BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOCA YUSUF

KOCA YUSUF

Yusuf’u çömleğin başına oturttular ve Bulgar kızlarından biri ince sesiyle Gül Ağacı türküsünü söyledi: “Gül ağacı, gül ağacı, Gönlüm dolu binbir acı, Biz bu ilde yabancı.



Yusuf’u çömleğin başına oturttular ve Bulgar kızlarından biri ince sesiyle Gül Ağacı türküsünü söyledi: “Gül ağacı, gül ağacı, Gönlüm dolu binbir acı, Biz bu ilde yabancı. Gel bade doldur ben içeyim, Aman da içip kendimden geçeyim. Gül ağacı gülsüz olmaz, Güzeller cefasız olmaz, Bu illerde vefa olmaz...” Türkü bitince bütün Bulgar kızları el çırptı. Yusuf, türkü boyunca hayatının en sıkıntılı anını yaşadı, öldü öldü dirildi, gözlerini yerden kaldırmadı. Türkü sonrası, Nadya, Yusuf’u Niyet Çömleği’nin yanına götürdü: -Eee Yusif, şimdi sira sende... Yusuf, soğuk soğuk terledi, ne yapacaklardı, yoksa ona türkü mü söyleteceklerdi... Yusuf, öyle bir belaya yakalanmıştı ki, pehlivanlığı, acı kuvveti, Deliormanlılığı çare değildi. Nadya denen “tatlı bela”, Yusuf’tan ne isteyecekti? Yusuf, boynu bükük Nadya’ya sordu: -Sıra bende mi bacım? Ne sırası? Yusuf’un hâline başta Nadya olmak üzere bütün Bulgar kızları güldüler. -Evet sende. Şimdi ben mani (*) sülicem. Ondan sona da sen çömlekten eşya çekceen. Bülece, manileen kimin için olduunu annicez. -Peki bacım. Yusuf, çaresiz, kızlar neşeliydi. Nadya, mani söylemeğe başladı. Kendisi gibi sesi de çok güzeldi. Bütün kızlar, Nadya’nın söyliyeceği manileri merak ediyordu: Yârimin atı kâre, Gönlüme açtı yâre, Düştüm kara sevdaya, Kimse bulamaz çare... ¥ DEVAMI YARIN ...... (*) Mani; Çoğunlukla dörder mısralı ve yedişer heceli, birinci, ikinci ve dördüncü mısraları kafiyeli olan, aşk, ayrılık, ölüm gibi çok çeşitli konularda söylenen, özellikle de Rumeli Türkleri arasında çok yaygın olan halk türküsü, halk şiiridir. Maniler, düğünlerde, eğlencelerde ve şenliklerde, kızlar tarafından dâre (daire) denilen daire şeklindeki tefler çalınarak makamla söylenirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT