BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sessizlik zamanı

Sessizlik zamanı

Sahipsiz kalmak buymuş meğer. Hiç gidip yüzünü görmeseniz de, hiç dizinin dibinde oturup dinlemeseniz de, oralarda, yakınlarda bir yerlerde olduğunu bildiğiniz bir büyüğün nefes alıp verişini hissetmek büyük nimetmiş.



Sahipsiz kalmak buymuş meğer. Hiç gidip yüzünü görmeseniz de, hiç dizinin dibinde oturup dinlemeseniz de, oralarda, yakınlarda bir yerlerde olduğunu bildiğiniz bir büyüğün nefes alıp verişini hissetmek büyük nimetmiş. Her zamanki insan umarsızlığı içinde heba edilmiş fırsatların hesabındayız şimdi. Keşke diyoruz, sözünü daha çok dinleseydik. Keşke arada sırada gidip en azından aynı mekanın çatısı altında dursaydık. Keşke dünyanın kötülüğünden ölesiye korktuğumuzu anlatsaydık. Keşke, keşke, keşke. Hiç bitmeyen pişmanlıklar bunlar. Ve hiç bitmeyecekler. Çünkü son söz söylendi. Bir devir sona erdi. Bir yıldız göç etti. Bir ışık yer değiştirdi. Bize kalan, şimdiye kadar toplayabildiğimiz kadar yıldız tozu oldu. Artık elimizde hatıralar, yazılı kitaplar, kulağa küpe öğütler var. Ama o yok. Yokluğun taşınamaz ağırlığı büküyor belimizi. Sizin yerinize ben itiraf edeyim. Yalnız kaldık! Koskoca dünyada yapayalnızız. Bütün edepsizliklerimiz, hırslarımız, küçüklüklerimizle başbaşayız. Onsuz kaldık! Ben çok kötü hissediyorum. Son zamanlarda durmaksızın şikayet ettiğim sıkıntılarım bir kenarda anlamsızca yüzüme bakıyorlar. Bense öylesine, ellerim bomboş, çaresiz, güçsüz, tedirginim. Üşüyorum. Kalbim titriyor. Yapılabilecek hiçbir şey yok. Giden, gitmekten müşteki değil. Hiçbir zaman dünyayla işi olmamış bir büyük için yalandan kurtulup gerçeğe kavuşmak neden zor olsun ki? Bazı kayıplar vardır yeri asla doldurulamayacak. Biz kaybın ötesine geçtik. Biz, biz bile değiliz artık. Dünya dönmeye, hayat sürmeye devam etse bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Olmak istemeyecek. Ya da biz istemeyeceğiz. Bu satırları okuyanlar bazı isimlerin açık açık yazılmasını beklemesinler. Bazı kalemlerin haddi değildir bazı isimleri yazmak. Benim kalemim de onlardan birisi. Ben ancak ağlayabilirim. Ben ancak özleyebilirim. Ben ancak Allah’a sığınabilirim. Dedim ya, kötüyüm. Hem de çok kötüyüm. Kaderde bu yazıyı yazmak da varmış. Böylesi bir büyüğün varlığını bilmekle şereflenmenin bedeli böylesi bir vedaya boyun eğmekmiş. Eğik kalan boynumun üzerindeki aklım durdu. Büyüğümüzün hiç durmamış kalemi sustu. Şimdi sessizliğin zamanı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT