başka dil bilmeyen inatçı Hejar’ın ortak hayatları itiş-kakış başlar. Birbirlerine ısındıktan sonra da önce Türkçe-Kürtçe sözcükler öğrenirler, sonra da birbirlerini sevmeyi... Bir yargıcın gözüyle devlet sisteminin bakış ve yapısına ilişkin bilgiler verirken bir yandan da Güneydoğu insanının sorunları gözler önüne seriliyor. Sinemaya geç başlayan Şükran Güngör, “Güle Güle”, “Herkes Kendi Evinde” derken, “Büyük Adam, Küçük Aşk” filmindeki başrolüyle Altın Portakal’a ulaşmalıydı. Ödüle en büyük adaydı ama ne yazık ki kazanamadı. Filmin küçük ama oldukça başarılı çocuk yıldızı Dilan Erçetin ise jüri özel ödülüne lâyık görüldü. Ülkemizin bu türden filmlere ihtiyacı olduğu bu dönemde Handan İpekçi’yi kutlamak gerekir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT