BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaşadı ve yazdı

Yaşadı ve yazdı

Selim Görgün, 66 yaşında ‘genç’ bir yazar. İlk kitabı “Zirveden Zırvaya” ile, günümüzde yaşanan problemleri didikleyen Görgün, metinlerini gelenekten beslenen üslupla oluşturuyor.



İnsan neden yazar olur? Bu sorunun cevabını verebilmek çok zor. Hele belli bir yaştan sonra kalemle tanışan, kağıtla hemhal olan ve ortaya eser koyanlar için durumu izah edebilmek daha da zor... Olgunluk yaşının en tatlı günlerinde olan Selim Görgün’ün (66), “Zirveden Zırvaya” isimli ilk kitabı yayımlandı. Bânu Yayınları tarafından okuyucularıyla buluşturulan kitap, geleneğimize dayanan menkıbe ve latife üslubunda ele alınmış ama zaman zaman ciddi siyasî göndermelerde de bulunuyor. Görgün, bu yazıları kaleme alış sebebini, “Günümüzde yaşadığımız, belki de bir çoğumuzun dile getirmek istediği, yıllardır bizleri içten içe kemiren ve içimizde sessiz bir çığlığa dönüşen bu haykırışları kendi dünya görüşümle birleştirmeye çalıştığımı farkettiğimde aslında gayem kendi kendine oluşmuştu. Gerçek amacım, memleketimden İstanbul’a göç etmenin vermiş olduğu boşluğu doldurmak amaçlı başladığını ve zamanla böyle bir yankı ve yazı dizisine ulaşabildiğini görmek inanın beni de şaşırttı” diye açıklıyor. Geç ama temiz... Bunca yıldır ortalarda neden görünmediğini sorduğumuzda ise, biraz mahcup, biraz da kırılgan bir ses tonuyla konuşuyor: “Birazcık da olsa cesaretsizliğin bir sonucu sanırım. Fakat asıl iç dünyamda ve prensibimde tamamiyle varolan ‘Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya geliş hüner değildir’ sözündeki noktaya hiçbir zaman yaklaştığımı düşünmediğimden dolayı, yazılarımı yayımlama amaçlı yazmamıştım. Bu metinleri ailemle paylaştığım andan itibaren kitaplaşma süreci de başlamış oldu. Burada, genç yazarlara bir tavsiyede bulunmak isterim. Benim gibi geç kalmasınlar ve eğer söyleyecekleri sözleri varsa, gecikmeden bunu ifade etsinler.” İnsanımızın sesi Selim Görgün, kitabın konusunu tarif ederken de aynı tarz konuşmayı sürdürüyor. Günümüzde kronikleşmiş, maneviyatı yok olmuş ve herkesin kendi vicdanını sızlatan ama bir türlü düzeltilemeyen hatta ve hatta kangren halini almış problemlere temas ettiğini belirtiyor. Bir köşeye itilmiş insanların sesi olmaya çalıştığını anlatıyor: “Yazıya devam etmeyi düşünüyorum elbette. Fakat bundan sonra da ülke gerçekleriyle ilgili metinler yazacağım. Bunun bir borç olduğuna inanıyorum. İlk kitabın verdiği şevk ve gördüğü ilgi beni ziyadesiyle memnun etti. Allah’ın izniyle yeni çalışmaların sırada olduğunu müjdelemek istiyorum. Elimden geldiğince hızlı ve güzel çalışmalar ortaya çıkarmak istiyorum.” (0 532 609 40 45) ALINTI... Ölümün sesi Bir ses duyuyorum, derinden derine Gittikçe yaklaşan içime doğru. Bir “sai-i fil menam” diyorum kendi kendime Yürüyorum o sese, o sese doğru Ses ötelerde bir yerde Bense çok gerilerde Hayır ses yanı başımda Ama nerede? Sağda mı, solda mı? Yoksa arkada mı? Hem sağda, hem solda Hem önde, hem arkada Tuhaf olan da bu ya Aynı anda dört yanda...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT