BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Büyük çınar dikkatini çekti!

Büyük çınar dikkatini çekti!

Tosun Bey ve yanındakiler, gözleri kilisenin dış kapısında, endişe içinde, Yusuf’un çıkmasını bekliyorlardı. Fakat Yusuf, bir türlü dışarı çıkmıyordu. Tosun Bey, yanan pencereden kilisenin içine baktı. Çatı çökmüştü, içerde canlı kalmak imkansızdı. Tosun Bey, iyice endişelendi. Yusuf’un içeri girmesine müsaade etmekle iyi etmemiş miydi?



Tosun Bey ve yanındakiler, gözleri kilisenin dış kapısında, endişe içinde, Yusuf’un çıkmasını bekliyorlardı. Fakat Yusuf, bir türlü dışarı çıkmıyordu. Tosun Bey, yanan pencereden kilisenin içine baktı. Çatı çökmüştü, içerde canlı kalmak imkansızdı. Tosun Bey, iyice endişelendi. Yusuf’un içeri girmesine müsaade etmekle iyi etmemiş miydi? Yanan kalaslar, kuleden kilisenin içine çıkan yolu tamamen kapatmışlardı. Çıkış imkanı yoktu. Alevler, Yusuf’un yüzüne sıcak sıcak vuruyordu. Merdivenler ısınmıştı. Acele geri döndü. Merdivenleri çıkarak kulenin balkonuna ulaştı. Buradan aşağı inmek çok zordu. Ne yapacağını bilemedi. Nadya’yı yere koydu. Aşağı baktı, Tosun Bey’i, kilisenin pencelerinden içeri bakarken gördü ve seslendi: -Tosun Bey! Tosun Bey! Tosun Bey, Yusuf’u duymuştu. Kulenin balkonuna baktı. Yusuf oradaydı. Yusuf’u görmek Tosun Beyi kardeşine kavuşmuş gibi sevindirdi. -Bre Yusuf! Halin nicedir? Bizi endişelendirdin. -Beyim, burda mahsur kaldık? Merdivenleeden inilmiyeri. Tosun Bey, hemen çevresine şöyle bir baktı. Balkon çok yüksekti. Merdiven dayamak veya ip atmak imkansızdı. Tosun Bey, çare için kendini zorlarken, kuleye paralel uzanan büyük çınar ağacı dikkatini çekti. Atının üzerindeki urganı getirmelerini söyledi. Kulenin balkonundaysa Yusuf, çaresizce etrafına bakıyor, Tosun Bey’den gelecek imdatı bekliyordu. Fakat, o da Tosun Bey’in kendilerine nasıl yardımda bulunabilceğini çözememişti. Taşlar iyice ısınmıştı. Yere zor basıyordu. Kenarda kendini bilmeden yatan Nadya’ya baktı. Kader, bu kızla yollarını sık sık kesiştiriyordu. Nadya’yı boğulmaktan kurtarması, Rüstem Ağa’nın bahçesinde karşılaşmaları, Nadya’nın kırmızı gülünü niyet çömleğinden çekişi, Nadya’nın onu kuleden çıkarması ve şimdi ateşin ortasında buluşmaları. Bütün bunlar neyin nesiydi, neyin işaretiydi. Bunları aklına getiren Yusuf, “İlla bi şeyin işareti ulması şart mı” diye söylenerek, yollarının kesişmesine bir sebep arayışına kızdı. Balkonda sıcaklık dayanılmaz hale gelmişti... Yusuf, Tosun Bey’in ne yaptığını merak ediyordu. Onun, kulenin hemen dibindeki çınara tırmanmak için çalıştığını görünce ne yapmak istediğini anladı. Tosun Bey’in pratik zekasına bir kez daha hayran oldu. Belinden kuşağını (*) çözdü. Nadya’yı belinden sıkıca bağladı ve Tosun Bey’in işaretini beklemeğe başladı. Bu arada, mescitten çıkarılan kadınlar merakla olacakları bekliyorlardı. * DEVAMI YARIN ......... (*) Rumeli’de Türk erkekleri, bellerine kuşak denilen, 2-3 metre uzunluğunda, 20-30 cm genişliğinde pamuktan dokuma bez sararlardı. Bu bez, hem sıhhati korurdu, hem de sıkışık zamanlarda silah vazifesi yapardı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT