BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seramikte ‘hat’ izi

Seramikte ‘hat’ izi

Başarısı yurtdışına çıkan seramik ve hat sanatçısı Yusuf Coşkun Benefşe, 35. sanat yılını kutluyor. Sanatçı, Picasso’nun “alternatifi olmayan tek sanat dalı hat” sözünün kendisine yol çizdiğini söylüyor



Hat sanatına olan ilgisi 10 yaşlarında mahalle bakkalında gördüğü ve çok beğendiği “Allah” yazılı Tal-ik Nuvvis üstadı M. Hulusi Yazgan’a ait olan eserle başlamış Yusuf Coşkun Benefşe’nin. Sonraki yıllarda hat sanatına yeni bir soluk getirmek maksadıyla grafiği, resmi, tezhibi ve ebruyu bir araya getirip modern bir anlayış kazanmasına vesile olmuş hat sanatının. Sonraları hiç yapılmayanı denemiş, hattı seramik üzerine işleyip yeni eserler ortaya koymuş. Hat sanatına modern bir yaklaşım sergileyen Benefşe ile 35 yıllık sanat hayatı üzerine konuştuk: Okyay’ın talebesi Hat sanatına başlamanız nasıl oldu? Benefşe: Merhum değerli Ebruzen dostum Mustafa Düzgünman’ın Aktar dükkanında tanıştığım Hazerfan Üstad Necmettin Hoca sayesinde oldu bu sanata başlamam. Ellerime bakıp, “Aman efendim bunlar tam sanatkar eli” iltifatlarında bulundu. Bu sözleri bana cesaret verdi. Bir süre devam ettim onun yanında, zaman zaman ara versem de 35 senedir talebelik hayatım devam ediyor. Yekpare seramik ile birlikte Hüsn-ü Hattı seramiğe uygulayan ilk Türk sanatçısısınız. Bunu yapmaktaki amacınız neydi? Benefşe: Seramiği eserlerimde kullanmam, Vienna Ülrik König Atölyesi’nde 4 senelik seramik eğitimimden sonra oldu. O sıralar bir çok eseri inceleme imkanım oldu. Sonraları alışılagelmişin dışında kendi üslubumda grafiği, resmi, tezhibi ve ebruyu bir araya getirip, klasik yazıyı bozmadan modern bir sentez içinde sunmak istedim. İşte Hüsn-ü Hattı seramiğe uygulama çalışmalarım o dönem başladı. Bu konuda rahmetli hocam Hazerfan Necmettin Okyay’ın şefkat ve teşviki ile bunu başardığımı söyleyebilirim. Picasso’yu tanıdı Picasso ile aranızda geçen diyalog hem kendi adınıza, hem de hat sanatı adına önemli... Benefşe: Paris seyahatimde ressam bir arkadaşımla birlikte Picasso’nun atölyesine gittik. Arkadaşım “izin verirseniz atölyenizde çalışıp bu sanatın inceliklerini öğrenmek istiyoruz” deyince, Picasso’nun “Sen Türksün değil mi?” dedikten sonra, oldukça ibretli, bir şekilde, “Biz bugün sanatta sizin eski hattatların yaptıklarını yapmaya çalışıyoruz. Sen memleketine dön ve kendi hat sanatını incele. Zira alternatifi olmayan tek sanat dalı odur” sözünü asla unutamam. Bu sanattan para kazananlardansınız. Ancak her hattat sizin gibi değil, bu problem hat sanatın geleceğini nasıl etkiler? Benefşe: Kazandığım doğru... Hüsn-ü Hattan kazandığım paranın bereketi daha başka diyebilirim. Tabii ki sanat para için yapılmaz ancak iyi bir eser ortaya konursa muhakkak alıcısı çıkar. Ne yazık ki, zengin müslümanlar da bu kültür tam olarak oluşmuş değil, ben genç kabiliyetli hattatlardan endişe ediyorum. Hayatın ağır şartlarında sanata küsmeleri hazin olur. Bunun manevi sorumluluğu çok ağır. Mescid-i Aksa, Kubbetül Sahra’ya konulmak üzere bir eser hazırladınız, bu devasa eser nasıl oluştu? Benefşe: Bu eser benim Selimiyem oldu. 200x150 ebatlarında ki bu eser tam altı ayımı aldı. Bir grup arkadaşla Kudüs’ü ziyarete gittik. Arkadaşların ısrarlı gayretleriyle orada ezan okuma şerefine nail oldum. Böylelikle Osmanlı döneminden sonra ilk defa bir Türk orada ezan okumuş oldu. Yine bu ezanın sayesinde değerli bir iş adamı olan Ali Eriçek ile tanışma fırsatım oldu ve onun sponsorluğuyla bu hayalim gerçekleşti. Bir ödülü redetti Mevlana ödülünü reddetmenizin sebebi nedir? Benefşe: Mevlana her Müslüman gibi benim de yüreğimde bir heyecandır. 70x100 ebadındaki yekpare eser Mevlana ile ilgili eserimdir. Mevlana ruhaniyeti sanat kariyerimde önemli bir yer tutar. Mevlana gibi bir şahsiyeti incitirim endişesiyle 1986 Uluslararası Mevlana Ödülü’nü redettim. Zaten Mevlana’dan manevi anlamda fazlasıyla almıştım ödülümü.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT