BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl bir yönetici

Nasıl bir yönetici

Her devirde romantik genç kızların beyaz atlı prenslerini bekleyişi gibi ben de her seçim sonunda halkı tanıyan, halkı bilen, zengin-fakir, sağ-sol ayırımı yapmadan .......



Her devirde romantik genç kızların beyaz atlı prenslerini bekleyişi gibi ben de her seçim sonunda halkı tanıyan, halkı bilen, zengin-fakir, sağ-sol ayırımı yapmadan acılarında ve sevinçlerinde halkla omuz omuza olan; özü sözü doğru, gözü tok, bilgelikten nasibini almış; adaletli, anlayışlı ve hoşgörülü gerçek yöneticiler bekledim. Beyaz atlı prensler gibi böylesi yöneticiler de hiç olmadı aslında. Yönetime talip olanlar, seçim döneminin dışında halka hiç yanaşmadılar. Onların halinden anlamadılar; şikayet ve feryatlarına hep kulak tıkadılar. Halkla bire bir ilişkide olacaklarına lüks otel lobilerinde siyaset yaptılar. Zenginlerle kol kola girmeyi tercih ettiler. Politikaya atılmayı bir çıkar işi olarak gördüler. Çıkarlarını kim karşılıyorsa o tarafa döndüler. Şu veya bu şekilde fedakarlık gerektiğinde hep tepeden baktıkları; (son günlerde sessiz çoğunluk) denilen ihmal edilmiş, güçsüz, torpilsiz halk kesiminden beklediler. Rahmetli Turgut Özal, televizyonda yayınlanan “İcraatın İçinden” programında yaptığı mutad konuşmalarının birinde Anadolu’nun ücra bir köşesinden kendisini gece yarısı arayan bir vatandaşla uzun uzun sohbet edip dertleştiğini anlatmıştı. Şaşırmış ve heyecanlanmıştım. Bilmem ne köyünden?.. Gece yarısı?.. Cumhurbaşkanına telefon edeceksin?.. Ve karşına çıkacak?... Sohbet edeceksin? Olacak şey miydi? Biz buna alışkın mıydık? Vatandaşıyla böylesi bir yakınlığı ancak benim hayalimdeki yönetici kurabilirdi. Oysa gerçekte bırakın cumhurbaşkanını, bir kurumun amiriyle veya ne bileyim, bir belediye başkanıyla hangi vatandaş istediğinde görüşebiliyor ki? Mevkiler sanki Olimpos dağı... Ulaşmak mümkün mü? Özel kalem müdürleri, sekreterler, korumalar halkla yönetici arasında öylesine bir barikat oluşturur ki aşabilene aşkolsun! Yöneticilerin istek ve emirleri böyle. Ama halkın istediği bu mu? O halk ki, yıllardır ezilmişliğe katlandı, geçim sıkıntısına katlandı, tepeden bakmalara katlandı, ıstıraplarına duyarsız kalanlara katlandı, şehit olan oğullarının acısına katlandı. “Birinci sınıf vatandaşlık” hep sözde kaldı. 18 Nisan seçimlerinin ardından çeşitli çevrelerde çeşitli yorumlar yapılıyor. Memnun olanlar da var, döğünenler de. Ayrıca herkesin beklentisi farklı. Benim beklentim her zamanki gibi hayalimdeki yöneticilerin gelmesi... Radikalci’lerin ileri sürdükleri gibi Ecevit’in soldan sağa kayması, Devlet Bahçeli’nin beyaz çorabı sevip sevmeyişi beni hiç ilgilendirmiyor. Ben, gönlümdeki yöneticileri bekliyorum. Halkla oturup halkla kalkan; ilkeli, kişilikli, adaletli, merhametli ve dürüst yöneticiler... Tertemiz, adaletli, insanca bir yönetim... Yıpranmamış kadrolardan umutluyum. Ayrıca, umudu sadece Ecevit’le sınırlamıyorum. Benim yöneticilerim geldiğinde biliyorum ki Türkiye pırıl pırıl bir vizyona sahip olacak. Halk, artık sözde değil, özde birinci sınıf vatandaşlığın keyfini yaşayacak. Nisan yağmurlarının umutları yeşerttiği bu dönemde bekleyelim ve görelim.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT