BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meraklısına mikrop nakli!

Meraklısına mikrop nakli!

Beyaz eşyalar ve elektronik cihazlar neyse de kullanılmış yastık ve döşeklerin talep görmesini aklım almıyor. Üzerinden kimlerin geçtiği bilinmeyen yataklar nasıl içe siner? Yırtıklarından pırtlayan yaylar da önemli değil ama bunu kullanan frengili miydi, veremli miydi? Üzerinde cesetler mi soğudu, sıtmalılar mı titredi? Zaten kirden yağ bağlamışlar, göz göre göre mikrop nakli.



Beyaz eşyalar ve elektronik cihazlar neyse de kullanılmış yastık ve döşeklerin talep görmesini aklım almıyor. Üzerinden kimlerin geçtiği bilinmeyen yataklar nasıl içe siner? Yırtıklarından pırtlayan yaylar da önemli değil ama bunu kullanan frengili miydi, veremli miydi? Üzerinde cesetler mi soğudu, sıtmalılar mı titredi? Zaten kirden yağ bağlamışlar, göz göre göre mikrop nakli. Topkapı bildiğiniz arı kovanı. Küçücük camekanlar mağazalara kafa tutuyor. “Cep telefonu alınır, satılır, takas yapılır”. Deri kılıftan aynalı plastiğe bin çeşit aksesuar. PVC’cilerin işi iş, millet rüyasında mı gördü bilmem, sıraya girip kimlik kaplatıyor. Kozmetik bile var Alımlı kutularında marka kozmetikler göz kırpıyor, 100 marklık parfümler çekirdek parasına. Sakın “varsın, sahte olsun” demeyin. Eğer metil alkol ile şettirildiyse gül gibi gözünüz gitti gider. Lâkin renkler karışıp, şekiller flulaşmaya başlarsa “dont panik”. Çünkü amcanız bu günler için emrinizde. Bir bavul eskisinde yüzlerce gözlük. Eğer numaranızı biliyorsanız mesele yok, bilmiyorsanız yine yok. Satıcı elinize bir takvim yaprağı tutuşturuyor. Onu takıp öbürünü çıkararak en rahat okuduğunuz gözlüğü seçiyorsunuz, iş bitiyor. Şu zekanın pratikliğine bak abi. Yok efendim göz doktorundan randevu alacaksın da, filan... Vizite, reçete, cam, çerçeve, bir sürü teferruat işte.. Ağırsa iyidir Bugünlerde bir klinik iflas etmiş olmalı. Arazinin ortasında tekerlekli sedyeden, cerrahi setlere bir sürü tıbbi cihaz alıcı bekliyor. Doğalgaz yaygınlaşınca tüpler pazara düşmüş. Tombulları üçe alıp dörde satıyorlar, darları beş para etmiyor. Eski ocaklar, fitilli lambalar, davul fırınlar... Anamdan yaşlı bir Singer, babamla emsal bir maşinga... Önümüz kış. Emaye borular, kovalar, dirsekler... Çingene sobaları, demir dökümler, kuzineler.... Şanzımanını sevdiğim merdanelisi ve boy boy elektrik süpürgesi. Ho ho ho hover, yıkayıp döver. İyi ama torbasını neden sapına geçirirler? Hem teyp, hem pikap, hem de radyo olan ucube bir alet dikkatimizi çekiyor. İri iri düğmeler, ibreler ve palaskayı andıran bir kayış. Kimbilir, bunu omuzlayan Alamancı, mahallesinin sokaklarında ne biçim hava atmıştı. Satıcı alameti eliyle okkalayıp “plastik değil, haza çelik” diyor, “teraziye koy, farkı anla” Tabii canım ses, görüntü neyimize gerek, mal dediğin daraya gelmeli di mi? Yeryüzünde teknolojinin teraziyle satıldığı tek ülke var “bizimki!” Buzdolapları 80’den başlıyor ancak öyle eteklerine doğru eğilip pas, patlak aramaca yok. Buzluğu çatladıysa canı çıkmadı ya! Burası bayi değil, hesabına uyarsa...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT