BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Reklam hali

Reklam hali

Reklamları izler misiniz? Ben pek izlemem doğrusu. Araya reklam girdiğinde hızla kumanda aletine doğru atılır, kanaldan kanala geçerim. Hatta bu arada asıl seyretmekte olduğum programı unuttuğum bile olur.



Reklamları izler misiniz? Ben pek izlemem doğrusu. Araya reklam girdiğinde hızla kumanda aletine doğru atılır, kanaldan kanala geçerim. Hatta bu arada asıl seyretmekte olduğum programı unuttuğum bile olur. Bu huyuma kızım sinir oluyor. Çünkü çocuklar hemen başlayıp biten, renkli ve müzikli reklam filmlerinden çok hoşlanıyorlar. Farkında olmadan beyinleri tüketmeye programlanırken onlar annelerinden ne isteyebileceklerini hesaplıyorlar. Reklam mantığı her zaman ilgimi çekmiştir aslında. Mesela şu aralar bir tart reklamı var ekranlarda. Ev halkı sabah kahvaltısında dans ederek tart ısıtıyorlar kendilerine. Yataktan o kadar mutlu kalkmışlar ki! Bir de kendilerini beklemekte olan paket paket tartları görünce sevinçten adeta çıldırıyorlar ve eğlence başlıyor! O esnada dışarıda da durum farklı değil. Mahalleli yeni çıkan tartı kutlamak için sokağa dökülmüş. Okula giden kızlar, işe giden erkekler, köpeğini sabahın köründe kırmızı bir döpiyes ve şık bir topuz yaptırarak yürüyüşe çıkartmış olan kadın... Hepsi ama hepsi tarta seviniyorlar. Üstelik ister soğuk isterlerse de ısıtıp yiyebileceklerini öğrenince mutlulukları kat kat artıyor. Bu reklamcılara bayılıyorum doğrusu. Hayatı böyle görebildiklerine göre hiçbir sıkıntıları olmasa gerek. Reklam müziği yapanların durumu ise ayrı bir hikaye herhalde. Düşünsenize bir gün telefonunuz çalıyor ve tanınmış bir yönetmen size çok acele, bir tart için şarkı yapmanızı söylüyor. İyi de para alacaksınız. Hemen metin yazarıyla buluşuyorsunuz ve hayatınızda hiç görmediğiniz dolayısıyla da hiç tatmadığınız tarta aşık olmuşçasına çalışmaya başlıyorsunuz. Lay lay lom diye bekleyerek ortaya şarkı çıkmaz tabii. Of, hakikaten zor bir iş bu sanırım. Dedim ya şu reklamcılar matrak insanlar. Ekranda ne arasanız var. Çamaşır makinesinin rezistansını alıkoyan seyyar tamirciler, konuşan şekerli drajeler, çikletinin aşkına dinamitlenen köprünün üzerinden inmeyen mühendis, alev almayan yatak uğruna kişiliğini değiştirmeyi göze alan Mehmet Ali Erbil... Saymakla bitecek gibi değil. Son olarak bir GSM firmasının reklamını gözüme kestirmiş vaziyetteyim. Hani simge adam uzay aracına binmiş, yeni açılan sanal parkta uçarak geziyor ya, işte o. Bir kere o adamcığı çok şirin buluyorum. İkincisi, sanal parkta var olduğu belirtilen bir bölüm ilginç geldi kulağıma. Hani şu kimliğinizi gizleyerek aşkınızı ilan edebilme imkanı sağlayan bölüm. İsmi şimdi aklıma gelmiyor ama mutlaka siz de seyretmişsinizdir zaten. Demek ki insanların bu tip bir ihtiyaç içinde oldukları tespit edilmiş. Birilerine mesaj gönderip aşkınızı ilan edeceksiniz ama kimliğinizi saklı tutacaksınız. İlginç! Bu durumda açılmak ne işe yarayacak pek anlayamadım ama neyse. Ben de iyi ki reklam izlemiyormuşum yani!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT