BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sigorta Dünyası

Sigorta Dünyası

Sektördeki krizin sebebi yanlış politikalar



Kısa vadeli hareket edildiği için yapılan yanlışlıkların başında serbest tarife rejiminin yanlış anlaşılması var. Fiyatlar serbest bırakılınca kıyasıya bir rekabet başladı. Teknik kârlılık hesaplanmadan fiyatlar verildi. Çünkü bu şirketler için önemli olan kâr etmek değil istihsalde öne geçmekti. Sigorta şirketlerinin kâr etmek için kurulmuş ticarethaneler olduğu unutuldu. Genel olarak piyasaya hakim olan kötüye gidişten sigorta sektörü de nasibini aldı. Bilançolarında zarar gözüken şirketlerin sayısı hiç de az değil. Bu durum yaşamakta olduğumuz kriz ortamına bağlanırken EGS Genel Müdür Yardımcısı Serdar Tufan, “Şirketlerdeki bu kötüye gidişi kriz ortamına değil uygulanan yanlış politikalara bağlamak gerekir” dedi. Sektörde bazı şirketlerin mali bünyelerinin bozuk olduğu, bu şirketlerin ödeme zorluğu içinde bulunduğu bilinen bir gerçektir. Bu kötü durumun global krizden ya da Türkiye’nin içinde bulunduğu istikrarsızlıktan kaynaklandığı söyleniyor. Oysa kötü bilançoların gerçek sebebi sektörde uygulanan yanlış politikalardır. KÂRLILIK HESAPLANMADAN FİYAT VERİLDİ Uzun vadeler düşünülmeden hareket edildiği için yapılan yanlışlıkların başında serbest tarife rejiminin yanlış anlaşılması var. Fiyatlar serbest bırakılınca kıyasıya bir rekabet başladı. Teknik kârlılık hesaplanmadan fiyatlar verildi. Çünkü bu şirketler için önemli olan kâr etmek değil istihsalde öne geçmekti. Sigorta şirketlerinin kâr etmek için kurulmuş ticarethaneler olduğu unutuldu. Oysa yatırımcı bir şirkete sermaye koyarken bu işletmeden mali kâra ilave olarak bir gelir bekler. Eğer gelir beklentisi olmasa işletmelere yatırılan para sermaye piyasalarında değerlendirilebilir. Rekabette de öyle bir noktaya gelindi ki prim almadan sigorta yapanlar olduğunu söylemek abartı olmaz. Yangın teminatlarına uygulanan primler bu durum için iyi bir örnek. Sektördeki durum öyle çözümsüz bir boyutta ki bazı şirketler, zaten alamayacaklarını tahmin ettikleri işlere inanılmayacak derecede düşük fiyatlar verip rakip şirketleri zor durumda bırakmaktalar. Bu aşırı rekabet ortamı içinde mali bünyeleri zayıflayan sigorta şirketleri, hasar ödemelerini çok geciktirdikleri için düşük primlerle kazandıkları sigortalılarını da zor durumda bırakmaktalar. Sigorta sektöründeki aşırı rekabetten etkilenen bir başka kesim de reasürörler... Reasürans şirketleri bu kötü neticelerden hisseleri oranında etkilendiler ve piyasaya fiyatları yükseltmek konusunda baskı yapmaya başladılar. Sigorta sektörünün çok yakındığı prim tahsilatı konusunda 1994 yılında çıkan yasa ile devlet yardıma geldi. 1995 ve 1996 yıllarında şirketler alacaklarını bu sayede toplamaya başladılar. Tam sistemin oturduğu bir zamanda kanun hükmündeki kararnamenin Anayasa Mahkemesinde iptali ile bazı şirketler maalesef acentelerine ve müşterilerine ödemede de taviz vermeye başladılar. Böylece teknik kârın olmadığı bir ortamda prim tahsilatları şirketlerin eliyle uzun vadelere yayıldı. Hasar olduğunda da ödemeler ya sermayeden yapıldı ya da geciktirildi. Bütün bu birikimler iki üç yıl tekrar edildiği için bilançolarda bugün gördüğümüz neticeleri yadırgamamak gerekir. Bütün bu olumsuzlukların yanında son altı aydır aracılara verilen komisyonların serbest bırakılması da tartışılmaya başlandı. Komisyon serbestisi de fiyat rekabeti gibi algılanır da “en çok komisyonu ben veriyorum” diyen şirketler ortaya çıkarsa çöküş iyice hızlanacaktır. Netice olarak sigortacılık sektöründe sayıları onu bulan şirketlerin zarar etmesi, başka şirketlerin de adım adım aynı duruma düşmeleri, uzun vadeli düşünmemekten kaynaklanmaktadır. ŞİRKETLER BİRLEŞİYOR Sektörde şirketlerin mali bünyelerinin zayıf olmasından kaynaklandığı söylenilen şirket evliliklerinin sebebi ise birleşme gerçekleştiren şirketlerin kötü durumda olmasından çok sözkonusu şirketlerin yabancı ana ortaklarının şirket evliliği yapmalarıdır. Doğal olarak ana şirketler birleşince iştirakleri de birleşmekteler. Yine birtakım şirketler de sermaye grubu değiştiği için birleşmektedirler. Çizdiğimiz karamsar tablo 1999 yılında da aynı şekilde sürecek gibi görünüyor. Dünyadaki global krizin sektöre yansımaları dalga dalga gelmekte. Türkiye’nin yaşadığı siyasi istikrarsızlık da eklenirse ilk altı aya kayıp gözüyle bakmak gerekir. Ancak ikinci altı ayda sorunlar aşılırsa, sektörde hedeflere % 75 oranında bile olsa ulaşılabileceği söylenebilir. Trafik Pulu kaldırılmalı - “Yıllardır tatbik edilen trafik poliçelerine iliştirilmiş olan trafik pulları, sigortalılar tarafından kullanılmaması ve ilgili kurumlar tarafından denetiminin yapılmaması nedeniyle amacına ulaşamamıştır. Bu şartlarda uygulamaya devam edilmesi hem pulların yurtdışından ithal edilmesi nedeniyle israfa hem de poliçe üretiminde zaman kaybına yol açmaktadır.” - “1999 yılında, aynı nedenlerle, Maliye Bakanlığı taşıt vergileriyle beraber verilen vergi pullarını yürürlükten kaldırmıştır. İsviçre Sigorta olarak biz, bu konuyla ilgili yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını ve 2000’li yıllarda trafik poliçelerinde bu pulların kullanılmamasını istiyoruz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT