BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hıncal-Erman düellosu!

Hıncal-Erman düellosu!

Walt Disney’in ünlü çizgi filmi, Tom ve Jerry’yi bilirsiniz...



Walt Disney’in ünlü çizgi filmi, Tom ve Jerry’yi bilirsiniz... Bu ikili hiç geçinemez, sürekli birbirini kovalar. hep didişirler. Ama onların kavgaları hepimize sevimli gelir. Keyifle seyrederiz. Bizim Hıncal Uluç ile Erman Toroğlu da, yerli malı Tom ve Jerry olarak; sürekli didişiyor, dalaşıyor, birbirlerini kovalıyor. Kimin kimi hangi köşede kıstıracağı belli değil. Biri “Bak hocam” diye yükleniyor, öbürü “Sallama Erman” diye yanıt veriyordu. Bu tatlı didişmeyi önceleri, Tom ve Jerry seyreder gibi; hoşgörüyle karşılıyor, zaman zaman gülümsüyorduk. Ama Amerika’daki versiyonun sahibi Walt iken, bizde Halt olmağa başladı. İşin tadı-tuzu-biberi kaçtı, araya kan davası girdi. Eskiden cümleler KADİFE, takılmalar “LATİFE idi... Şimdi ana-avrat sövmeğe az kaldı! * * * İkisinin arasındaki didişme, kural tartışması konumundan çıktı; “Bu işi ben senden daha iyi biliyorum... Ben senden daha bilgiliyim” egosuna dönüştü. Yahu “Hep ben bilirim.. Hep ben bilirim” demeyin; biri çıkar, sizden daha iyi bilebilir. Alın size açık bir örnek: Hıncal Uluç, hafta içindeki yazısında “Ben FIFA’yı çok yakından izliyorum. İnternational Board kararlarını anında öğreniyorum. Ama Erman bunları bilmez” demiş. Hangi İnternational Board kararları Hıncal abi... O kurul kalkalı tam 6 yıl oldu. Tarihe gömüldü. Onun yerine, 1993 Şubat ayından beri; açık adı “Uluslararası Futbol Birliği Kurulu” anlamına gelen IFAB var.. Artık tüm futbol kuralları; bu kurul tarafından çıkarılıp onaylanıyor, yürürlüğe sokuluyor... “Ben her yeniliği çok yakından takip ederim” diyorsun ama; bak 6 yıl önce ortadan kalkan İnternational Board’dan haberin yok... Demek ki, insanlar hata yaparmış! * * * Ayrıca başka bir gafınız daha var. Erman hocaya yüklendiğiniz yazınızda; “18 içindeki 9 kusurlu hareket, 10’a çıktı... Ölçüsüz ve kontrolsüz hareket de, kusurlu hareketlere eklendi.” demişsiniz.. Maalesef, bu da yanlış! 1995 yazında yürürlüğe giren esas kural şu: Teknik tabirle “Tackle” denilen bir pozisyon... Futbolcu rakip cezaalanına girdiğinde; karşı savunma oyuncusunun topa kayarak ayakla müdahalesi... Önce topa dokunur, sonra rakip ayağına takılıp düşerse; bir şey yok... Ama topa müdahale edemediği halde, rakibi düşürüyorsa, penaltı! Bu pozisyona daha önce de, penaltı kararı veriliyordu. Ancak bu, İÇTİHAD düzeyinde işlerlik kazanıyordu. FIFA’nın resmi tanımıyla, bu Tackle konumu; eski 9 kusurlu hareket içinde bulunan tekme atmak, çelmelemek, rakibin üstüne sıçramak, tehlikeli şarj yapmak, vurmak, itmek, tükürmek, tutmak gibi hiçbir harekete uymuyordu. Sizin henüz duymadığınız Uluslararası Futbol Birliği Kurulu, yani IFAB; yukarıda izah ettiğim Tackle pozisyonunu, 1995 Mayıs ayından itibaren fiilen yürürlüğe soktu. Sizin 10. kusurlu hareket dediğiniz şey ise; “Rakibin üstüne sıçramak” tanımının; “Ölçüsüz, kontrolsuz hareket” tanımıyla kural metninde yer değiştirmesidir... Zaten, eski 9 kusurlu hareket içinde yeri vardı. Sadece anlamının kapsamı genişletildi. Aradaki bu farkı kaçırmış olmanız, şüphesiz ciddi bir hata... Ama siz bunu bilemediniz diye cahil mi olursunuz? Ya da ben bu biliyorum diye; ulema mı olurum? İkisi de değil! Herkesin öğreneceği, ya da öğreteceği bir şeyleri mutlaka vardır. Kariyerini ve karizmasını doruğa çıkarmış insanların, birbirini sınama hakkı yoktur. Güç ve bilgi gösterisi yapılmamalıdır. Önemli olan; bizim bildiklerimizden bir GALİP çıkması değil, SENTEZ çıkmasıdır. * * * Erman Toroğlu’nun Hıncal Uluç’a yönelik tavır ve üslubuna da karşıyım. Saygılı olmasını öğrenmeli... Aslında ikisi de değerli insanlar. Toroğlu’nun Maraton’daki başarısını kabulleniyorum.. Hıncal Uluç’un da, Türk spor basının yetiştirdiği çok büyük bir değer olduğundan asla kuşkum yok. Birbirimizin değerini kabullenmede, kıskanç olmayalım. Üstün olma egosundaki bilgi yarışı, sidik yarışıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT