BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf telaşlandı. Kıyıya çıkmak için gayret etti. Olmuyordu, yaklaşamıyordu. “Eee, bre Yusuf! Ani senin pelvanlığın. Bi karış suya, yenilir, bi Bulgar dilberinin karşısında elin ayaana dulaşır” diye Yusuf, kendi kendine söyleniyordu. Ama söylenmek çare değildi. Hızla çağlayana doğru yaklaşıyorlardı.



Yusuf telaşlandı. Kıyıya çıkmak için gayret etti. Olmuyordu, yaklaşamıyordu. “Eee, bre Yusuf! Ani senin pelvanlığın. Bi karış suya, yenilir, bi Bulgar dilberinin karşısında elin ayaana dulaşır” diye Yusuf, kendi kendine söyleniyordu. Ama söylenmek çare değildi. Hızla çağlayana doğru yaklaşıyorlardı. Yusuf, ne yapacağını şaşırmıştı. Suyun içinde terliyor, kendine kızıyordu. Kızmak, kızla birlikte çağlayana doğru sürüklendiği gerçeğini değiştirmiyordu. Üç Bulgar kızı da bağırarak, onların arkasından kıyı boyunca koşuyorlardı. O anda Yusuf, atı Karaok’un da kıyı boyunca koştuğunu, suya girmek için çabaladığını gördü. “Olur muydu, niçin olmasındı? Yakışık alır mıydı, bir pehlivanın, bir hayvandan yardım istemesi. Pehlivanlık, yiğitlik taslayacak, benim diyecek vakit değildi. Çağlayana doğru hızla yaklaşıyorlardı.” Yusuf’un kafasında binbir türlü düşünce çarpışıyordu. Karaok’tan yardım istemek konusunda bir türlü karar veremiyordu... Kızın gözleri, dehşetten alabildiğince irileşmişti. Yusuf, başkasının hayatını tehlikeye atmağa hakkı olmadığını düşündü ve kararını verdi. Keskin bir ıslık çaldı. Islığı duyan Karaok, kulaklarını dikti ve kişnedi. Yusuf, tekrar keskin bir ıslık çaldı. İkinci ıslığın ardından, Karaok, hemen suya atladı. Yusuf’la kıza doğru yüzmeğe başladı. Karaok, onlara doğru gidiyordu, onlarsa çağlayana doğru. Ara kapanmıyordu. Yusuf, can havliyle seslendi: -Karakok! Adi bre! Karakok da durumun vahametini anlamıştı. Gayretlendi. Ancak, ara bir türlü kapanmıyordu, akıntı çok kuvvetliydi. Yusuf, çaresiz, Karaok, çaresizdi. Bulgar kızının sesi kısılmış, kesik kesik ağlıyor, Yusuf’un boynuna sarılmak için çırpınıyordu. Hızla çağlayana doğru sürükleniyorlardı. Yusuf, bir eliyle kızı tutarken, diğer eliyle tutunacak bir şey arıyordu. Çağlayana iyice yaklaşmışlardı. Karaok, hâlâ onlardan uzaktaydı. Pehlivan Yusuf, akıntıya yenik mi düşüyordu? Çağlayana on arşın kadar kalmıştı. Herşey bitmiş gibiydi. Yusuf, mücadeleyi bırakmak üzereydi. “Hocasının, son ana kadar mücadeleyi bırakmayın” sözlerini hatırladı. Son bir gayretle, birşeylere tutunabilmek için çabaladı. O da ne? Eline birşey gelir gibi olmuştu. Ümitlendi, gayrete geldi. Evet, Yusuf’un, arslan pençesi sol eli, bir şey yakalamıştı. Akıntı zorladı, Yusuf, dayandı. Yusuf, akıntının bütün zorlamasına rağmen yakaladığını bırakmıyordu. Bu arada, Karakok da hızla Yusuf’a doğru yaklaşıyordu. Yusuf, Karaok’a seslendi: -Davran Karaok! Adi bre! Karakok, iyice yaklaşmıştı. Yusuf, elini uzatsa, Karaok’a dokunacaktı, ama elini uzatamıyordu. Yusuf, bir eliyle kızı, diğer eliyle de akıntıya kapılmasına mani olan su içindeki cismi yakalıyordu. Yusuf, çaresizdi. Karaok, bu kadar yaklaşmış olmasına rağmen ona tutunamıyordu. Ne yapacağını şaşırdı. Tutunduğu cismin gittikçe daha fazla gerildiğini hissediyordu. Koptu kopacaktı... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99504
    % -0.33
  • 5.6395
    % -1.83
  • 6.3845
    % -1.52
  • 7.474
    % -1.46
  • 239.536
    % -1.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT