BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Yeni Turan, güzel ülke; söyle sana yol nerede?”

“Yeni Turan, güzel ülke; söyle sana yol nerede?”

Bu başlık Halide Edip Adıvar’a (1884-1964) ait. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun, Türk kadınının İstiklâl Savaşındaki temsilcisi Halide Edip onbaşı şimdilerde unutulmuşa benzer.



Bu başlık Halide Edip Adıvar’a (1884-1964) ait. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun, Türk kadınının İstiklâl Savaşındaki temsilcisi Halide Edip onbaşı şimdilerde unutulmuşa benzer. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini takip eden o meşum günlerde, başında türbanı sırtında feracesi ile meydanlara koşan Halide Edip, başlı başına bir tarihtir. Hele Fatih ve Sultan Ahmet mitinglerindeki ateşli konuşmalarıyla milli mücadeleyi ateşleyen hitabeti bugünkü genç nesillere örnek teşkil edecek mükemmeliyettedir. Doğu ve Batı sentezini gerçekleştirmiş bu düşünce ve fikir kadını sayısız Türkçe ve İngilizce eserler vermiştir. Hatta birçoklarına göre İngilizcesi, Türkçesini bastıracak niteliktedir. Türk tarihinin çok sıkıntılı bir döneminde yaşayan Halide Edip, iki kültürün çatıştığı iç dünyasını yansıtmaya çalışır. Varlıklı bir ailenin iyi eğitim almış bir kızı olmasına rağmen hayatı mücadele içerisinde geçmiştir. İstanbul’un işgalini ve Anadolu’nun paylaşılmasını hazmedemeyen Halide Edip, türbanı ve feracesiyle o cephe senin bu mevzi benim dercesine çırpınıp durmuştur. Sakarya ve Dumlupınar meydan muharebelerine bilfiil iştirak eden Halide Edip’in; ABD, Kolombiya Üniversitesinde aynı türban ve ferace ile Türk tarihi dersleri vermesi hiç unutulabilir mi? 1930’lu yıllarda da Hindistan Delhi’de İslâm Üniversitesi hocalığı yapan Halide Edip, ayrıca bugün tartışma konusu olan Alemdaroğlu’nun rektörlük yaptığı İstanbul Üniversitesi’nde ders verdi... 1950-1954 yıllarında İzmir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de görev yapan bu mücadele insanı, bugünkü tartışmalara nokta koyacak bir hayat yaşadı... Diyeceksiniz ki buraya nereden geldik? Efendim, Kocaeli Aydınlar Ocağı Kurucu Başkanı Dr. H. İbrahim Kahraman telefonda adeta haykırıyordu... Değerli dostum türbanla ilgili tartışmalardan ikrah geldiğini beyanla Halide Edip Adıvar’ın meclise, hatta meclisten çok önce Silahlı kuvvetlere türbanı ve feracesiyle girdiğini, sayısız hizmetler verdiğini hatırlattı. Elhâk doğrudur. Ancak günübirlik sathi gündemler, sığ değerlendirmeler ve gereksiz tartışmalarla detaylara takılıp kalmaktan ana meselelere fırsat mı var? “Sinekli bakkal” romanı ile 1942 yılında CHP Roman Ödülü de alan bu insan tıpkı Zübeyde Hanım ve Latife Hanımlar gibi türbanlı ve feraceli... Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 79’uncu kuruluş yılında tartışılan konuya bakın! Türbanlı milletvekilleri başını açsın mı, açmasın mı? İnsaf yahu! Binlerce gencin hayatını karartıp en tabii okuma ve kendilerini geliştirme haklarını ellerinden aldınız!.. Siyasal simge adı altında ürettiğiniz muhal bir suçlama ile nice beyinleri ıskartaya çıkarttınız!.. Eğitim öğretimdeki huzur ve istikrarı tahrip ederek samimi inançlı Müslümanlar’ı rencide ettiniz!.. Şimdi de seçime türbanla katılıp, belki de türbanlı olduğu için, milletin reyini alan bayanların türbanına taktınız. Bu tür dayatmacı ve diktacı tutumların hiç kimseye yarar sağlamayacağını hâlâ anlayamadınız. Bari Halide Onbaşı’nın, Lâtife Hanımın ve Zübeyde Hanımın hayat ve kıyafetinden ders alınız! İnanan kitleleri, lütfen rahat bırakınız!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT