BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Hüseyin ve Mihriban’ın sessiz ve düşünceli hali Şükran Teyze’yi hiç susmadan konuşmaya sevkediyordu. Aslında bu nadide insanın konuşması ilaç gibi geliyordu bu mağdur aileye. Böyle iyi insanların her sözü ilaç gibi geliyor, yaralı kalpleri tedavi ediyordu.



Bütün kapılar yüzüne kapanmıştı... Barış Sokağının çocukları Hatice ve Cemal’i döverken onları kollamak istiyordu çoğu kez Ahmet. Ama bu küçük canavarlara söz geçiremiyordu. Her çocuk ailesinden ne gördüyse onu icra ediyordu. Bu semtte böyle iyi insanlar o kadar azdı ki. “Zümrütü anka” gibi kıymetliydi... Şükran Teyze Mihriban’ı teselli etmeye çalışıyordu kendi lisanınca: - Kızım hiç üzülmeyin bu günler de geçer. Dışarı atıldığınızı Ahmet’ten duydum. Çok üzüldüm. İnsanlık ölmüş sanki. Çoluk çocuk nasıl dışarı atılır? Anlaşılır gibi değil. Memlekette kanun var nizam var. Ama buna uyan yok. Allah bu insanları ıslah etsin... Hüseyin ve Mihriban’ın sessiz ve düşünceli hali Şükran Teyze’yi hiç susmadan konuşmaya sevkediyordu. Aslında bu nadide insanın konuşması ilaç gibi geliyordu bu mağdur aileye. Böyle iyi insanların her sözü ilaç gibi geliyor, yaralı kalpleri tedavi ediyordu. - Kızım bizim daire müsait olsaydı, inan sizi eve alırdım. Ama gelin ve torunlar iki de biz. Zor sığıyoruz daireye... - Ne yapmayı düşünüyorsunuz nereye gideceksiniz bu vakitte? Hüseyin başını iki yana salladı. “bilmiyorum” manasına. Bilmiyorlardı. Selin önündeki saman çöpü nereye gideceğini bilmediği gibi onlar da ne yapacaklarını bilmiyorlardı... Hüseyin’in geldiği nokta, Abuzer’in yağlı kurşunlarına hedef olmak şu hayattan daha iyiydi. Günlerce aç biilaç iş aramış durmuştu. Bütün kapılar yüzüne kapanmış iş bulamamıştı. Velevki bulsa bile bir katile ne iş verirlerdi ki? Hüseyin ve Mihriban’ın çektiği sıkıntıyı şu anda Şükran Teyze yaşıyordu. - Kızım, Mihriban Hatice ve Cemal bizim evde kalsalar bu gecelik... Mihriban önce çocuklarına sonra Şükran Teyze’ye bakmıştı. Aslında çok iyi bir teklifti. Hiç olmazsa çocuklar bir gecelik de olsa barınacak sıcak bir ortama kavuşacaktı. - Size yük ve zahmet olurlar Abla sağol. - Ne zahmeti canım, aslında hep beraber kalalım diyeceğim ama söyledimya ev müsait değil. Mihriban bu yaşlı kadına minnet duyuyordu. Bu semtte insanlık gördüğü yardım aldığı nadide bir insandı. Zaten böyle insanlar da olmasa bu dünya hiç çekilmezdi. Şükran Teyze bir müddet oturduktan sonra: - Haydi çocuklar gidelim, dedi Cemal ve Hatice’ye. Önce Cemal omuz silkti. - Ben burda kalacağım, dedi. Hatice de gitmek istemedi. Hüseyin çocuklarını ikna etmeye uğraştı hiç olmazsa bu geceyi sıcak bir evde geçirmeleri için. Fakat küçük çocuklar sokakta da olsa baba ve annelerinin yanından ayrılmak istemediler. Anca beraber kanca beraber olmak istiyordu yavrucaklar. Şükran teyze akşam akşam bir iyilik yapmak istemiş ama çocuklara kabul ettirememişti. Çaresiz iyi akşamlar dileyerek ayrılmıştı oradan... Ahmet babaannesiyle beraber oradan ayrılırken gözleri arkada kalmıştı. Yüreği parçalanmıştı küçük yavrunun. Ama elinden bir şey gelmemişti. Gece yarısına kadar oturdular parkta. Hatice çuvalların üzerinde uyuklamaya başlamıştı. Barış Sokağının sakinleri birer ikişer parkı terketmiş gece, yalnızlığını Hüseyin’in ailesiyle paylaşmaya başlamıştı. * DEVAMI YARIN Yazan: KEMAL ARKUN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT