BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SAHİPSİZLER

SAHİPSİZLER

Kaçamak bakışlarla Tarık’ı süzdü...



Annesi bir şaşkınlık içindeydi; ne söyleyeceğini bilemiyordu. Adeta damarlarından kanı çekiliyor gibiydi. Kendi gençlik, genç kızlık yıllarını düşünüyordu da... Neredeydi böyle serbestlik? Evleneceği erkeği hiç kendi başına seçebilir miydi? Gerçi bu durumun aileden aileye farklı olduğunu da bilmiyor değildi. Selma’nın, yani kızlarının babasını başlangıçta hiç istemediği halde, babasının zoruyla evlenmişti; zamanla onunla alışmış ve şimdi de çok mutluydu. Demek ki insan, birbirini tanıdıkça seviyordu!.. O genç kızlık yıllarında evlenmeyi düşünmediğini söylemeye cesaret ettiğinde, şimdi rahmetli olan babası çıkışmış: “Önce huy, sonra meslek, daha sonra da fizik yapısı...” demişti de başka bir şey dememişti. İşte şimdi sevdiği bir kocası ve mutluluğunun simgesi gül gibi iki kızı vardı. - An-ne!.. diye Selma tane tane konuştu. Sanki ağzından bir anne daha dökülmüştü. Yoksa kızının mutlu olacağına sevinmedin mi? Şunu iyi bilin ki, Tarık’tan başkasıyla asla evlenmem! Annesi bir düşten uyanır gibi bakındı. Birkaç saniye kızını süzdükten sonra konuştu: - Kızım, evlenmen için henüz erken değil mi? Hem sevdiğini sandığın erkeği iyice tetkik edebildin mi? Anarşist mi, hırsız mı, arsız mı?.. - Aaa, hakaret etme anne! diye Selma çıkıştı. Onun nasıl sevimli bir insan olduğunu, onu tanıyınca sen de anlayacaksın. Hem bir insanda aranan en büyük özelliği saymadın. - Deden ‘huy’ derdi. - Güzel huyun kaynağı nedir anne? Annesi düşündü. Sustu. - İman, değil mi? dedi Selma. - Ha, şimdi anlıyorum... dedi annesi. Artık neden yüzmeye falan gitmediğini, gitmek istemediğini şimdi anlıyorum. - Evet anne, Tarık benim her yönden değişmeme sebep oldu. Onunla evlenince kendime daha bir çekidüzen vereceğim. Anneannemin, “Allah’ını, Peygamberini bilen insandan zarar gelmez.” diye bir sözü hep kulaklarımda küpeydi. İşte Tarık böyle biri. İnan ki annem, birbirimizi ölesiye seviyoruz. Birbirimizden ayrı yaşamaya da sabrımız kalmadı artık. İzninle onu buraya getireceğim anne! Tanıştırmaya... İzin veriyorsun, değil mi? Annesi ne evet, ne de hayır dedi. Kızının içleri ışıl ışıl parlayan gözlerine dalgınlıkla bakıyordu.  Ertesi gün, aynı saatlerdeydi. Tarık’la dışarda buluşan Selma, onu evlerine getirmişti. Artık evliliklerine doğru adım adım yaklaştıklarını seziyorlardı. - Hoş geldiniz! dedi Selma’nın annesi Tarık’ı süzerken. - Hoş bulduk! diye Tarık da karşılık verdi ve elindeki büyük çiçek buketini Selma’ya verdi. Çok sevinçli görünen Selma, hemen harekete geçerek sevdiği genç adamla annesini usulen tanıştırdı. Daha Tarık yerine oturur oturmaz da coşkulu ve samimi bir ses tonuyla ne içeceğini sordu. - Hiç zahmet olmasın, dedi Tarık. - Aa, yoksa utanıyor musun? diye Selma aynı coşkulu sesiyle karşılık verdi. Yabancı bir yerde değilsin ki... - O halde sen bilirsin ne içeceğimi! Onların birbirlerini iyice tanıdıklarına tanık olan Selma’nın annesi, sürekli kaçamak bakışlarla Tarık’ı süzüyordu. - Biliyorum çay... dedi Selma çok tatlı gülümseyerek, içine de bir dilim limon... diyerek mutfağa geçti. O sırada Tarık’ın gözleri ise yerdeki halının desenlerindeydi. Sonra çekingen bakışlarını yerden kaldırdı ve odanın içini görmeye çalıştı. Tipik bir şekilde içinde süs eşyaları bulunan önü vitrinli bir dolap, bir televizyon, bir müzik seti, iki raflı bir asma kitaplık, bir açılır somya ve dört koltuk göze çarpan ilk eşyalardı. Tavanda beş ampüllü ve laleye benzeyen bir avize vardı. ‘Kahveci Güzeli’ diye tanımlanan bir duvar halısı, üstünde kuğu resimleri bulunan bir takvim ve pilli bir saat de duvarları süslüyordu. - Selma sizden anlattı biraz... Tarık başını çevirip, konuşan kadının yüzüne baktı. Kapıdan girerken, “Hoş geldiniz!” derken sanki hiç görmemiş gibi, gelecekte kaynanası olacak genç kadının yüzüne dikkatle baktı. Birden yüzü kızardı, başını önüne eğdi. - Biliyorum, dedi. Ben de onun için geldim buraya. Aslında erkeksiz bir eve, hem de ailesiz bir şekilde gelmem yakışıksız bir durum. Fakat burada yalnız olduğum için bu tanışma işi uzayacaktı... Biraz da Selma’yı kıramayarak ve duygularımı yenemeyerek geldim işte. Kendimi biraz suçlu hissediyorum, böyle gelişimi ne olur affedin! Selma’nın annesi Müşerref Hanım, karşısındaki delikanlının hareketlerinden, konuşmasından ve bakışlarından onun nasıl bir kişi olduğunu kestirmeye çalışıyordu. - Kızım, işçi olduğunuzu söyledi. Tarık başını kaldırıp baktı. Bu sözde ne gibi bir yargının olduğunu kafasının içinde yordu. Bu ülkeye turist gelen ve kaçak çalışan birinin işçi olması, çok büyük, önemli ve sevindirici bir olay sayılırdı. - DEVAMI YARIN -
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT