BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Mahmut’un konuşmalarına akıl sır erdiremiyordu Hüseyin. Bu diyarda herşey parayla ölçülür olmuştu. Sabri bey bol para verecekti eğer işi kabul etseydi. Belki araba sahibi, ev bark sahibi olacaktı. Çocukları yamalı elbiseden kurtulacaktı...



Mahmut, Neşet Çavuşun zararsız biri olduğunu bildiği için fazla aldırış etmedi... Eve geldiklerinde yengesi yemekleri hazırlamış, sofrayı kurmuştu çoktandır görmedikleri Hüseyin’e tüm aile büyük ilgi gösteriyordu. Mahmut, dayısının oğlunu tekrar tekrar uyarıyordu: - Bak Hüseyin! Abuzer seni takip ediyor, bulduğu yerde vuracak, tabii bizim başımızı da belaya sokacak. O seni vurunca ben de onu vuracam, bu iş böyle devam edip gidecek... Mahmut aslında Abuzer’i vuramayacağını biliyordu. Fakat en azından Dayıoğluna arka çıktığını hissettirmesi gerektiğine inanıyordu. - Şimdilik Boğaz’da kalmaya devam et. Bu işler yatışıncaya kadar ortaya çıkma.. - Yahu Mahmut iyi söylüyon da ben biraz dardayım, bir inşaatta çalışıyodum, işten çıkardılar, ev sahibi büyük bir iş adamı bu gün Sabri diye birine gönderdi, işi beğenmedim.. - Yahu işin nesini beğenmiyon aslanım, iş işdir. Çalışmadan bu memlekette nasıl geçineceksin? - Yahu Mahmut bu iş başga işe benziyodu, gaçakçılık falan gibi... - Yahu sana ne be Üseyin sen paranı alıp yemeye baksana... Mahmut’un konuşmalarına akıl sır erdiremiyordu Hüseyin. Bu diyarda herşey parayla ölçülür olmuştu. Sabri bey bol para verecekti eğer işi kabul etseydi. Belki araba sahibi, ev bark sahibi olacaktı. Çocukları yamalı elbiseden kurtulacaktı, Barış Sokağının çocukları gibi lüks bir hayat içine girecekler, horlanmayacak, itilip kakılmayacaklardı. Fakat haram lokmayla besleneceklerdi. Belki de eroin sattıracaklardı kendine. İnsanları zehirlettireceklerdi. Bunun vebalini nasıl çekecekti? Mahmut kurt olmuştu bu şehirde. Hüseyin’in sıkıntılı halinden anlamıştı kendinden para isteyeceğini. Para yerine nasihat veriyordu ona: - Üseyin sen o Sabri beye get işi gabul et gardaşım, bu memlekette geçinmek goley değil. - Yahu Mahmut ağnamıyon mu, iş tekin iş değel. - Sana ne be gardaşım, sen paranı alıp yan gelip yat. Mahmut inat ettikçe ediyor, Hüseyin’in meramını anlatmasına bir türlü fırsat vermiyordu. Hele son sözleri Hüseyin’in dizlerinin bağının çözülmesine vesile olmuştu. - Yahu Üseyin şu işi gabul et, biraz para gazan da bize de yardım edersin, şu sıra çok sıkıntım var... Bu sözün kısa manası sakın benden para isteme benim daha fazla ihtiyacım var demekti. Halbuki 6 daireli apartmanı vardı Mahmut’un. Hüseyin’e bir miktar yardımda bulunabilirdi. Ama düşenin dostu olmuyordu işte. Yere düştün mü en yakınların el oluyordu. Böyle bir adamdan yardım istemenin beyhude olduğu gayet aşikare görülüyordu... Mihriban’ı Barış Sokağında ellerinde su kovalarıyla tasavvur etti gene gayriihtiyari. Canı sıkıldı. Suları kesilmeden faturayı ödemeliydi. Barış Sokağının kibirli komşularına karşı karısını mağdur etmemeliydi. Mahmut’tan para istemeden müsaade alıp oradan ayrıldı... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT