BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > En iyisi köyüne dönmeliydi!..

En iyisi köyüne dönmeliydi!..

Hüseyin yavaş yavaş Karacabelen Köyüne dönmeyi düşünmeye başlamıştı. Bu hayat böyle devam edemezdi. Kendi canını kurtaracak diye küçük yavrularına ve masum hanımına çile çektiremezdi. Buna hakkı yoktu. En iyisi gitmeliydi köyüne.



Polisin ve Günbay beyin adamlarının kendini aradığını yazmıştı gazeteler. Hatta Günbay beyin Hüseyin’i yakalattırana büyük çapta ödül vaad ettiği söyleniyordu. Dünya işte... “Zenginin arabası dağlar aşıyor, fakirinki ise düz ovada şaşıyordu” Küçük kızına okul önlüğü alamadığı için çocuklar birkaç gündür okula gidememişti. Evin elektrik ve su faturaları ödenmemişti. Dahası ekmek alacak paraları kalmıyordu. Son kalan birkaç kuruş belki bugün idare ederdi. Yarından itibaren ekmek parasına muhtaç haldeydiler... Otobüs aheste aheste yoluna devam ediyordu. Bu civara gelen belediye otobüsleri fazla dolu olmuyordu. Buranın halkının çoğunun özel otomobili vardı. Belediye otobüsüyle gidip gelenler umumiyetle işçi, memur veya dar gelirli emeklilerden ibaretti... Hüseyin yavaş yavaş Karacabelen Köyüne dönmeyi düşünmeye başlamıştı. Bu hayat böyle devam edemezdi. Kendi canını kurtaracak diye küçük yavrularına ve masum hanımına çile çektiremezdi. Buna hakkı yoktu. En iyisi gitmeliydi köyüne. Gerekirse dobra dobra Abuzer’le konuşup aman dilerdi. Ama şu cazibeli semtteki sefaletten kurtulmalıydı... Barış Sokağının yakınına gelmişlerdi. Birkaç metre ilerde durak vardı yavaş yavaş kapıya ilerlemeye başlamıştı. Fakat Otobüsün durağa girmesine ramak kala 3 genç tarafından durduruldu. Ellerinde otomatik silah bulunan gençlerin birisi şoförü etkisiz hale getirmiş, uzun boylu ve kıvırcık saçlı bir genç ise ön kapıyı açtırarak içeri girip nutuk atmaya başlamıştı: “Biz ezilen ve sömürülen halkların özgürlük mücadelesini destekliyoruz. Barışa ve bağımsızlığa kadar savaşacağız. emperyalist Amerikan uşaklarına haddini bildireceğiz. Biz sizin için mücadele ediyoruz. Dağ kadromuz halkımızı kölelikten kurtarmak için destansı bir savaş veriyor. Burjuvazi döktüğü kanda boğulacaktır. Şimdi herkes aşağı insin. Kimse kalmasın otobüste çabuk olun!..” Terörist oldukları belli olan üç genç silah zoruyla bir müddet propaganda yaptıktan sonra yolcuları aşağı indirip molotof kokteyli atarak otobüsü ateşe verdiler. Koskoca otobüs kısa zamanda alev topu haline gelmişti. Hüseyin bu işe bir anlam verememişti. Ezilen fakir halkların kurtuluşu için mücadele ettiğini, barış istediklerini söyleyen bu gençler fakir fukaranın ulaşımını sağlayan devletin otobüsünü yakıp kaçarak izlerini kaybettirmişlerdi. Bu milletin düşmanları dağda da aynıydı şehirde de... Barış Sokağının şımarık çocukları geldi hatırına. Karısını acımasızca yumruklayan sadistler geldi. Onların şu otobüsü yakan teröristlerden ne farkı vardı. Hepsi de inanç ve vicdan yoksunuydu. Otobüsün etrafı bir anda ana baba gününe dönmüştü. İtfaiye yetiştiğinde otobüs bir enkaz haline gelmişti. Etrafı kolaçan eden polisler Hüseyin’i tedirgin etmişti. Ne olur ne olmazdı. Kabak gene onun başında patlamadan burayı terketmeliydi... Barış Sokağına çıkan yokuştan tırmanırken otobüsün yanık plastik ve lastik kokusu hâlâ geniz yakacak derecedeydi. Elleri boş olarak geliyordu evine böyle boş gelmek çok sıkıyordu Hüseyin’i ama çaresizdi. Gecekondunun kapısında gördüğü asma kilit ilk anda şok etmişti onu. İlk anda binbir fikir gelmişti aklına. Yoksa Abuzer geldi de rehin alıp götürdü müydü karısı ve çocuklarını?!. Başka ne olabilirdi ki... Mihriban’ın, çocuklarını alıp da bir yere gitmesi mümkün değildi, zaten bir yer bilmiyordu. Mutlaka Abuzer götürmüş olmalıydı!.. ¥ DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92124
    % 1.15
  • 5.2909
    % -1.01
  • 6.044
    % -0.52
  • 6.6919
    % -0.87
  • 213.346
    % -0.57
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT