BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Salkım Hanımın Taneleri” konusu saptırılıyor

“Salkım Hanımın Taneleri” konusu saptırılıyor

Evvela Deniz Som’un Cumhuriyet’te, daha sonra da Melih Aşık’ın Milliyet’te gündeme getirdiği “Salkım Hanımın Taneleri” filmi ile ilgili olarak başlayan tartışmanın saptırıldığını görüyoruz.



Evvela Deniz Som’un Cumhuriyet’te, daha sonra da Melih Aşık’ın Milliyet’te gündeme getirdiği “Salkım Hanımın Taneleri” filmi ile ilgili olarak başlayan tartışmanın saptırıldığını görüyoruz. Eleştirilen esas nokta, 1990’da Yunus Nadi Roman Ödülünü de kazanan Yılmaz Karakoyunlu’nun “Salkım Hanımın Taneleri” adlı romanı değil, bu romandan uyarlanan filmin senaryosunu yazan Ermeni asıllı senaristin romanın Musevî kahramanlarını Ermeni vatandaşlarına dönüştürmesidir. Bilindiği üzere Ermeni Lobisi, son yıllarda, Osmanlı Devletine yönelttiği ‘Soykırım’ iftirasını Mustafa Kemal’e ve kurduğu Cumhuriyet’e de bulaştırma çabası içinde bulunmakta, bu nedenle konuyu gündeme getirenler, gerçeklerden ve romandan sapmış bir senaryo ile, Ermeni Lobisi’nin arşivine bir filmin adeta armağan edilmesine tepki göstermektedirler. Senarist’in, zaman zaman, Mustafa Kemal’in öğretisine ve kurduğu Cumhuriyete yazılarıyla sataşan bir ikinci Cumhuriyetçi olması film senaryosunun maksatlı olarak değiştirildiği kuşkusunu oluşturmaktadır. Evet “Varlık Vergisi” ve özellikle uygulanış tarzı bir “Hukuk Ayıbı”dır. Ne var ki, saldırgan ve iftiracı bir Ermeni Lobisi, dünyanın çeşitli ülkelerinde anıtlar dikerek ve parlamentolardan Soykırım Tasarıları geçirerek, sözde Soykırım suçlamasıyla Türkiye Cumhuriyetini de mahkum ettirmeye çalışırken, varlık vergisi uygulamasını abartıp ve tahrif edip, bu “Suçlama Kampanyası”na adeta malzeme sağlamaya kalkışmak hoş karşılanamaz. Nitekim filmin senaryosuna itiraz eden bir köşe yazarı, haklı olarak; “Önümüzdeki yıllarda bu film, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye’yi tarih önünde mahkum etmeye çalışanlar tarafından aleyhimizde bol bol kullanılacaktır.” demektedir. Filmle ilgili tartışmada, kanaatimce haklı olarak, üzerinde durulan bir diğer husus, romandan uyarlanırken, senaryoda Musevî kahramanların Ermeni asıllı vatandaşlarımıza dönüştürülen bu filmin denetim kanallarından geçip geçmediği, ‘Gösterilebilir’ raporunu alıp almadığı ve bu filmin TRT ekranına nasıl çıktığı hususlarının iyice aydınlanmamış olmasıdır. Oysa, bu filmin bu şekilde TRT’de gösterilmesi, Melih Aşık’ın haklı olarak söylediği gibi -Türkiye’yi tarih önünde mahkûm etmeye çalışacaklar tarafından- “Devletçe de kabullenilmiş gerçekler olarak” aleyhimizde bol bol kullanılabilecektir. Ayrıca Hasan Pulur’un vurguladığı gibi, Ahmet Erçakır’ın “Yücel Yener’in bir çiftliği var TRT” diyen “Koltuk sevdası adlı kitapta yazılanlar ve fakat cevaplandırılmayanlar hatırlanınca bu filmin bu şekliyle yayınlanmasında TRT Genel Müdürü’nün davranış ve rolünün ne olduğunun Devlet Denetleme Kurulu tarafından tesbiti önem kazanmaktadır. Film yapımcısı ve değerli oyunculara söylenecek hiçbir şey olamaz. Ne var ki her konuya yetişen roman yazarı Karakoyunlu’nun değerli romanının senarist tarafından saptırılmasını önleyememesi kanaatimce önemli bir ihmaldir.
Kapat
KAPAT