BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SİNE-HABER

SİNE-HABER

Michael Douglas, bir psikiyatristi oynadığı “Sakın Konuşma” isimli son filminde, kızını fidyecilerden kurtarmak için hiç konuşmayan hastasını konuşturmak zorundadır.



Kızımı istiyorum ‘Trafik” filminden sonra uzun zaman beyazperdeden uzak kalan, daha çok evliliği ile gündeme gelen Michael Douglas suskunluğunu “Sakın Konuşma” filmi ile bozdu. Dr. Nathan Conrad adlı ünlü bir psikiyatristin kızının kaçırılmasını konu alan çalışma belli bir türün sınırları içinde gezinen klasik anlamda bir gerilim filmi. Dr.Nathan (Michael Douglas), karısı Aggie (Famke Janssen) ve sekiz yaşındaki kızları Jeessie (Sky McCole) ile yaşadığı mutlu hayatı, arkadaş hatırı üzerine tedaviyi kabul ettiği son hastası yüzünden allak bullak oluyor. Elisabeth adındaki hasta geçmişinde yaşadığı dehşet verici bir olay sonucu tedaviye cevap veremez duruma gelmiştir. Oyalayan bir film Son yıllarda özellikle “Kiss The Girls” filminde olduğu gibi gerilim çeşitlemeleriyle dikkat çeken yönetmen Fleder’in giderek bu türde uzmanlaştığını ispatlayan “Sakın Konuşma” yazar Andrew Klavan’ın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanmış. Bir parça psikoloji bilimine ve insan beyninin bilinmediklerine doğru yol alan ama çıkmaza geldiğinde hemen geri dönüşlerle esas amacına hedefleniyor. Yine de kendi içinde tutarlı sahneleriyle izleyeni oyalayan bir film olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Göz dolduruyor Dr. Mathan’ın asıl ilgilendiği hasta kızın söyleyeceği bir kaç sayıdır. Elisabeth’in bildiği şifreyi eğer verilen zamanında öğrenemezse kaçırılan kızı öldürülecektir. Ancak ustalığını kullanıp sayıyı öğrenmek ve kötülere söylemek suretiyle kızını kurtarabilecektir. Dr. Nathan, bilinen bir yönteme başvuruyor ve onu yıllar önce yaşadığı korkunç olaya geri döndürerek yüzleşmesini sağlıyor. “Sakın Konuşma”da bir hayli yaşlanmış olarak karşımıza çıkan Michael Douglas, genç oyuncularla yine göz dolduruyor ve kendisinden söz ettirmesini biliyor. Filmin künyesi Sakın Konuşma “Dont’t Say A Word” HHH Yönetmen: Gary Fleder Senaryo: Anthony Peckham Oyuncular: Micheal Douglas, Brittany Murphy, Sean Bean, Famke Janssen Casus-terzi oyunu Son James Bond olarak ünlenen Pierce Brosnan, casusluk kariyesine John Boorman’ın “Panama Terzisi”yle devam ediyor. Ama bu olaya James Bond yerine sinsi hatta kimi zaman kötü karakterli bir casus terketmiş. Filmde para aklama ve uyuşturucu trafiğinin kol gezdiği Panama’dayız. İngiliz casus Andy (Pierce Brosnan), gizli bilgilerin peşinde Panama’ya sürgün edilmiştir. Görevi Panama Kanalı üzerine oynanan oyunları gün ışığına çıkarmaktır. Kaynak olarak mühim kişilerin terzisi olması itibariyle Harry’yi (Geoffrey Rush) seçiyor. Andy’nin İngiliz hükümetine faydalı olabilmesi için gizli bilgilere, borç içindeki Harry’nin de ailesini sağlama alabilmesi için paraya ihtiyacı vardır. Beraber çalışmalarına rağmen ikilinin birbirlerine güvenmemekte ne kadar haklı oldukları kısa sürede ortaya çıkar. “Panama Terzisi” maceraya ve detaylı karakter tasvirlerine ağırlık veriyor. Aynı zamanda Panama’dan hoş görüntüler eşliğinde toplumun hayatı hakkında bilgiler veriyor. Uzakdoğu motifleri “Nikita”, “Beşinci Güç” ve “Leon” filmlerinin yönetmeni Luc Besson “Ejderin Öpücüğü”nün yapımcısı ve senaristi. Filmde başrolleri Bruce Lee ve Jackie Chan’dan sonra Uzakdoğu’nun üçüncü kuşak dövüşçüsü oyuncusu Jet Li ile Fonda ailesinin sonuncusu Bridget Fonda paylaşıyorlar. Liu, Çin’in en iyi ajanlarındandır. Şangay’dan görev için Paris’e gelir. Fakat gerçek şu ki, kendisi bile neyin peşinde olduğunu bilmez. Aslında Fransız polisiyle işbirliği yaparak bir kaçakçının peşindedir. Bir kaç ipucu Liu’yu zalim polis Richard’la tanışmasına sebep olur ve kısa sürede işlemediği bir cinayeti zanlısı konumuna düşer. Ve talihsiz adam kendini bir komplonun içinde bulur. Zorba Richard’la mücadelesinde Liu’ya Jessica adında bir kadın yardım edecektir. Güçlerini birleştirerek savaşa girişirler. Diğer filmlerinde sergilemeye fırsat bulamadığı marifetlerini “Ejderin Öpücüğü”nde gösterir. Liu, fırsat buldukça Uzakdoğu dövüşçülerinin geleneklerini sergiler. Arnold kurtaracak Fritz Lang’ın 1931 tarihli eseri “M”, bir Alman şehrinin başına bela olan çocuk katilinin yakalanış öyküsünü anlatır. Bu sapığı ele geçirmek için başlatılan avın en ilginç yanı, normalde polisten kaçan diğer suçluların da katilin peşine düşmesi... “Romeo Ölmeli”nin yönetmeni Andrzej Bartkowiak, Lang’ın klasiğini günümüz Amerika’sına uyarlayacak. Arnold Schwarzenegger, prensip olarak filme “evet” dedi ve büyük bir ihtimalle yapımcılarla anlaşacak. Shrek rekor kırıyor Piyasaya çıkmasının üstünden sadece 4 hafta geçmesine rağmen “Shrek” DVD’si tüm zamanların en çok satılan DVD’si olma unvanını ele geçirdi. Daha önce “Gladiator” 5 milyon adet ile rekoru elinde bulunduruyordu. Shrek ise geçen haftasonu itibari ile 5.5 milyon rakamına ulaştı. DreamWorks stüdyosu yaklaşan yılbaşı tatili sebebiyle satışların büyük hızla devam etmesini beklediğini, bu yüzden ek üretim yapmaya başladığını açıkladı. Kidman ve Carrey “Pleasantville”in yönetmeni olarak tanınan Gary Ross, “Dog Years” (Köpek Yılları) adlı bir komedi üzerinde çalışmaya başladı. Film, karısının hayaleti tarafından rahat bırakılmayan bir adamın öyküsünü anlatacak. Oyuncu, ne zaman bir başkasıyla yakınlaşsa, hayalet hanım devreye giriyor ve işleri alt üst ediyor. Başrol adayları ise Jim Carrey ve Nicole Kidman.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT