BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dönen dolaplar ve tezgâhlanan yeni oyunlar...

Dönen dolaplar ve tezgâhlanan yeni oyunlar...

İzin verirseniz bugün sizlerle birlikte biraz zihin jimnastiği yapalım! Yedi Eylül’den (Onbir Eylül’den dört gün önce) bu tarafa sahneye konan oyunları ve tezgâhta dokunan yenilerini biraz olsun anlayabilmek için bazı sorular sormak icap ediyor...



İzin verirseniz bugün sizlerle birlikte biraz zihin jimnastiği yapalım! Yedi Eylül’den (Onbir Eylül’den dört gün önce) bu tarafa sahneye konan oyunları ve tezgâhta dokunan yenilerini biraz olsun anlayabilmek için bazı sorular sormak icap ediyor... Bu yapılmadığı takdirde dünkü bazı gazetelerde manşete kadar taşınan, (HANİ AFGANİSTAN’DA SAVAŞ OTUZ YIL SÜRECEKTİ?!.) diye başlayan ve dünyanın bellibaşlı strateji uzmanlarının, bu sahada ünlü büyük yayın organlarının ve daha pek çok yetkili- yetkisiz, sivil-asker kişinin niçin yanılmış gibi göründüğü, daha doğrusu savaşın bu kadar çabuk biteceğini niçin kestiremediğini anlamak mümkün olmayacaktır. Bu soruları gelişigüzel, herhangi bir sıraya filan koymadan da sorabiliriz; 11 Eylül’den tam dört gün önce Afganistan Savunma eski Bakanı ve Ruslara karşı direnişinden dolayı “Panşir Aslanı” diye meşhur edilen 49 yaşındaki inşaat mühendisi Ahmet Şah Mesud’un Cezayirli gazeteciler diye açıklanan iki kişi tarafından kameranın içine sakladıkları bomba ile ve intihar saldırısı yapılarak öldürülmesi, 11 Eylülden önce Afganistan’ın hedef olarak seçildiği yönünde kuvvetli bir işaret veriyor mu, vermiyor mu? 11 Eylül’deki Saldırıların esrarı üzerindeki perde bugüne kadar biraz olsun kaldırıldı mı? Yoksa zihinleri daha da karıştıracak şarbon saldırıları ile unutturuldu mu? Saldırı günü İsrail tarafından derhal kayıp olarak ilan edilen, ama daha sonra o gün ikiz kulelerdeki işlerinin başına gelmedikleri anlaşılan dört bin İsrail vatandaşı ile halen tutuklu bulundukları bildirilen diğer beşinin ahvali ne menem şeydir? Bu konuda dünya medyasına yansıyan haberler yeterince dikkat çekiyor mu? Biyolojik silah ve tabii (şarbon) üretiminde çalışmış olan Harvardlı profesörün kaybolması ve hemen akabinde şarbon sapığı diye yakalanan kişinin şarbon vakaları ile ne kadar ilgileri var? Şarbonu bahane edip Saddam Hüseyin’i devirmek isteyen “Şahin Kanat”ın planları suya mı düştü, yoksa senaryo mu değişti? Afganistan’da “Mücahitler” diye kısaca tanıtılan bütün gruplar Sovyetlere karşı ABD’den önemli destek görmüştü. Ama daha sonra bunları devre dışı bırakan ve yaklaşık beş yıl süren iç savaşta bu defa “Taliban” denilen grubun Amerika’dan destek gördüğü herkesce biliniyor. Peki ne oldu da Mücahitlerin yerini Taliban aldı? Pakistan’ın himayesinde, Amerika’nın gözetiminde iktidara gelen ve İslamiyetle alakası olmayan yığınla icraat yaptıktan sonra nasıl birden bire ABD düşmanı oluverdiler? Daha da önemlisi CIA tarafından özenle eğitilip güçlendirilen Usame Bin Ladin nasıl Amerika’nın hasm-ı canı oldu? Afganistan’da Taliban’ın bu kadar kısa zamanda çözülmesi gerçekten ABD’nin üstün askeri gücü sayesinde mi? Yoksa 23 seneden beri savaşmaktan bitap düşmüş ve herbirinin eli diğerinin gırtlağında olan Afganistan halkının zaten başından beri Talibana karşı olmasından ve onları benimsememesinden mi? Hani ne oldu Molla Ömer denen kişinin 40 bin kişilik gerilla ordusu? Bunların hepsi teslim mi oldu, yoksa toparlanıp tekrar savaşmak için dağlara mı çekildi? Yoksa Taliban bir palavradan mı ibaretti? En önemlisi Usame bin Ladin ne oldu? Yahut ne olacak? Gerçekten yakalanacak mı? Afganistan’ın iç dinamiklerini iyi bilen ve orada uzun yıllar savaştıktan sonra Türkiye’ye gelen bir zat bana şöyle dedi: “Eğer Usame Bin Ladin’i yakalarlarsa film bitecek! Onun için yakalamayacaklar...” Gerçekten 10 yıl önce Saddam’ı devirmeleri mümkün iken bunu yapmayıp Irak’ta filmi bitirmeyenler, Afganistan’da kısa kesecekler mi? Afganistan’da savaş gerçekten bitiyor mu? Yoksa daha yeni mi başlıyor? Çin’in ve Rusya’nın burada etkileri ne olacak? Bu iki önemli güç de İngiltere ve Almanya gibi ABD’nin yanında mı gerçekten? Ve en önemlisi Amerika gerçekten teröre karşı mı savaşıyor yoksa dünyaya nizamat verebilmek için bütün bunlar bir bahane miydi? Bu soru özellikle Türkiye’deki bazı (uzman) gazetecilerin dikkatine sunulur. Daha çok soru var ama, şimdilik sonuncusunu soralım; Dünyanın öteki büyük güçleri bu büyük oyunu yuttu mu, yahut yutacak mı?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT