BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ne gazete ama...

Ne gazete ama...

Bu ülkenin palavra üzerine kurulu gazetelerinin başında gelen ve de spor servisinde başında palavracılar şampiyonunu barındıran gazete F.Bahçe’nin dibini oymak için kolları sıvamış durumda... G.Saray’da başkanlık rüyası bitenler, şimdilerde F.Bahçe’deki koltuğa göz dikmiş durumda... Öylesine ki...



Bu ülkenin palavra üzerine kurulu gazetelerinin başında gelen ve de spor servisinde başında palavracılar şampiyonunu barındıran gazete F.Bahçe’nin dibini oymak için kolları sıvamış durumda... G.Saray’da başkanlık rüyası bitenler, şimdilerde F.Bahçe’deki koltuğa göz dikmiş durumda... Öylesine ki... Geçen hafta F.Bahçe denetçilerinden birinin ismini kullanarak başkan Yıldırım’ın verdiği paraların büyük bir bölümünü geri aldığı haberini yayınladılar. Bir kere F.Bahçe’de o isimde bir denetçi yoktu... Bunun yanı sıra başkan Yıldırım da verdiklerini geri almamıştı. Bu gazetenin televizyonu da bir alem... Yorumcuların halka bir şeyler vermek yerine kendi deyimleri ile “Kahvehane kabadayısı muhabbeti” yapıyorlar. Ne diyelim, boşa kürek çekiyorsunuz. Sizin spor sorumlunuz bir tarihte de çalıştığı eski gazetenin genel yayın yönetmeni için kongrede kulis yapmaya kalkışmıştı. Tabii ki adayı kaybetti. Ama kendi de önüne gelenden fırça yemişti. Devam beyler! albayrak’ı çözemedim! G.Saray yöneticisi Abdürrahim Albayrak’ı ben çözemedim. Trübündeki görüntüleri bana göre son derece normal... Kendisi eski bir trübün hastası G.Saraylı’dır. Ammaaa, kendisi için “Kamyon şoförlüğünden G.Saray yöneticiliğine” başlığı atanların televizyonuna çıkıp hâlâ görüş bildiriyor. Bu ne haysiyet Abdürrahim bey? Ben G.Saraylılar’ı böyle tanımadım. kedi, ciğer ve iç düşmanlar! Şu Mustafa Denizli bir alem vesselam... Takım yürüyerek oynuyor. Sistemi ilkel... Hoş onu da uygulayamıyor ya... Şampiyonlar Ligi’nde aldığı sonuçlar utanç verici... Alınsın diye tutturduğu oyuncular sezonun yarısına yaklaşıldı, hâlâ ortalarda yok... Ama Denizli hâlâ iç düşmanlar, kedi, ciğer falan gibi demeçlerle ayıbını örtmeye çalışıyor. Sus be kardeşim! Sen lâf ebeliği yapacağına önce sistemini çağdaşlaştır. Takım futbol oynasın. Oynasın da kaybettiğinde bile övülsün... Haaa, sakın ola ki ben takımı şampiyon yaptım diye hava atmaya kalkma... Takımı kimin ve kimlerin şampiyon yaptığını artık kuşlar bile biliyor. celal doğan dostum, doğru mu söylemişim? Geçtiğimiz haftalarda Celal Doğan dostumun, Tavfik Lav tasarrufu ile Gaziantepspor gibi bir takımı alaşağı ettiğine değinmiştim. İki kez üst üste lig üçüncüsü olup, UEFA’ya katılan bir takıma daha üst düzey bir hoca gerekir demiştim. İşte Samet... Üç maç 9 puan... En azından değil mi, sevgili Celal Doğan dostum? gol yeme rekoruna doğru G.Birliği’nin hocasını futbolculuğunda çok izledim. Ama hocalığında takımını hayâl kayığına bindirmiş gibi görünüyor. Elinde rakip savunmayı dikine perişan eden iki zenci varken, fazla adamla rakip sahaya geçip maçı riske sokmak, zencileri de sıkışık bırakmak nedir? Sevgili Ersun Yanal, geçen sezonki değişimden sonra acaba uzayda dolaşmanın ne gereği vardı? Ayaklarınızı yere basın Ankara’nın hocaları... Yoksa takımlarınız yere basarak gol yeme rekoru kıracak... Yazık değil mi? çoluk çocuk yorum yaparsa... .NTV’de Pazar akşamı Fotomaç’ın genel yönetmeni Altan Tanrıkulu vardı. Güzel şeyler söylemedi değil... Ammaaa öyle bir lâf etti ki, hepsini aldı götürdü. Tanrıkulu dedi ki “Zaten Fatih Terim de Fiorentina’da sezonu bitiremedi...” Yapma be Altan! Bak bakalım senin büyük hocan Denizli nerede, Fatih Terim nerede? Bir lâf söylerken arkana dönüp bakman gerekir. Yani Terim’le Denizli’yi kıyaslamanın bile mümkün olamayacağı bir ortamda, genç bir gazeteci olarak bu yorumu yaparsan kendine güldürürsün, o kadar... terim’den açılmışken... Terim hoca, bir büyük zafere daha imza attı. Milan-İnter maçları bizim F.Bahçe-G.Saray maçlarından bile daha gergin atmosferde oynanır. Yine öyle oldu... Terim hoca, ikinci yarının başlarındaki oyuncu ve görev değişiklikleriyle İnter’in yenilmez hocası Cuper’e Milano’yu dar etti. Birileri bana e-mail göndererek, “Terim’i o kadar övme. Bakalım Milan’da kaç maç kazanacak?” gibi bir eleştiride bulunmuştu. Şimdi aynı kişiler, aynı soruyu sorabilecekler mi acaba? Terim hoca, futbol dünyasının en büyük üç teknik adamından biridir. Bunu da artık herkes kafasına iyice soksun... Soksun da, onun gibi olmaya çalışsın. Ya da birileri onun gibi hocaları arasın... Haaa, bu arada birileri de Cuper’in kulağını çekmelidir. Demelidirler ki, Hakan da, Okan da, Emre de bu takımda takır takır oynar... Haçlı gibi düşünme be adam! Orası İtalya, kimseye acımazlar... kondisyoner meselesi... G.Saray ve Beşiktaş’ta kondisyonerler var. F.Bahçe’de de kondisyoner kelimesi sıkça konuşulmaya başlandı. Olur mu, olmaz mı? Bilmem... Ama olursa, Denizli’nin bütün forsu düşer. Olmazsa da F.Bahçe’nin... Gel çık işin içinden... Yukarısı bıyık, aşağısı sakal... haydi beşiktaş devam! Beşiktaş doğru yoldadır. Bunu bir kere daha vurguluyorum. Telaşa gerek yoktur. Daum da, bir Alman olmasına rağmen dörtlü savunmaya geçmiştir. Ama çıkış buradadır. Sistem her sistemde olduğu riski taşımaktadır. Ama bir dünya takımı veya en azından Avrupa takımı olabilmek için bugün bu sistem gereklidir. Yeter ki, doğrunun içindeki eksikleri, yanlışları kısa zamanda eritebilesin. Şimdi Beşiktaşlılar’ın ‘ama çok geri kaldık’ yakınmalarını duyar gibiyim. Arkadaşlar, G.Saray da ilk yıllarında çok geri kalmamış mıydı? Ama sonuç ne oldu? Bir UEFA Kupası, bir Süper Kupa, bir Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistlik... Dahası da, hem de erozyona uğramış kadroya rağmen kapıda... Yeter ki, bu süreç içinde kaybedilen maçlardan sonra sözüm ona yorumcular yangına benzin dökmesin... bir büyük kaleci daha... Mondragon, Türkiye’ye geldiğinde çok eleştirildi. Tıpkı Taffarel’de olduğu gibi... Ama zaman içinde Taffarel’e değnek lâzım diyenler methiyetler düzdüler. Bu bizim yeni medyanın profilidir. Hiç itibar etmemek gerekir. Mondragon’u da, özellikle Beşiktaş maçında gözledim, G.Saray’ın en önemli oyuncusu olmak yolundadır. Hatta olmuştur bile... Haaa kaleci hatalı gol yemez mi? Yer tabii ki... Ama kalecinin, hele hele liberosuz sistemde ve günümüz futbolunda gol kurtarmanın yanı sıra çok büyük katkıları olmaktadır. Mondragon’a böyle bakalım lütfen! aziz üstel ne dedi? Aslına bakarsanız, Aziz Üstel çok yanlış konuşmadı. Sadece anlatım arızası yaptı ki, Aziz Üstel gibi konuşma zengini birinin bunu yapışına hayret ettim. Neyse... Aziz Üstel ne dedi? Şunu dedi veya demek istedi: “Artık ülke sınırları içindeki F.Bahçe-G.Saray ezeli rekabeti anlamını büyük ölçüde yitirmiştir. Çünkü çıta Avrupa platformuna taşınmıştır. Bu iki güzide kulüp bunca yıl ezeli rekabet ortamı sunmuşsa, artık bunun devamı, heyecanı Avrupa’ya taşınmış olmalıdır. Çünkü orada bir Avrupa Şampiyonu, bir Süper Kupa sahibi ve de en önemlisi bir Şampiyonlar Ligi çeyrek finalisti vardır. Yani taraflardan biri diğeri ile arayı çok fazla açmıştır...” İşte Aziz Üstel bunu demek istedi galiba... O demiyorsa ben diyorum. Haaa önemli bir nokta daha... Efendim, F.Bahçe gelecek sezon Avrupa Şampiyonluğu’na oynayacakmış. Aaaa... Neden bu sezon değil? Efendim, takım yeni... Eeee, yeni bir F.Bahçe takımı Parreira’nın zamanında, hem de devler arasında 7 puana ulaşıp, bir sonraki etabı kıl payı kaçırmamış mıydı? Beşiktaş katıldığı ilk sezon Paris Sanit Germain’i ve Göteborg’u yenip 6 puan toplamamış mıydı? Bence F.Bahçe büyük bir fırsat kaçırmıştır. Şampiyon kadro 5 yeni oyuncu ile takviye edilmesine rağmen grubun dibine oturmuştur. Seneye, hangi parayla, kimi alabilecek ki F.Bahçe? Dolar o günlerde belki de iki milyon lirayı geçecektir. Lâf salatası yapmaya gerek yok... Şayet F.Bahçeliler kendi liglerinden mutlu iseler diyecek lâfımız yok... Globalleşen dünyada böyle bir saplantıya yer yoktur. Ama ben inanıyorum ve biliyorum ki, hiçbir F.Bahçeli bugünkü durumdan mutlu değildir. Şükrü Saraçoğlu Stadı çıkışlarında birlikte yürüdüğüm ve stadda kerhen Denizli’ye destek verenlerin ortak yakınması şöyledir: “Abi biz ne zaman iyi oynayıp, kolay kazanacağız? Her maç sonrası ızdırap çekmiş insanlar olarak mı evimize gideceğiz?” İşte gerçek budur... Haaa bir de Aziz Üstel’in kurnazlığına değineceğim... Dedi ki “Denizli çok önemli bir hocadır.” Galiba Aziz Üstel dostum, ligde de rakipsiz kalmak uğruna Denizli’ye prim tanıyor. Seni gidi Aziz seni...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT